Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '16

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
80
 

Şiir

Şiir
 

Kadıköy Emekli Subaylar Derneği


ZAMANIN DIŞINDA MI?
 
Özkan Mert ne diyordu:
 
"Şiir zamanın dışında bir zamanda vardır.” 
 
Zaman zamanı doğurur gerçeğini (gün-gece), zamanın yaratıcı / yok edici özelliğini
 
Nazım Hikmet,
 
bir rubaîsinde dünyadan evrene açılan sonsuz varlığın zincirini şöyle belirtir:
 
“Ayrılık yaklaşıyor her gün biraz daha 
Güzelim dünya elveda
Ve merhaba
Kâinat!...”
 
Mevlânâ’nın, 
 
“Acele et, vakit keskin kılıçtır.” 
 
özlü sözü 
 
Claude Bernard’ın, 
 
“Hayat ölümdür.”
 
sözünün başka biçimde dile getirilişidir.
 
Yunus Emre, 
 
Geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle gelir, şol göz açıp yummuş gibi
 
Ölümden korkmayan Yunus Emre de vahlanıyor. Bu vahlanmayı bir İngiliz atasözünde şöyle buluyoruz: “Saat kaç?”, “Düşman nasıl gidiyor.” (How goes enemy?)
 
Bütün trajedilerde zaman 24 saattir. Olay ya da olaylar 24 saat içinde başlar biter. İnsanın sınırlı yaşamı bir kez sunulur insana gerçeğini 
 
Ataol Behramoğlu,
 
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var adlı şiirinde dile getirir. 
 
Yahya Kemal 
 
“İnsanlar anlaşıldı, hayatın da sırrı yok” 
“Gördüm ve anladım yaşamak macerasını” 
 
dizelerinde özetliyor. 
 
“Mevsim mi bu geçen yoksa ölüm mü?”
 
Ahmet Hamdi Tanpınar 
 
“Sonbahar” 
 
adlı şiirinde Antalya’da sonbaharı hüzünle anlatıyor. 
 
Bu hüznü şu dizeyle sürdürüyor: 
 
“Bir gölgedir şimdi yaprak dökümü.”
 
Ahmet Hamdi Tanpınar’ı,
 
Şiir emekçisi, ozan, sanat adamı, “İstanbul Beyefendisi” Sait Maden, şiiri “acemiliğin ustalığı” ( Sait Maden, Yeryüzü Şiiri, Şiir Tapınağı ) diye adlandırır. 
 
Nuray Gökaksamaz, Şiir Tasarımı ve Süreçleri adlı yapıtında (şiirle ilgilenenlere önerilir)
 
“Şair, şiire bildiklerini unutarak girmelidir.” diyor. 
 
Bu iki yargı şiir türü için geçerli olsa gerek. Bu türde emek verenler ustayım demekten kaçınırlar hep. 
 
Yahya Kemal’de, sonbahar, ömrün yazdan ayrılışıdır.
 
Adalardan yaza ettik de vedâ
Sızlıyor bağrımız üstündeki dağ
 
derken tanışıp sevişme mevsiminin sonlandığının hüznünü duyuruyor dizelerinde.
 
“Fâni ömür biter, bir uzun sonbahar olur.” 
 
dizesi varılan durağı anlatıyor.
 
“Geçmiş Yaz”lar, 
 
Körfez’deki dalgın suların derinliklerindedir artık.
 
“Körfezdeki durgun suya bir bak, göreceksin:
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde;
Mehtâp... iri güller... ve senin en güzel aksin...
Velhâsıl o rüya duruyor yerli yerinde!”
 
Yazın dünyamızda Yahya Kemal, açık ve aydınlık, iyimser ve güvenli, tarih düşüncesine, dünya güzelliklerine dayanan emek şiirinde tekil serüveninden, ulusal bir bilincin ülküsünü çıkarır. 
 
Gönlüm, dilim, kanım ve mizacımla sizdenim. 
Dünya ve âhirette vatandaşlarım benim.
 
Zamandan duyduğu kaygıyı 
 
Behçet Necatigil : 
 
“Kaynaşır birbirine gün olur zamanlar;
Geçmiş, gelecek birleşir tek kesitte.
Sanki ilk kez yaşarız yaşanmışı dünlerde
Ya da başlar ansızın tâ ilerde olacak.
 
....
Sarkar gibi şimdi sallanır
Dünle yarın arasında düzensiz.
Ya çok ileri gider ya da çok geri kalır,
Düzgün işletemeyiz.
 
Serpiştiriyordu kar soğuk gece yarısı.
Birden mayıs sabahı, ılık seher yelleri.
Daha demin kıştı, başlar temmuz
Ve yaşanır bir sonbahar gibi bir yaz dönemi.”
 
 
Behçet Necatigil, zamanın yaptığı oyunu, zaman kaymalarını hüzünlü sesle sonlandırıyor.
 
Oktay Rıfat’ın 
 
YENİ ŞİİRLER 
 
kitabının ikinci bölümü 
 
Zaman Şiirleri 
 
olarak adlandırılabilir.
 
“Doldur kadehimi, Hasan Can!
Güneşe
Tutsam derimi, ısıtmıyor. Bu mintan
Kefenden daha soğuk!
Ne Çaldıran,
Ne Şam, Mısır, su serpmez yavuz gönlüme,
Bir çeki taşı gibi üstümde zaman”
 
Yaşamın ölüm karşısında boyun eğişinin kaçınılmazlığı düşünülüyor hep.
 
Ayva sarı, nar kırmızı sonbahar
Her yıl biraz daha benimsediğim
 
Cahit Sıtkı Tarancı, sonbahar korkularını
 
Otuz Beş Yaş 
 
şiirinden alınan yukarıdaki dizelerde dile getirirken asıl korkusu:
 
Her mihnet kabulüm, yeter ki,
Gün eksilmesin penceremden!
 
dizelerinde duyurduğu ölüm korkusu diğer şiirlerinde yer alır.
 
Gün çekildi pencerelerden
Aynalar baştan başa tenha 
Ses gelmez oldu bahçelerden 
Gök kubbesi döndü siyaha
...
Ne yârdan geçilir, ne serden
Korkuyorum gecelerden 
Bel bağladığım tepelerden
Gün doğmayabilir bir daha
 
 
Cahit Sıtkı Tarancı, bir başka şiirinde::
 
Eğil bak suya, oradadır güzelliğin, gençliğin
 
 
diyerek geçmişe duyduğu özlemi Yahya Kemal’in Geçmiş Yaz adlı şiirinde olduğu gibi dile getiriliyor.
 
Ahmet Haşim’in,
 
MERDİVEN şiirinde sorun zamandır.
 
Şiirde zamanı 
 
“Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak”
 
dizesiyle hüznü geride kalan güzelliklere yönlendirerek anlatıyor. Sonra ,
 
"Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...”
 
dizesinde doruğa çıkan yürek yangını görülüyor. 
 
“Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...” 
 
dizesinde zamanın hüzün dolu anını veriyor. Daha doğrusu bu anı öyle görüyor.
 
“Bu bir lisân-ı hâfîdir ki rûha dolmakta” 
 
İşte zaman öyle bir dil ki giz taşıyor, bu gizde şiirin bütününde duyulan hüzün saklı.
 
Şahin ÖZŞAHİN, Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster