Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '17

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
127850
 

Şiiri kanayan Filistinli bilge; Mahmud Derviş..

Şiiri kanayan Filistinli bilge; Mahmud Derviş..
 

Ayaklanışım özgürlüğüm! Bununla tanındım ve tanınacağım..


Ben,
Mezbâhanın şahidi,
Ve haritanın şehidi..

Ben,
Basit sözcüklerin çocuğu,
Çakıl taşların kanatlarını gördüm,
Gördüm silahların çığlığını,
Bizde, yüreğimizin üstüne kapatılan kapıyı,
Yerlerimize konulan haczi.. 

 

{ Toprak Kasidesi - 1964 }


 

“Hangi şairi okudun da iflâh olmadın?..” diye sorsalar, tereddüt etmeden O ‘nun ismini veririm.. Vatanım heybem, heybem vatanım! nidâsı ile bezenmiş şiirleri hep uslanmaz bir başkaldırıdır çünkü; zulme, haksızlığa ve faşizme.. Ezilen, sömürülen, sürgün edilen halkların epik çığlığıdır! Günümüz takviminde { Yine - Yeniden - Biteviye } coğrafyamızda yaşanan acılar ve atmosfere yayılan kan kokusu düşürdü us 'umuza O 'nu ve yazmaya yeltendik usulca / belki de hâddimizi aşarak, affola..

.  .  .  

Mahmud Selim Derviş..

13 Mart 1942 El-Birve ( Celile ) ‘de toprakları İngiliz işgali altında iken doğan, 9 Ağustos 2008 Houston ‘da sonsuzluğa karışırken toprakları İsrail işgali altında olan Filistin ‘li şair, yazar, politikacı, düşünür, bilge adam..

Henüz 7 yaşında iken, Siyonistler tarafından göç etmeye zorlanan ailelerden birinin ferdidir Derviş.. Lübnan ‘a göç / sürgün edilişlerini şöyle betimler; “ Altı yaşındaydım.. Zeytinliklere, sonra dağlara koşar buldum kendimi; bazen yalınayak, bazen yere kapaklanarak. Korkuyla ve susuzlukla geçen kanlı bir geceden sonra, Lübnan denen ülkede bulduk kendimizi. Ve o gün and içtim! “

Derviş ‘in içtiği and kaderine karşı çıkmaktır. Elbette salt bu bile gösterir ki kimliğinin temellerini henüz o gün atmıştır.. Bir yıl kadar sonra Lübnan ‘dan döndüğünde artık İsrailleştirilmiş olan memleketinde illegal olarak yaşayan iç mültecilerden biridir.. Diğer yüzellibin Filistinli gibi Derviş de kendi memleketinde mülteci olması yetmezmiş gibi onyedi yıl hüküm süren askeri düzenin tüm şiddetine mâruz kalır.. Kaderine boyun eğmemeye and içmiştir ya; bu yolda yazdığı şiirlerin ve politik faaliyetlerin sonucu olarak tutuklanır ve hapse atılır.. Gençliğinin en güzel çağları olan; 1961 – 1970 yıllarının çok uzun süresini mapuslukta geçirir..

1964 ‘te hapishane duvarlarından “Seccil! Enê Arabi..“ haykırışı ile yazdığı ve 1967 ‘de protest ezgilerle bezenerek bestelenen şiir; Arap dünyasında hızla kabul görmüş ve özellikle Filistinliler arasında ezbere bilinir hale gelmiştir.. İsrailli bir memura hitaben, “Seccil!” ( Kaydet, Yaz ) fiiliyle başlayan ve ilerleyen bölümlerde vurguyu yineleyen bu destansı şiir; sadece İsrail tarafından vatanlarından mahrum edilen Filisitinli güzel insanların değil, tüm ezilen dünya halklarının kültürel ve politik direnişinin simgesi olacaktır artık;

Kaydet!
Ben Arabım..
Kartımın numarası ellibin,
Çocuklarımın sayısı sekiz,
Dokuzuncusu da yolda,
Yaz sonunda burda!
Kızıyor musun?..

Sen yağmaladın bağlarını atalarımın,
Benim ve tüm çocuklarımın,
Sürdüğü toprağı sen yağmaladın,
Bana ve torunlarıma,
Hiçbirşey bırakmadın,
Şu kayalıklardan başka!

Kaydet!
İlk sayfanın taa başına,
Nefret etmem insanlardan,
Hiç kimseye saldırmam!
Ama aç kalınca,
Toprağımı gasp edeni çiğ-çiğ yerim!
Kolla kendini,
Kork benim açlığımdan,
Kork benim öfkemden,
Kolla kendini!..

 

Filistinli şairler, sanatlarını kendi toplumlarının yaşamlarından ve Filistin davasından asla ayrı tutmazlar. Şiiri büyük bir ustalıkla bu davanın hizmetine koşmuşlardır.. Filistinli ozanlar şiiri, sınıf dışı veya politika dışı ilan eden küçük burjuva aydın tavrıyla değil; halkçı, devrimci bir söylem ve ideolojik düzlem üzerinden şekillendirirler. İnsanı, insan yaşamını ve özgürlüğü her şeyin üstünde tutma Filistin şiirinin temel özelliğidir. Mesajlar içerir. Her şeyden önce kendi insanına ve sonra da dünyanın tüm halklarına açık mesajlar verir. İşte bu yüzden de yalın ve açık seçik bir dili vardır..

“Ben aslında kendimi yazmak, çiçekleri yazmak böceklerden bahsetmek isterim. Ama bunlardan bahsedebilmek için öncelikle özgür olmam gerekir. Benim özgür olabilmem için de öncelikle ülkemin özgür olması gerekir” diyen Mahmud Derviş ‘in tavrı aslında Filistin şiirini biçimlendiren temel anlayışın da en yalın ifadesidir. Tıpkı O 'ndan ilham alarak yazmaya devam eden, Fadva Tukan, Kerim-el Kermi ve Samih el Kasım gibi Filistin’in haykıran sesidir Mahmud Derviş’in şiiri. “Kimlik Kartı” ( Bitakat Huvviyye ) adlı şiirde yaşanan sıradışı avâz / haykırış; bazı hallerde sadece şairinin değil, büsbütün halkının tarifidir de..

Bugün sadece Filistin değil, tüm Arap toplumu bir “kimlik sorunu” yaşamaktadır. Belleksizleştirilen, duyarsızlaştırılan dünya karşısında kimliğini ortaya koymak her zamankinden elzem hale gelmektedir. Şiir tam da burada devreye girer işte: “Kaydet! Ben Bir Arabım..”

İsraillilerin gözünde çok farklı ve aşağılayıcı anlamları da ifade eden Araplık, şiirde bir kendine güveni ifade etmesiyle farklılaşır. Kendisini hor görene bir meydan okumaya dönüşür âdeta..

Ki Derviş 'in gözünde Arap olmak bir gururdur. Araplarda "sol" alışageldik geleneğin dışında milliyetçi olmak demektir.. Solcu olup da milliyetçi olmayan tek Arap neredeyse rastlanması imkansız gibidir.. Günlük yaşam koşulları bir Arap için her ne kadar zor olsa da şair, ırkçı / şöven bir yaklaşımla değil; kendi kimliğinin onurunu, tarihsel kökenlerini ve özellikle sınıfsal kimliğini ve sürgün / yaralı yanını da vurgulayarak ortaya koyar.. Mahmud Derviş, her fırsatta modern ve laik bir yaşam tarzı belirlediğini söylemiştir. Ancak kalemi o kadar kuvvetlidir ki politik düzlemde hemen her direnişçinin şiârı ve mottosu olmuştur..

Mahmud Derviş, yüzünü tamamen Filistin ‘e dönmüşken ve İsrail ‘e hırsla doluyken İsrail Sosyalist Partisi saflarına katılır.. Bireysel mücadelesinin yanında kollektif kavgaya da inanır çünkü! Ayrıca, defalarca cephelerde direnir halkıyla kol - kola ve söz verir insanına Filistin ‘i çocukluğunda yaşadığı yere yeniden çevireceğine.. Ne de olsa herdâim özlemiştir çocukluğunu ve hemen – hemen her şiirine yansıtmıştır bunu..

1973 ‘te Filistin Kurtuluş Örgütü ( FKÖ ) ‘ne katılmasının ardından İsrail O ‘nu büyük bir tehdit olarak görür ve ülkeye girişini tam yirmialtı yıl yasaklar! Derviş vazgeçmez ve 1987 - 1993 yılları arasında FKÖ yürütme komitesinde aktif görev alır. Yaser Arafat tarafından Cezayir ‘de ilan edilen Filistin Bağımsızlık Bildirgesi ‘ni kaleme alır. Ancak Yaser Arafat yıllarca verdiği mücadeleye ihanet edercesine çark eder ve İsrail ile anlaşma yoluna gitmeye karar verir. Böylece Oslo Anlaşması imzalanır. Hâl böyle olunca Mahmud Derviş bu anlaşmanın Filistin sorununu çıkmaza sokacağını ve Bağımsız Filistin Devleti hayalini ortadan kaldıracağını bilir ve dimdik bir duruş ile istifa eder. “Bilir” çünkü sözünde haksız çıkmamaktadır ve günümüze dek süregelen Siyonist hareketler Filistin halkı için tehdit oluşturmaya devam etmektedir..

Hapishane yıllarının ardından, Lübnan 'da yaşanan iç savaşa tanıklık etmiş, sürgün ve katliamlardan sonra dolaştığı Arap kentlerinde düş kırıklığı yaşadığını ifade etmişti.. Başkaldırının şiirle bezenmiş olağanüstü örnekleri, kaleme aldığı tüm eserlerinde mevcuttur. Hiçbir zaman vazgeçmemiş, yılmamış ve ölümüne dek savaşmıştır.. 1982 yılında Sabra ve Şatilla Katliamı üzerine yazdığı Beyrut Kasidesi ile 1983 ‘te Sovyetler Birliği ‘nde Lenin Ödülü, 2002 ‘de Uluslararası Nazım Hikmet Ödülü ‘nü almaya hâk kazanır;

Ey kızım..
Seviyorduk seni,
Şimdi yüksek suskunluğunu bekliyoruz,
Huş ağacından süpürgeler taşıyoruz,
Üstümüzdeki öfkeyse dağıtırız, dağıtırız..
Ah ondan!
Ne diye avuçlamadık göbeğini ufkun,
Her uzanışında ellerini,
Bizi boğmaya yeltendiğinde,
Beyrut yok..

Sırtımız, önümüz, denizin sırları yok,
Kanımızı yitirene kadar evet,
Anıların sözcüklerini yitirene kadar,
Ancak söylerim, şimdi yok,
O son bombardıman da yok,
O yer çukurda, 
Başka bir şey de kalmadı yok,
O ruh içinde kalmadı yok,
Beyrut yok..

Takvimler 2006 yılını gösterirken, Nobel Edebiyat Ödülü 'nün önde gelen adayları arasında yer alan Mahmud Derviş; yayımlanan 40 şiir kitabı, 8 düzyazı eseri ile Arap Edebiyatı 'nın yüzlerce yıllık epik ve lirik kaynaklarının kendine özgü metaforları ile örmüş ve adetâ çağdaş destanlara dönüşen öykülerini kaleme almıştır. Filistin şiirinin yıldız gibi parlayan ismi, sürgünde sonsuzluğa karışmasının ardından; insana vedâhi insanlığa yüklediği misyonu ile hâlen aramızda ve savaşına devam ediyor..

. . Ve and içerim ki,
Bir mendil işleyeceğim yarına kadar,
Gözlerine sunduğum şiirlerle süslü,
Ve bir tümceyle baldan ve öpücüklerden tatlı;
" Bir Filistin vardı, bir Filistin gene var!.. " 

 

23.Ocak.2017
Kerem Porazan

 

* Dipnot :
Mahmud Derviş 'in kendi sesiyle can verdiği, Le Trio Joubran tarafından bestelenmiş şiiri "Bu dünyada hayatta kalmayı hâk eden şeyler var.."
https://www.youtube.com/watch?v=xJU81Y2Y7pU

Tülay EKER, Saide Belgin Erdağı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 92
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 12792
Kayıt tarihi
: 17.12.09
 
 

İmgelemelik 'ten düştüğü 6.Mayıs.Bindokuzyüz-fi tarihinden bu yana; Sonsuzluk 'da İnsan.. Mülteci..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster