Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
797
 

Sıhhiye mitingi ve Aleviler'in talepleri

Sıhhiye mitingi ve Aleviler'in talepleri
 

Dün Sıhhiye Meydanı Aleviler’in yüz bin kişilik mitingine sahne oldu. Miting, eşit bir yurttaşlığa duyulan özlemin resmiydi, aslında.

Yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan Alevilerin yoksun olduğunu düşündüğü bazı hakların kendilerine verilmesini resmediyordu, bu miting.

Haklarıydı da, bu topraklarda onlar da vergi veriyor, bu vatan için onlar da askerlik yapıyorlardı.

Bu coşkun kalabalığın istedikleri eşitlik idi. Maalesef bu kardeşlerimize Çorum’da, Maraş’ta ve Sivas’ta yapılanlar insanlık duygusunu kaybetmemiş herkesin vicdanını yaralamaktadır.

Aleviler, yüzyıllardır Anadolu Coğrafyası’nda beraber yaşadılar Sünni kardeşleriyle. Kız alıp kız verdiler, beraber güldüler, beraber ağladılar.

Peki, sonra neden ekildi, bu ayrılık tohumları?

Cevabı basit. Bizi dışarıdan yok edemeyenler Kürt-Türk diyerek, Sağ-sol diyerek, Alevi-Sünni diyerek ayırmaya çalışanlar vardı.

Fakat onlara inat biz asırlarca kardeşçe yaşadığımız bu coğrafyada yine yaşayacağız, ebediyete kadar.

Bu sözlerden sonra Alevilerin meydanlarda yükselen taleplerine değinmek istiyorum.

1)Zorunlu Din Dersleri’nin Kaldırılması:

Aleviler’in, mitingde belirttiği dört talepten biri zorunlu din derslerinin kaldırılması idi. Bu talebi Avrupa bazında mukayese edersek, Avrupa’da da din dersi var olup Hıristiyan olmayanların bu derslere icabet etme zorunluluğu yoktur.

Kaldı ki Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan millettaşlarımız bu mevzuuda bir zorluk çekmemektedirler.

Bundan dolayı böyle bir mesele yoktur. Fakat buna rağmen Alevi kardeşlerimizin hassasiyetlerini ele alarak husus eten Alevilik-Bektaşilik ile alakalı dersler Milli Eğitim Müfredatı’na girebilir.

Yani Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine icabet etmeyen Alevi kökenli öğrencilerimiz Alevi-Bektaşilik dersinin müfredattaki mevcudiyetiyle bu dersten mesul olabilir.

2)Cem evleri’nin İbadethane Sayılması:

Bu hususta yıllardır söz konusu kesimin ısrarla üzerinde durduğu taleplerden biridir. Söz konusu husus dünkü mitingde yer almıştır. Aleviler’in ibadetini yerine getirdikleri Cem evlerinin devlet tarafından ibadethane olarak sayılması bu topraklarda Alevi-Sünni ayrımını körüklemek suretiyle ülkemizde kutuplaşma yaratmak isteyen çevrelere en net cevap olacaktır.

Aynı zamanda hükümetin Alevilerin organize ettiği muharrem iftarına iştirak etmesi suretiyle attığı adım cem evlerine ibadethane statüsü verilmesiyle barış ve dostluğu ziyadesiyle güçlendirecektir.

Devlet, içinde ki bu kesime sağlayacağı esneklikle barış, kardeşlik ve dostluğu daha da pekiştirecektir.

Cemevleri’nin ibadethane statüsüne kavuşması özgürlükler mevzuunda ülkemizi köşeye sıkıştırmak isteyen çevrelerin ellerinde ki bu kozunu izole edecektir.

3)Alevi Köyleri’ne Cami Yapılmaması:

Üçüncü bir hususta Aleviler’in kendi köylerine cami yapılmaması isteğiydi. Bu istek de devlet tarafından teşvik edilebilir. Zaten Alevilerin büyük bir çoğunluğunun camiden çok cemevine gittiğini düşündüğümüzde söz konusu kesimin köylerine cami yapılmasının da pek mantığı olduğu söylenemez.

Gidilmeyip içi boş kaldıktan sonra camiinin orada var olması veya inşa edilmesi yapan kişi, topluluk veya halka ancak masraf olacaktır.

Bunun yerine devlet Alevilerin yerleşim yerlerinde cem evi inşası için bu kesime Sünni kesime olduğu gibi destek verebilir.

Bu tür tedbirler, söz konusu kesime ayrım yapılmadığı konusunda devletin teminatını güçlü kılacaktır.

4)Diyanet’in Lağvedilmesi:

Miting’de yer alan dördüncü ve son talep de Diyanet’in Lağvedilmesi(kaldırılması) isteği idi.

Şunu ehemmiyetle belirtmeliyim ki bu talebin gerçekleştirilmesi Aleviler’den çok irticacı ve onu destekleyenlerin rejim aleyhine halka propaganda yapması bakımından ellerine çok büyük koz verecektir. Çünkü bu kurumun kapatılması denetimsiz yani söz konusu kesimin denetiminde ki Kur’an Kursları’nın hız kazanmasına yol açacaktır.

Diyanet’in kapatılması irtica kesiminin aleviler ve rejim aleyhine halk arasında nifak tohumları saçabilecek tehlikeli teşebbüslere yönelmesine sebebiyet verebilir.

Bunun içindir ki bu kurumun kapatılması yerine aynı statü de ve eşit şartlarda muamele görecek söz konusu kesime özgü bir başka kurum kurulabilir.

Netice itibariyle; hepimiz bu toprakların parçasıyız. Alevi-Sünni, Türk-Kürt, Çerkez, Müslüman-gayrimüslim, bu vatanın çocuklarıyız.

Biz bir aileyiz ve bu aileyi parçalamak isteyenlere asla müsamaha göstermemeliyiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazıydı. Konu bütünlüğü açısından da, şeklen de. Ama en önemlisi insani açıdan yaklaşımınız çok değerliydi. Ama yazınıza gelen Hüseyin Çelik adlı okurunuzun yorumu "aslında" ayrılıkçı düşüncenin ne olduğunu gösteriyor. 1 Aleviye 14 Müslüman istatistiği bir grubun diğerini nereye koyduğu göstermesi açısından önemli. O zaman Dünyada 1 Müslümana düşen 100 Çinliye ne demeli... Harun Bey, Alevilerin taleplerine gelince, zaten Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyette öyleydi... sevgi ve saygılarımla.

Mustafa Tayfun 
 12.11.2008 14:35
 

başbaglardan neden bahsetmedin,kendisine hak eşitlik isteyen aleviler benim anamın başörtüsüne saldırıyor bu nasıl hak istemektir hem bu ülkede 1 aleviye 14 müslüman düşerken fazlada havalanmamak gerekir

HÜSEYIN ÇELIK 
 11.11.2008 13:16
Cevap :
Saygıdeğer Hüeyin ÇELİK Kardeşim Senin annene yapılan haksızlıkları tasvip etmem tabii ki söz konusu olamaz. Benim aslında vurduladığım birbirimize karşı hoşgörüyle bakmak.İki taraf içinde diyorum.Sünniler içinde aleviler içinde kürt içinde türk,çerkez vd. milletler içinde. Ülkemiz içinde farklılıklara zenginlik olarak bakmak gerektiğini vurgulamaya çalışıyorum. Bizi parçalamak isteyenler farklılıkları kullanarak bu emellerine ulaşmaya çalıştığını düşünürsek,bunu yok etmek için birbirimize karşı hoşgörüyle bakmak gerekmez mi? Aynı şekilde benim türban yasağı ile ilgili "Darbe" başlıklı yazım var.Okumanı tavsiye ederim. Benim asıl vurguladığım özgürlükleri kısmamaktır.Bunu yaparsak nifak tohumlarını kendi içimize kendimiz atmış olmaz mıyız? Saygılarımla Harun ÖZYURT  11.11.2008 16:14
 

Olaylara özgürlükler bağlamından bakmalı, mücadele planı ona göre oluşturulmalıdır.

Yapukay 
 10.11.2008 20:20
Cevap :
Sayın YAPUKAY Bende yazımda bunları ifade ettim zaten.İlgin ve yorumun için teşekkürler. Saygılarımla Harun ÖZYURT  11.11.2008 16:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 204
Toplam yorum
: 84
Toplam mesaj
: 31
Ort. okunma sayısı
: 665
Kayıt tarihi
: 07.02.08
 
 

Adım Harun ÖZYURT. 11 Şubat 1983 günü Almanya'nın Frankfurt şehrinde doğdum. 1986'da Türkiye'ye dönd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster