Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
366
 

Şiir gibi...

Şiir gibi...
 

Geçenlerde Kelebek ekinde bir resim gördüm: Şebnem Ferah ve sevgilisi. İlk defa Şebnem’de mutluluğu gördüm ve o kadar çok sevindim ki anlatamam. Geçmişten bir sahne geldi aklıma. Galiba Mary Jane diye bir grup çalıyordu şu meşhur Kemancı barda ve ben asker dağıtımı için İstanbul’a izine gelmiştim. Ocak 1995 sonuydu ve o zamanlar Tomris ile çıkıyordum. Elinde susuz rakısıyla Tomris ile göz göze gelmişlerdi. Ve yanımıza geldi. Elindeki yüzüğü çıkartıp Tomris’e hediye etmişti şans getirmesi dileğiyle. Tomris mutlulukla bana bakmıştı; oysa Şebnem’le göz göze gelmedik bile... Çok içine kapanık ve utangaçtı. Oysa o dönem -ben ise- çok dışa dönük fakat yapayalnızdım. İkimiz çok iyi arkadaş olabilirdik ama nedense ben girişimde bulunmadım...

Sıkça düşünmüşümdür Şebnem Ferah’ı bu dünyada bir tek ben anlayabilirim diye ve hala da öyle düşünüyorum...

Zaman bir araba fırlayıp gidiyor...

Dün öğlen müşterilerimle yemekteydim. Gayet olgun ve doyurucu insanlardı. İş bitmiş hayattan konuşuyorduk. Aramızda maksimum bir kuşak vardı...  Uzaya ve doğaya pozitif sinyaller yolladık Onur beyin tabiriyle ve hayatımızın bize bu sinyallerin misli mertebesince geri döneceğini düşündük. Onlar da sanayici, ben de sanayiciyim yıllardır. Nasıl oldu bilmiyorum, ben patron olmadan bu işi sahiplenmeyi becerdim. İlk mezun olduğumda mesleğim mühendislikti ve bu 15 yıl gibi uzun bir dönem böyle gitti. Arkasından 4 yıl işadamı olarak gezdim. Ve son bir yıldır mesleğim SANAYİCİ...

Gözlerinde aşkı gördüm. Ona baktığımda son derece şaşırtıcı ve darbeli bir biçimde donup kaldım. Karşımda bambaşka, farklı ve bilmediğim bir insan duruyordu. Adını bile soramadım ve sadece seyrettim. Her harketini gözümle fotoğraflamaya çalıştım. Ve çekip gitti. Elimde sadece kafamda çektiğim fotoğraflar var...

Bazen hayat şiir gibi akar; tıpkı bir Ataol Behramoğlu gençlik Fransa şiiri gibi. Uzadıkça uzarken siz alem değiştirirsiniz. Sanki okyanusta kayboluş gibi bir duygudur bu!

Ve bazen herşeyi konuşmak da tehlikelidir. Karşı tarafa herşeyi övünçsüz ve dümdüz anlatmak da! Bir anda enteresanlığınız yok olur. Ve bakarsınız, kendinize bile sıradanlaşmışsınızdır...

Ve bazen de mola vermek iyidir. Hatta son derece samimi bir dostluk da bile! Zamana yayarsınız hayatın zerreciklerini ve üstünüze bulaşmış pisliklerinden kurtulmak için yıkarsınız üstünüzdekileri...

Hakkını vermek lazım yaşamanın! Hak yemeden, hakkınızı almak!

Mutlu olmanız demek, yalnız değilsiniz demek değildir. Tüm çocuklu ailenize rağmen özde büsbütün yalnızsınızdır. Tıpkı Şebnem gibi! Tıpkı ben gibi!

O yüzden yıllarca aşık olmak istersiniz ya! Aşk sizi yalnızlıktan kurtaracak bir merhemdir. Ve bakarsınız ki yıllarca sürseniz bile deriniz emmemiş içine bu ilacı...

Tly’in dediği gibi başkalaşır sonrasında aşk sizin için çünkü sondajlarınızda elinizde hiç bir şey kalmamıştır. YOK! YOK!YOK!

Aslında “aşk bir masaldır” şiirinizi günlerce ve yıllarca yeniden okursunuz. Söveceğiniz zaman bile bu şiirinizi karşı tarafa bağıra-bağıra okursunuz!

Politikacı olmak çok da şeyinizdeydi yani! Ama adam YOK! YOK!YOK!YOK!

Cezayirin sahilindeyim ve deniz, kayalıklardan aşağıya beni çağırıyor. Ayılı kırmızı donumla 7 m.den aşağıya balıklama dalıyorum. Hayatıma her daim yaptığım gibi, suyun içine dalıp YOK oluyorum dünya hayatından en fazla bir dakika! Suyun içinde ne düşündüğümü hiç hatırlamıyorum ama suyun dışında her şey yaşamla ilgili!

Can baba şiiri gibi müsteşçen ve küfürlü bir hayat! Ya da Nazım kadar kederli ve milliyetçi... Ya da Ahmet Telli gibi yalnız ve umutsuz bir hayat mı yaşadığımız?

Sabahın getirdiği soğuk rüzgar tam saat beşte buz gibi soğutur hayatımızı... Öğlen vakti kışın güneşin açmasıyla beraber ayazı fark etmeden inceleşir üstüne giydiklerin... Oysa düğmeleri açmak yeterlidir nitekim, dereyi görmeden paça sıvanmaz! Hayat da öyledir. Duraksamalıdır insan biraz, öylesine ve çevresine bakıp izlemelidir tek laf etmeden ve gerçekten bazen gerçek bir romanmış gibi yaşanmalıdır hayat.

Ve bazen öylesine okunmalıdır; haylaz bir şiir gibi zamansız ve duraksamadan....

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bazen böyle tam bam telimde artık Allah'ım Allah'ım hepsi birden hepsi amorti gibi bunlar beni delirtecek ya bende bir fazlalık var yada onlarda eksik...Ya benim pencerem gökkuşağı yada onların penceresi bir tarafta kesin birşey var. Yoksa bu kadar deliremezdim...Hayat bazen bu gibi dalga geçiyor oynuyor raks ediyor bazende karşımıza geçip sırıtıyor tıpkı aşk gibi...su gibi...şiir gibi.. okuduğum yazıdan sonra kelimeleri oynatasım gelmişse o yazı dokunmuştur...teğet geçmemiş yani..selamlarımla.

Tülay EKER 
 20.11.2013 14:47
Cevap :
Keyif almanız ve feyz almanız için de yazıyorum. Yazmak için, kendimi ifade için, bazen kendimden saklanmak için de yazıyorum. Evet, haklısınız ki UZAYLIYIZ fakat ne yapalım, öyleysek ne yapalım? Yine kürkçü dükkanındayız hepimiz ve hep döneceğiz buraya; yazarak uzaklaşsak bile! Ama ben yeni bir şey deniyorum, her türlü probleme rağmen, tamamıyla kendim olmayı deniyorum. Ve sanki başarıyorum da! Sevgiler...  21.11.2013 7:21
 

Kimse yapacağı en 'deli' şeyleri (Şey yerine hala bir şey koyamadık) yapmadan ölmesin... Hayatımızda suratlarına yutkunup söylemediğimiz şeyleri ( hadi burda cümleleri diyeyim) kimse söylemeden ölmesin... Bir ibrahim Arslan sözü de söyleyeyim yorumumun burasında http://blog.milliyet.com.tr/hayatin-arasinda--bir--ibrahim-arslan-sozu/Blog/?BlogNo=424159 21. Söz!!! Bu reklam arasından sonra hayat bizi öyle duraklardan geçiriyor ki gördüğümüz yüzleri bile görmedik sanıyoruz, ne alakaysa işte:)) YAZINIZ okuduktan sonra şimdi daha çok şey! yazmak istiyorum yazmıyorum. Bu yorumu da yazmak için değil yazılması gerekliydi diyerek yazıyorum... ZiRA dostluklar böyle sağlamlaşır. Sen ona uğrarsın sanal, o sana uğrar sanal ve günü gelir bir çay ocağında çay içersin beraber, reel!

İbrahim ARSLAN 
 15.11.2013 11:04
Cevap :
İbrahim bey, her zaman takdir ediyorum sizin hayata dair davranışlarınızı... Tabii ki dostuz... Görüşmek üzere..  16.11.2013 4:52
 

Etkileri zaman yayılan, geçmişten ödünç aldığın anılarınla yaşamda kısacık bir mola mı verdin? Ortaya böyle şiir tadında bir yazı çıktığına göre...

Güz Özlemi 
 14.11.2013 16:07
Cevap :
Bu tür yazıları yazarken sanki film çeviren yönetmenmişim gibi yazıyorum. Yazının zaman geçişliliği de bu yüzden! Hayatıma mola vermedim, aksine yepyeni bir hayata başladım ve herşeyden önemlisi yepyeni bir benim!   16.11.2013 4:51
 

Kardeşim benim; şiir "gibi" si fazla ...

Nil ALAZ 
 14.11.2013 14:11
Cevap :
İnsan beğeiyle yazdığı bi şeyin beğenilmesinden gurur duyar... Teşekkür ederim meleğim...  16.11.2013 4:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1644
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 283
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster