Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '10

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
884
 

Şiir'in gücü... / Şiir diye yazılanlar, blogu utandıranlar!...

Şiir'in gücü... / Şiir diye yazılanlar, blogu utandıranlar!...
 

''Mavi

üstünde yağmurdan başka hiçbir şey yoktu
anlam olmak için yeterince çıplaktın
şiirin nasıl bir şey olması gerektiğini
hatırlatıyordu gözlerin, sana böyle inandım:
ben inanmak için şiir yazıyorum, gözlerin
cihangir'i hatırlatıyordu, hayal içinde fakir
üsküdar'dan o rüyaya baktım: maviydin
bir özletip bir geri çekiyordun denizlerini!
usul usul inandım güzelliğin hatırına yağan
yağmurun üstümüzde hakkı vardır, inandım
uzak bir mavi kızın gözlerindeki bulut
burada içimize yağacaktır, inandım, mavi
bir yağmurluğun da olsa şiirden ıslanırdın!
gövdene de böyle inandım, duruydu, şiirin
nasıl bir şey olması gerektiğini hatırlatıyordu:
öyle çıplaktın ki içinde şiirden başka
hiçbir şey yoktu, gövden neyi hatırlatıyorsa
ona inanıyorum, beni hatırılamasa da, biliyorum
bazı uzaklıkların hiç mektup beklemediğini...

bazı şiirler de bekleyemiyor yağmurun dinmesini! / Haydar Ergülen''

Gerek Osmanlı' da, gerek Fars'da ve gerekse Türkistan'da ve bizim bilmediğimiz doğuda, binlerce yıldır vazgeçilmeyen, onsuz olmayan, olunmayan şiir...

Ve belki de doğu halklarının ve kültürünün batıya üstün olan nadir özelliklerinden biri de, şiir yazma gücü!...

Hemen hemen her Osmanlı sultanının şiirle uğraşır olması ve kendine ait bir ''Divan'' ı olması da, bu durumun bizim günümüzde pek bilemediğimiz, bir göstergesi...

Gerçi zamane sultanlarının, eskilere öykünüp de yazamadıkları, ancak okudukları ve o da Ziya Gökalp'den apartılıp, birilerince‘‘Elimde tüfenk, gönlümde iman'' dan, süngü, miğfere terfi ederek montajlanmış şiirler vardı!... Bu olağanüstü durum, Osmanlı uygarlığındaki o şiir geleneğini yansıtmasa da, ''şiir'' olarak yaptırımları ve yargılamaların bile, şiirin bunca yaygınlığa ve kalite düşüklüğüne rağmen hala siyasi bir tehlike olarak da algılandığının önemli bir işaretiydi!...

Yani biz, eski bir gelenekle, şiir yazan, şiir konuşan ve bazen de şiir yaşayan, duyarlı bir halkın çocuklarıydık... İlkokul çağından belleğimizde kalmamış bir iki dize ya da bir kaç şiirsel beyit yok gibidir...

Günümüzde, ülkenin farklı yerlerinde geleneksel hale gelmiş, amatörce diye tanımlıyabileceğimiz ''Şiir Yarışmaları'' düzenlenir... Ve genelde şiirin temaları da, aşk, ayrılık, sevgiliye özlem üçgeni içinde gelişirler... Bir de vatan, bayrak, ihanet, nefret, hüzün, sevinç vs.

Bunca etkinliği ve şiir yazma eylemini, dışarıdan görüp duyan insan da, şiir kitaplarının en az Elif Şafak'ın ''Aşk '' kitabı kadar bu ülkede okunduğuna ve de ona yakın miktarlarda satıldığına hükmeder!... Aslında şiir yazanı çok, okuru yok bir ülkedir burası...Bu hüküm, o yüzden bir yanılgıdır... Biraz okur yazar olan kesim de, en çok üniversite sıralarında şiir kitabına bir nedenle ilgi duyar ancak istisnalar dışında, bu ilgi nadiren bir yaşam boyu sürer...

Şair İsmet Özel, ''Şiir Okuma Kılavuzu''nda şöyle der:

“Ne zaman insan karanlık bir yerde sayıklamaya itilmiş, insan ilişkileri karışık, karıştırıcı, bozucu niteliklere bürünmüş, insanın bir başka insana söyleyeceği söz anlamını kaybetmiş, insan davranışları yapaylık, içtensizlik yüklü hale gelmişse, insanlar şiir okumak, şiirle uğraşmak, şiirden öğrenmek gereğini duymuşlardır. Çünkü şiir anlatılmaz bir şeyin anlatılmaya çabalanmasının sonunda, anlatılabilir bir şeyin yeniden anlamlı kılınması için gösterilen bir çabanın sonunda, yeterince anlaşılmayan bir şeyin etkili bir anlatıma kavuşturulması uğrunda harcanan çabaların sonunda ortaya çıkar.''

Bu satırlar; şüphesiz ki gerçek şiirle ilgilidir!...Bizim Milliyet blog'un Kültür-Sanat bölümünün en başına koyduğu , ''Şiir'' bölümünde çoğunlukla ve ağırlıkla yazılan sözümona şiirleri kapsamaz... Bunları bırakın şiir olarak değerlendirmeyi, her hangi yazınsal bir metin olarak bile görmez!...

Örneğin, bu gün Milliyet blog'da Şiir bölümünde yayınlanan, bazı blogdaşların o muhteşem çalışmalarından bazı satır başları:

''Düş yakamdan sevdiceğim. Hem düşümden hem düşünden. Dur kızma hemen!''

''Seni sevgilim, patates yumrusu gibi, kalbime gömdüm.''

''Mardinliyim. Aslımı inkar edemem. Merdim, vefalıyım. Verdiğim sözden dönmem.''

''Allah'ını seviyorsan inançlı ol. Anneni seviyorsan salih ol. Aileni seviyorsan mert ol.''

''Kalp kırıklığımmış bu teokrasi. Özlem ile yoğrulmuş hamur misali.''

''Aşkımın gerçek yüzü ben, müsveddesi sensin.''

''Gel artık. / Gönlümdeki Gönül'e...''

''Anasını sattığım kırık iskelesi. Babası belirsiz. Çevirmiş bakışlarını bana paslı çivi. Nah batarsın baş parmağıma''

Ama insanlar hararetle yazıyor ve bu yazılara, blogda ciddi yazılar yazan bazı blogdaşlardan bile, ciddi ciddi yorum alıyorlar ki, bu şiir sanatı adına çok vahim bir durum... Katılıyorum burası blog, deyim yerindeyse, her kes kafasına göre takılır, anladık ama, ben, kibarca söylersek bunca garip durum içinde, gerçekden bir şiir tadı veren yazarları nasıl ayıklıyacağım, nasıl okumaya çalışacağım?... Bazen ayıklamak da zorlanıyorum, bu sefer gerçekden şiire yaklaşmış ya da şiiri yakalamış dizeleri de kaçırıyorum... Ve dolayısıyla benim gibi blogdaki yüzlerce, şiir okuruna da haksızlık yapılıyor!... Üstelik Milliyet blog'un ''Şiir'' bölümünün de kalitesi düşüyor ve bu durum toplam kaliteyi de etkiliyor!... Niçin böyle olsun ki?...

Bu yüzden, şiire saygı adına, ilk aşamada Milliyet blog'daki, bu ''Şiir' bölümünü, ''Aşk Şiirleri'' ve Sanatsal Şiir Denemeleri'' diye, ikiye ayırmanın daha doğru olacağını düşünüyorum ve bu konuda gerçek şiir sever blogdaşların görüş, öneri ve desteklerini bekliyorum.

10.aralık.2010 / Tarabya

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Siz de biraz abartmışsınız, hatta öyle abartma olmuş ki bu; kendinizi eleştirmen sanmışsınız. Yazmak güzel, eleştirmek daha da güzel, bu, yazılana önem verildiğini gösterir. Ve ayrıca kategorilere takılmamak gerek. MB bir otorite değil, özgürce paylaşım alanıdır.(Kişisel görüşüm bu yönde). Herkesten aynı güzellikte, yahut anlamlarla yüklü sözler dizesi beklemek, en başta _siz_ gibi bu işe (yazmak işi) emek veren ustalara saygısızlık olacaktır. Saygılarımla size ve tüm MB yazarlarına.

turuncu 
 25.12.2010 0:34
Cevap :
Sevgideğer kardeşim, şüphesiz Milliyetblog özgürce paylaşım merkezi ve ben şiir dışında hiçbir konuda kaliteyle ilgili bir eleştiri de getirmiyorum... Yalnızca şiirin kutsallığına ve bu kutsallığın cahilane ve umarsız bir tavırla arabeksleştirilmesine , işin ıcığını bıcığını çıkartarak kirletilmesine , hem blogda hem de genelde bu tür bir yozlaşmaya karşı çıkmak gerektiğini savunuyorum!...o kadar...Yoksa bu eli kalem tutan, kalemşör dostlarımız duygu ve düşüncelerini yazdıkları da şiir olmadığı için, örneğin; hikaye, anılar, deneme,ben bildiriyorum(!) gibi yerlerde de yayınlayabilirler ki, hiç itirazım olmaz...Sevgiyle. Dostça selamlarımla.  25.12.2010 22:48
 

Açıklayıcı bir yazı olmuş.Teşekkürler,kalın sağlıcakla...

DERİN, SADE VE KARIŞIK... 
 15.12.2010 13:29
Cevap :
Kızmadan, darılmadan, öğrenmeye açık ve şiiri ciddiye almak isteyen, sabırlı, yetenekli insanlara eğer katkı sunarsa bu ve benzeri işler, ben yalnızca memnun kalır, sevinç duyarım... Dostça selamlarımla.  15.12.2010 14:23
 

Bende gerçek anlamda şairliğin, doğuştan gelen bir yetenek olduğuna, sonradan öğrenilemeyeceğine inananlardanım Zeki Bey. Bu platform çoğunlukla amatörce yazanları kapsamakta. Onlardan biri olarak, sadece duygu ve düşüncelerimi paylaşmak anlamında, birkaç naçizane karalamamı deneme kategorisini seçerek yayına vermeme rağmen, editörlerce kategorisi şiir olarak değiştirildi. Deneme olarak kalmasını isterdim elbette. Şairlik çok özel ve muhteşem bir yetenek. Ayrıca, yazınızda örnek olarak gösterdiğiniz bir şiirde, MB'da çok özenli yazan, hem öykülerini, hem de şiirlerini beğenerek okuduğumuz Ata Bey'e aitti ki, bu duruma şaşırdım ve üzüldüm. Çünkü o şiir, onun tamamıyla tarzı dışındaydı ve bir tepki olarak yazmıştı. Kendisi şiire gönül vermiş, bu hususta da çok hassas davranan bir edebiyatçımız. Bir talihsizlik olduğuna kuşku yok. Kendisi de durumu size bir yorumla iletmiş zaten. Paylaşımınız için teşekkürler Zeki Bey, saygılarımla...

yakamoz05 
 13.12.2010 13:17
Cevap :
Sevgideğer arkadaşım... Şiir adına yapılan zırvalıklara,yazımda ana giriş örneklerinden yola çıkarak yer verdiğim için, o arkadaşımızın da , sizinde garipsediğiniz dizelerine yer vermiştim..Gerçi onu sevenlerden, ''en iyi şiiriniz'',gibi üzüntü verici cevaplar ve ona verilen cevaplar da var ama, o ,onların meselesi..Ancak, o şiirsi çalışmaya mizahi bir misyon yüklemek de bir başka zaaf ve şair olmayan kişilerin satırlarıyla, Can Yücel gibi şairi yanyana sunmak da ayrı bir gaf!..O değerli arkadaşımızın çalışmaları benim şiirsel alanıma girmez ve zaten yazının ana konusu da bu değildi..Şiirin amatörce yazılanı olur ama şairin amatörü olmaz!...Acemilik dönemi, gençlik dönemi falan olur!..Şairce yazılar, şairane dizeler şüphesiz ki olur...Ama şair olmak çok mu çok ciddi iştir!..Biz eğitimde nasıl dünyada sondan üçüncü falan isek,diğer alanlarda da maalesef öyleyiz..Çünkü ciddiyet,sorumluluk, bilgi ve yenetek denilen şeylerle, biraz da eğitimsel politikadan dolayı aramız yok!Dostça selamlar  14.12.2010 0:16
 

Bu blog'unuzu okuyunca ne kadar üzüldüğümü anlatamam! Çünkü benim son blog'uma da değiniyorsunuz! Oysa son blog'umu baştan sona okusaydınız, diğer 87 şiirime bir göz atsaydınız; benim şiire nasıl gönül verdiğimi ve şiir gibi naif bir edebi türün argo kelimelerle katledilmesine nasıl karşı olduğumu anlardınız. Son blog'umdan alıntı yaptığınız o dize ve diğerleri de, şiiri argo kelimelerle katledenlere karşı mizahi bir baş kaldırıydı, yoksa asla ve asla benim yazacağım bir tarz değildi. İşin ilginç yanı ise, birçok arkadaşım da o tarzı beğendiler ve ben de onları kırmamak adına, yorumlarına uygun cevaplar verdim ama ayrı bir email'le de gerçeği açıkladım. Sizden son blog'umu ve mümkünse diğer birkaç şiirimi okumanızı ve tekzip etmenizi rica ediyorum. Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 12.12.2010 18:53
Cevap :
Ata bey kardeşim, ben yalnızca şiir bölümündeki, yazıların ilk birkaç dizesini örnek olarak aldım... Sonra sizin eedebiyat bölümüne aktardığınız yazıyı da, o çizgide yanlışlıkla örneklemişim...Tüm sevda ve aşka ve diğer temalara dair çalışmalarınıza da baktım... Şiir çok emek ve araştırı da isteyen bir uğraş, biliyorsunuz... Çok zaman da harcamak gerekiyor... Örneğin, söz konusu çalışmanızda ki gibi, ünlü bir ozanı bile örneklerken, yanına aldığınız yazarları bile en azından çok iyi tartmanız!... Dostça selamlarımla.  13.12.2010 0:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 164
Ort. okunma sayısı
: 4550
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

İstanbul doğumluyum. Sağlıklı beslenme, yüzme, doğada yürüyüş ve çevre özel ilgi alanlarım. Şiiri ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster