Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
242
 

Sigorta attı bugün, ışıklar söndü …

Sigorta attı bugün, ışıklar söndü …
 

Bugün canım hiçbir şey yazmak istemiyor. 

Ama hiçbir şey… 

Peki o zaman niçin hala klavyenin tuşlarına basmaya devam ediyorum?.. 

Bunun adı can sıkıntısıdır, nikbinliktir, hayal kırıklıklarının ense kökümde yarattığı sızıdır. 

Yazmayı ben her zaman toplumsal bir sorumluluğun bir parçası olarak kabullendim ve uyguladım. 

Bilinçlenme, birleşme, örgütlenme ve genişleyip çoğalmanın lokomatifi olarak benimsedim, yaşamıma geçirdim. 

Ama bugünkü yazıda bunların hiç birisi yok… 

Çünkü o enerji kontak yaptı bugün!.. 

Sigorta attı. 

Işıklar söndü. 

Dünyamı zifiri bir karanlık kapladı. 

Göz gözü, gönül gönülü görmez oldu. 

Körlerin sofrasında, sağırlar diyaloğu içinde duyarsızlığın sığlığına gömülmüş cıvık bir bataklık sardı her bir yanımı… 

Ve bu gün gerçekten canım hiçbir şey yazmak istemiyor… 

İçinde debelenmekte olduğumuz “hiçlik”ten bile söz etmeyi istemiyor canım… 

İyisi mi, sevgili Oğuz Atay’a bırakayım bu gün sözü, O’ndan alıntı yaparak gidereyim canımın sıkıntısı… 

Şöyle yazıyor Oğuz Atay: 

“Bizim sorunumuz, “İn­sanımızın kişilik kazanma savaşının önemini henüz kavramamış olmasıdır. Kendisiyle hesaplaşma diye bir kavramın varlığından habersiz oluşundandır. Bunun için romanımız düzmecedir. Diya­lektik gibi gerçekten büyük kavramların gerisine sığınan cüceler ordusu oluşundandır. Köylünün sefil yaşayışı olgusu büyük ro­man yazmayı gerektirmez. Buna benzer sözler söyleyenlerin de as­lında sözlerinin anlamını kavramamaları da daha acıklı bir durum­dur. Halka büyük doğrular adına yalan söylemekten kurtulama­maktır sorunlardan biri. Kültürsüzlüktür. Ve en önemlisi, ne ken­dini ve ne de gerçeği sezememektir. Sezgisizliktir. Duyarsızlıktır. Kültür kopukluğudur.  

… Bir iki top­lumsal gerçeği bir yerden duyan insanın başka şeyleri duyamama­sından ileri gelen bir cahillik coşkunluğudur.  

… Bunları yazmanın da bir yararı yoktur aslında. Kişilik kazanmamış bir yarı aydınlar ortamında kimsenin yarım yamalak düşünce ve duygu “müktese­batı”nı irdelemeye, kendi edinimleriyle hesaplaşmaya niyeti yok­tur çünkü.” 

Ama gördünüz gibi yine yazmaktadır o koca Oğuz Atay… 

Bütün bunları yazmanın bir yararı olmadığını söylese de, yazma edimini sürdürmektedir inatla… 

Kültürsüzlüğün istila ve işgaline rağmen… 

Nesnel gerçeği ve kendi gerçeğini sezmenin, anlamanın ve sorgulamanın uzağında da olunsa… 

Sevgisiz, duyarsız bir kültür kopukluğu da yaşansa… Yazmaktadır! 

Yani hiçbir şey yazmak istemese de, yazmaya devam etmektedir. 

Çünkü yazmak bir eylemdir, toplumsal ve bireysel mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır. 

Çünkü bağnazlıkla, sığlıkla, kültürsüzlükle ancak, daha çok kültür, daha çok açıklık ve daha çok demokrasi ile mücadele edilebilir. 

Çünkü karanlık, ancak yakılacak bir ışık ile aydınlatılabilir. 

 

 

LÜTFEN “TIK”LAYINIZ: 

www.soruyusormak.com 

www.dnm-ler.com 

www.kitlecizgisi.com 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 911
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 468
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster