Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '20

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
26
 

ŞİİR ÖĞRETİLEBİLİR

 
Şiir, ozanın dili yoğun biçimde kullandığı, imgelerin soyut çağrışımlar, anlamlar, anlamsızlıklar, anımsatmalar oluşturduğu bir anlatım türüdür
İmgeyle dilsel arayış, buluş, güdülenmiş dil oyunları, sanatlı söz dizimleri, toplumsal gerçeklik ve onun algılanışı şiirde ozanla birlikte akar; ulaştığı yerde yeniden algılanır. Okur, şiirdeki çağrışımları, sözcük ilişkilerini ve imge örgüsünü çözdükçe kendini bekleyen duyusal / düşünsel tada dokunabilir.
Bu dokunma eylemini başarmada okura çok iş düşmektedir.
Salah Birsel,
Şiirin İlkeleri
adlı yapıtında şiirde asıl olan
dilin söyleyemediğidir gerçeğini vurgular.
”Şiir yazdığımız sözcüklerle değil dışarıda bıraktıklarımızla yazılır.”
yargısı şiirin dille sınırlı kalamayacağı anlamındadır.
Dilin değişimi, başkalaşımı imgeyle gerçekleşir.
Bu, biçemin ve sesin açığa çıkması imgenin dönüşümüyle
üst imgeye
açılır. Böylece şiire ulaşılır.
Sözcükler arasındaki bağlantılar, gerilimler, yeni birleşimler; şiirin devingenliği, gerilimi ozanın önünde yer alırken imge içeriği yakalanarak şiir dönüştürülür.
Bu aşamada söz sanatları işlev üstlenebilir. Bu gerçeği ozanın gerçekleştirmediğini kim söyleyebilir!
Etkileşim, dilsel, güzelduyusal, eytişimsel bilinç, görüngünün sürekliliği, çatışmalar ozanın duyabildiği, duyurmak istediği dingin ya da devingen
gizil güç
ozanların bilinci, usu olarak açıklanabilir mi?
Ozan imgeyi nereye, neye açıyorsa imge orada fazla ya da eksik dönüşebilir.
Dilde dönüşüm, var olan nitelikler arasındaki bağların koparılarak yeniden kurulmasıyla gerçekleşir.
Anlıktaki fazlalıklar atılarak sözcük yeni duyuma ulaştırır şiiri.
Yeni nitelik, imge dönüşümü şiiri kurar.
Bireşim, ayrıştırma, sancılı yürüyüş niteliksel, bütünsel bilgilerle beslenir.
Şiir titreşim ile ulaştığı, nesnelleştiği ya da nesnelleşemediği gönderim alanında
güzelduyusal algıya, güzel duyusal bilince ulaşır.
Dil görüntü, ses olduğu kadar sessizliktir de.
Sait Maden,
Yeryüzü Şiiri,
Şiir Tapınağı
adlı başvuru yapıtlarında şiiri,
“acemiliğin ustalığı”
diye adlandırır.
Nuray Gökaksamaz,
Şiir Tasarımı ve Süreçleri
adlı yapıtında
“Şair, şiire bildiklerini unutarak girmelidir.”
diyor.
Şener Aksu,
Şiirin Doğası
“Kendinin en iyi olma yolculuğu”
içsel ve dönüşendir.
Bu türde emek verenler ustayım demekten kaçınırlar hep.
Yine de dilimizde, dünya yazınında usta olanların varlığı şiiri öğrenmemizde bize yol gösteriyor.
“Şiir öğretilebilir mi?”
sorusuna birlikte yanıt verebiliriz şimdi:
“Şiir öğretilebilir değil, öğrenilebilir bir iştir.” *
Bilmem ne dersiniz ?
*(M.H.Doğan,Papirüs,Haziran1999,sayı 28)
 
güz çığlığı
*
yaşamın usundayız
gönlümüz
güz çağı
yaşayan
kucaklar geleceği
adımlar ötesi
kim uzun kısa kim
duruyor bilinmezlik
gördüklerimce
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster