Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '07

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1538
 

Şiir nedir neyi ifade eder?

Son dönemlerde Adıyamanlı bir çok kişinin şiir kitabı yayınlandı. Dikkat ederseniz ‘şair’in yerine kişinin’ ibaresini kullandım. Çünkü hiçbir edebi değeri olmayan sözcüklerin yan yana gelerek basılması onu şiir yapmadığı gibi, yazana da şair denilmeyi gerektirmiyor. Bu kadar şiire ilgi gösteren arkadaş, neden şiirin ne olduğuna ilgi göstermiyor? Bunun yanıtı sanırım şiiri bilmediğinden ve yazdıklarının şiir olduğunu düşündüğünden kaynaklanıyor. Bu yazıyı yazmaya iten nedenlerden biri bu, diğeri ise bir gazetede yazan Ramazan Alp’ ‘Şiir ve İdeoloji’ yazısı neden oldu. Alp, yazısında çok iddialı bir başlıkla başlamış ama başlığın altını dolduracak birikimden yoksun olduğu için, şiir ve ideoloji ilişkisini daha çok, sağ ve sol görüşten insanların şiire bakışını, şiirin ideoloji ile ilişkisi gibi sığ bir mantıkla algılayarak, çok iyi olabilecek bir yazıyı ne yazık ki, öldürmüş.

Peki nedir şiir? “Şiir düşünce ile duygunun, us ile düşün keşfettiği noktada vardır” diyor Salih Bolat. Zaten şiir, insanın coşkularıyla çevresi arasındaki çelişkinin; insanın doğayla mücadelesinin gerçek ve somut biçimini alan çelişkinin, bir yüzünün dile gelişinden başka bir şey olmadığına göre, onu yalnızca bilimin yasalarında, denklemlerinde aramak ne denli boş ise, yine onu ruhlar ve fanteziler dünyasında aramak da o denli boştur. Şiir ussaldır ve bir düşünce üretimidir. Aynı zamanda düşsel, duygusal ve kurgusaldır da.

Herkes hayatının belli dönemlerinde kelimeler bir araya getirmiş ve buna ‘şiir’ demiştir. Oysa yazılan bir şeye şiir denebilmesi için belli bazı şeylerin bir araya gelmesi gerekir. Yazılanın, belli bir derinliği, dile hakimiyeti, poetikası, okuyucuda yaratacağı farklı algılama zenginliği oluşturması gerekir. Bu işin imgesel ve dile hakimiyeti ile ilgili boyutudur. Tek başına bu iki olgu yeterli değildir. Şiir yazabilmek için: hukuk, felsefe, ekonomi, tarih, sosyoloji ve edebiyat bilimleri hakkında belli bir bilgi-birikim sahibi olması gerekir. Sözcükleri kullanırken, meydana gelecek anlamsal maddi hataları ve dönemsel yazılan dizeleri düz bir yola çıkaracak bu bilimlerin yeterli miktarda (en azından şiir için gerekli olduğu kadar) kavranılmış olması çok önemlidir. Şiir ‘Hayatın en kestirme yoldan anlatışı’ ise eğer, hayatı bu kadar az sözcüğe indirgeyebilmek istiyorsak, kullanacağımız sözcüklerin de o denli çarpıcı olması, okuyanı sarsması gerekir. Bu anlatılanlar, yazılan şeye şiir denebilmesi için olmazsa olmazlardan.

Bunun yanında çok tartışılan ve hala da gündem de olan iki konu var:

a- Şiir ne kadar politiktir?

b- Aşk şiirleri ne kadar şiirdir?

a)Şiir politik bir oluştur, bunun aksini hiç kimse iddia edemez. Fakat şiirin estetiğini bozan, kaba, ajitatif ve propagandaya yönelik şiirler, şiir sanatını daraltma görevi yapmaktan öteye bir işlevsellik taşımamaktadır. Şiir bir düşüncenin, bir ideolojinin propagandasını yapabilir. Ama bunu yaparken, şiir için saydığımız temel doğruları göz önünde bulundurması gerekir.

b)’aşk şiirleri’nin, şiir ile derinliğine bilgisi olmayan bazı çevrelerde küçümsendiği bilinen bir vakıa. Ancak bir yazımda da belirttiğim gibi “aşk muhaliftir” demiştim. Eğer aşk muhalifse, aşk şiirleri de muhaliftir ve politiktir de aynı zamanda. Ritsos’a en politik şiirleriniz hangileri diye sorulduğunda, verdiği cevabın da ‘aşk şiirlerim’ demesi boşuna değildir.

Son söz: şiir ile ilgilenmek isteyen arkadaşların, yazmaya başlamadan önce şiirin ne olduğunu anlamaları için yüzlerce kitap okumaları gerektiğini bilmeleri gerekir. Yani, bu arkadaşlar yayınlanmış o kitapları çıkarmasalardı da şiir bir şey kaybetmeyecekti. Demek ki yazılanın şiire bir şey katması önemli olan. Canım sıkılıyordu, oturdum ilham geldi, bende yazdım mantığını tartışmak bile düzeysizlik yaratır. Ve unutulmamalı ki şiir de ilham yoktur. Ayrıca yazarlık, edebiyat konusun da ahkam kesenlerin, edebiyat dergilerinde yemek tarifi olmayacağını bilmeleri, delilik ve soytarılık arasındaki ince çizginin de farkına varmaları gerekir. Bu çizgi aynı zamanda yazmadaki yetkinliğin de çizgisidir.


Not: Günışığı adlı edebiyat dergisinin Kasım-Aralık 2000, 7. sayısında yayınlanan yazımın güncelleştirilmiş halidir.

* * *

Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü almasını herkes bir şeye yoracak. Ne yazık ki, belki de bu ülkenin tarihinde birine verilmiş en önemli ödülü bile tuhaf egolarımıza feda edeceğiz. Şahsım adına bu ödülü Orhan Pamuk’un almasından onur duydum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şiirlerim sustu, şiir yazamaz oldu yüreğimin hükmettiği ellerim...Şiir olmasaydı aşk, aşk olmasaydı şiir olmazdı...Elinize sağlık...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 14.01.2008 14:23
 

İdeoloji Kılıflı Edebiyat, Taraflı Eleştiri Ve Cehalet Aslında eleştirilere oldukça açık birisiyimdir. Beni eleştiren birini bulduğum zaman onunla sohbet etmekten büyük bir haz alırım. Zira Beni eleştiren kişi acaba benim bilmediğim bir eksikliğimi bana söylermi bende kendimi ona göre düzeltmiş olurum diye… Bir dostum aradı internette Doğan Durgun isimli hemşehrimin bir yazısında benim adımı kullandığını söyledi. İnternete girdim ve o yazıyı okudum. Beni eleştirmeye çalışan ama kendini komik bir hale sokan bu arkadaş doğrusunu söylemek gerekirse beni güldürdü. Ben Adıyaman’dan çocukken yani 32 yıldır çıkmışım. Ama halen Adıyaman etiketini taşımaktan büyük gurur duyuyorum. Aslımı inkar etmem, nerden geldiğimi gelenek göreneklerimi bilir ona göre hareket ederim. Ülkemin her karışını severim ama Adıyaman’ın yeri farklıdır. Orası Baba toprağımdır. Orada doğup çocukluğumun bir kısmını orada geçirdim. Yüreğim halen orayı çeker…Bu şahıs “Adıyamanlı bir çok kişi

Ramazan ALP 
 28.11.2007 19:33
Cevap :
yiğidim ne diyorsun:)? adıyamanlılığını kanıtlamaya, özlem duymana tamam da, yazdıklarımla ne ilgisi var? sen en iyisini yazarsın inanıyorum:) kolay gele...  28.11.2007 20:01
 

Zaman zaten yutacaktır bu hayatın duvarlarına tutunamıyanı.Yani gerçek şiir yerini bulur. Sevgi ve saygılarımla

Arzu KARADAĞ 
 15.08.2007 17:22
Cevap :
şiir isyandır... isyanı olmayanların şiirde yeri yoktur...  16.08.2007 21:41
 

Güzel bir yazı. Söylemlerinizde de çok haklısınız. Sizi de dediğiniz gibi bu tür kitaplar var adına şiir kitabı denilen. Alıyorsunuz içi boş. Ben de bazen bir şeyler karalıyorum ama bir Odabaşı'nı, bir Nevzat Çelik'i bir Özdemir Asaf'ı okuduğum zaman daha çok fırın ekmek yemem gerektiğinin farkına varıyorum. Buna rağmen bırakın çıkarsınlar diyorum. Belki bu sayede diğer şairleri ve yazarları da okuyup kendilerini geliştirme imkanı bulurlar. Saygılarımla.

Ayrıntıda gezinmek 
 14.08.2007 8:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 533
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 1399
Kayıt tarihi
: 11.08.07
 
 

Adıyaman'da doğdu. ilk ve ortaöğrenimimi yatılı bölge okullarında okudu. İzmir 9 Eylül İktisat Fa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster