Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
392
 

Sık sık sevgili edinin. Ayrılsanız da, ona, yenisinin sinyallerini veriniz!'

Sık sık sevgili edinin. Ayrılsanız da, ona, yenisinin sinyallerini veriniz!'
 

<ı>& İki ayrı kamyonla<ı> Habur sınır kapısından, aynı içerikli malları içeri sokan bir blog’cumuzun, kağıdında aynı mallar yazılı olduğu halde, kapıdan içeriye mal soktuğunu, resmi irsaliyede bir yükün <ı>şiirsel, diğerinin <ı>sayısal materyal taşıdığının yazılı olduğu, <ı>içeriğin aynı malı ihtiva etmesinden dolayı, sınır yolunu da tıkadığını, yazı trafiğini<ı> felce uğrattığını,

<ı>& İstatistikçilikle öne çıkan yukarıdaki blogcu’muzun ‘‘Blog’ kategorisini çok iyi kullandığını, <ı>‘Etik’ umdesini çiğnediğini, içeriğiaynı olan her iki bloğun <ı>tek bir blog’da niçin birleştirmediğini bu vesileyle de sormak istediğimizi, musluğu açık bırakılan <ı>çeşmenin suyu gibi o platformun heba olduğunu, bloglar üzerinde öne çıkan çalışmalarındaki itibarına bakarsak, bu halin kendisine hiç mi hiç <ı>yakışmadığını,

<ı>& Yukarıda anılan şahsın, böylelikle, üç basamaklı BLOG hanelerinin ikisini, bu iki bloğu ile kaplayarak, sıradakinin otomatikman, <ı>diskalifiyesini sağladığını, bu hak gasbına bakarak da: ‘Eline çekici alanın, herkesi çivi sandığını’ tescillemiş olduğunu,

<ı>& <ı>İşlek blog kategorisine benzettiğimiz Habur sınır kapısı gibi hareketli bu blog’u , sitede <ı>iki aylık olmasına rağmen, nasıl olup da blogcu’muzun keşfettiğine şaştığımızı,

<ı>& Blogculuk yolu ile <ı>köşe yazarlığı kapmayı hayal edenler veya bu hayalle teselli bulanların artık bu işe ‘Fantezi’ gözle baktıklarını, ayakları suya erenlere bakıp bakıp: ‘ Vay canına sayın seyirciler’

deyip, köşe yazarlarının camlı kapısından))) kıs kıs güldüğümüzü, kendi göbeklerini kendileri kesenlerin, <ı>ellerini çabuk tutarak mahsullerini harmanlayıp <ı>kitaplaştırarak akıllı iş yaptıklarını,

<ı>& Blog’cunun suyu ısınıyor mu vesvesesiyle irkilenler, sitedeki yapıtlarını CD’lere aldıklarını, ‘Site, aniden <ı>kapanıverirse!’ kaygısı taşıdıklarını, akıllarda eski örneklerin unutulmadığını,

<ı>& Sevgili blogcu arkadaşı İstanbul’a geldi diye yazısını ‘Blog’ kategorisinde yayınlatan bir blogcumuzun bu hüneri nasıl kazandığını <ı>merak eylediğimizi,

<ı>& Bu hünerlinin, arkadaşını yedirip, içirip, hoş manzaralarla uykusunu getirtip romantizmin mum ışıkları ile ağırlarken, adalara, modalara faytonlara, toplantılara gittiklerini, üç mum yakıp, keyiflerine baktıklarını, ah ne kadar özledik, ah ne kadar sevindik diye diye birbirlerine, <ı>durup durup hasretle sarıldıklarını, hemhal olduklarını,

<ı>& İnsanlar, bir araya gelip hoş vakit geçirebiliyor ve mutlu bir romantizm yaşıyorsa, bu hakların, diğer kategorilerde yayımlanması gerekiyorken , ‘Blog’ kategorisini seçilmesinin ‘<ı>Fuzuli işgal’ manasını taşıdığını, koskoca yazıda, ‘Blog’ <ı>kokusunun bile bulunmadığını,

<ı>& Sitemizde, akılcı bir teklifle ‘<ı>Altın günü tertipleyelim’diyenlerin, son ekonomik kriz sonrası bu işte kazandıklarını, başkalarının bu işe pek yanaşmadıklarını, şimdi de pişman olduklarını,

<ı>& Blog, bir buluşma ve arkadaşlık sitesi <ı>değildir.Yazı konusu çıkarmak da değildir. İnsanlar bir araya gelip buluşuyorsa, eğleniyorsa, görüntüleniyorlarsa, bunları neden yazıp çizerler burada, anlamıyorum! Kimin saçı başı güzel, kim kimle göbek attı eğlence buluşmalarında’ diyerek bloğunda yazı yazan bir bayan bloggerin ‘Sadece meraktan sordum’ dediğini,

<ı>& Yukarıdaki şahsın, önerileri de olduğunu, buna göre bloglarda: ‘Kim kiminle, nerede, nasıl eğlendiğine dair sayfada blog yeri açılmasını dilediğini, anlaşılan burayı ‘<ı>Chat’ sayfasına çevirmek istediğini, sosyal hayatı tanımak istemeyen bu kişinin hayatını, tuttuğu aynadan bize, böylecene aksettirdiğini, <ı>ört ki, ölem! dediğimizi,

<ı>& Bizim bu sayfalarda yaptığımızı özetlersek, eski defterlerdeki yorumları tekrar makineye koyarak, ikinci defa <ı>kıydığımızıN. Hocanın, tavuk suyu çorbasını, sofrasından kasesiyle kaçıran adamın peşine düşerek kaçmakta olana, elinde ekmekle arkasından koşarken bağırdığı gibi bizim de: ‘<ı> Biyo bandırsaydım’ diye seslendiğimizi,

<ı>& <ı>Az okunmanın sırrını öğrendikten sonra sıranın ‘Nasıl <ı>çok okunur?’a geldiğini, buna göre de<ı>:1- Konuyla ilgisiz olsa da epey <ı>erotik bir resim bul ve koy<ı>.2- ‘Yazımı niçin okumadınız’diyerek arkadaşlarının ensesinde boza pişirerek <ı>baskı yap. 3- Bu çıkışlarını da <ı>gün aşırı şiddetlendirmeğe bak! 4- Yazını çoğalt ve arkadaşlarına ve ‘sana özeldir’ notu ile yolla.<ı>5-Gelen mesajlara hemen cevap verme. Merak edilir <ı>ve tekrar tıklanırsın. 6- Evdekilere ucuz PC al ve seni tıklasınlar <ı>7- Mahalle çocuklarına şekerle birlikte <ı>tık adresini ver, sıkısıkı tembihle.<ı> 8- <ı>Sık sık sevgili edinin. Sevgiliniz bloğunuzla ilgilenir. Onlar da çevre dostlarına bildirir<ı>. 9- Sevgilinizden ayrıldınız. Telaş etmeyin. Arada ona, <ı>yenisinin sinyallerini verin.Eskisi ve yenisi durumla <ı>ilgili kalacaklardır. Böylece eskisi, yenisi derken tıklarınızın çoğaldığını göreceksiniz’ diye akıl öğrettiğini, küçük dilimizi de yuttuğumuzu,

<ı>& 200’ cü bloğu şerefini, şiirle de kutlayarak: <ı>‘Şu blogcu dedikleri / Kimi uçuk, kimi kaçık / Kimi yazar açık açık / Kimi köfte, kimi sucuk / <ı>Kimiderdi senden alır / Kimi derdi yardan alır / Kimi yarı yolda kalır / Döne gideblogcular/ <ı>Kimi karıştırır ortalığı / Sıvışır <ı>kestirmeden / Tam köşeyi dönerken/ Tanırız takkesinden ‘ diye seslendiren bir bayan blokcumuza, <ı>cevaben de: ‘ Kimi yazar yaldız yaldız / Enişten bıktı baldız / ….’da gezinirken/ Kafayı yedi bizim kız’ diyerek <ı>‘Atışma’ yaptıklarını,

& Bir <ı>acar bayan blogcumuz, <ı>‘Tav oldum birisine’ diyerek gönlünü birisine kaptırdığını, Ve‘Tav olmam kolay kolay, <ı>oldum, ama ne yalan söyleyeyim’ dediğini, aldığı yorumun da ilginç olduğunu ‘Koskoca İzmir’ in ‘<ı>Tavolmak’ deyimini tam tersi anlamına kullanıyor olmasını ilginç, denildikten sonra, hadi ayçiçeğine <ı>‘çiğdem’. <ı>Simitle gevrek aynı şey, inandık.Ama şu TAV nedir? Dediğini,

<ı>& Tam 20 ay sonra blog kategorisi ile tanışabilen bir bayan blogger’imizin ‘<ı>Şıpın’meseleyi çözerek blogda aşamayı şöyle tarif ederek başarının sırrını verdiğini, ‘ ‘Çok okunayım kaygısı duyma

Özelim, güzelim, deme.Tutkun ol. İçten ol’ dediğini,

<ı>& Emekli bir öğretmen ‘Bir yandan gerçek kimliğimiz, bir yandan sanal kimliğimiz. <ı>Sanal ve gerçek yorum çatışıyor. Nerede duracağımı bilemiyorum. Biz neyiz? Biz kimiz? Aşık oluyorum rol gereği, cinselliğe karışmış bir kadın ardından. Bakıyorsun mod’da bir değişiklik ‘ Kar, buz ve dolu. Üşüyor duygularımız’ diyerek veciz bir şekilde aklı başında bir tahlilde bulunduğunu, bu yazının <ı>220 hit almasına karşın tek bir yorum almamasına şaşırdığımızı,

& <ı>'Erken yanan ocak küllü olur' misali, erken kalkan, yani çabuk davrananın, blog kategorisinde uzun müddetkalabildiğini, bunu teminen de, bloglarda uzun soluklu olmanın, gece yarısından sonraki <ı>ufak saatlerde blog yazısının postalanmasından geçtiğini,

<ı>& İsteklerin hiç bitmediğini, blog’da ‘Magazin hattı, <ı>övgü hattı, yerme hattı, ’nın yanı sıra, şimdi de ‘Blog <ı>Pazar <ı>eki’olsa denildiğini,

<ı>BİLİYOR MUYDUNUZ ?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bugün :) neyazdığınızı merak etti arşiv kurdu...okudum ama çok uzun :)) okuttunuz ama merakla hemde ama çok acımasız buldum sizi....ayrıca :) şunuda farkettim Örti Ölem lafınız başlanmamış yazılmaya :))) ...selamlar

B Gelincik 
 16.10.2009 15:55
Cevap :
Ört ki ölem'i yazmış olmalıyım. Hani birisine hayıflanırsınız. Adam nezaketsizdir. Ona uymayayım dersiniz, Bir, iki sabredersiniz de. Baktınız ki olmuyor, lâfını kapatmak, onu değersiz bulduğunu ima etemek üzere " Ört ki, ölem!" der, işin içinden çıkarsınız. Ama bu cümle, konuma göre değişir söyleniş ve yazılışı. Daha bitmedi, dur, devam edeceğim amma, bu kutular yetmez. Esas önemsediğim ve saygı duyduğum, sizde hiç üşenme yok valla. İyi bir kitap kurdu gibi, "BLOG" kurdusunuz. Hayırlı kurtluklar be yau! Ama, övünç veren bir tablo. Biraz da gurur veriyor.. Kulağınıza bir şey fısıldayayım mı, 300 küsur blog yazmışım. Hala daha kendimi yazar olarak görmüyorum. Kendimi kâfi görmüyorum. Yazdıklarımı beğenmiyorum, bir ikisinin dışında. Bilemedin üç yazı olsun. Ama, senin gibi can dostlar sağolsun. Bana güç veriyorsun. Halâ daha okuyorsan, pes. Yazı bırakmadın okuya okuya. Bazı blog arkadaşların da kulakları çınlaya! Bakın şu karşınızdaki güzelliğe. Bunu, sevgili Umut Ezgi de yapmıştı.  16.10.2009 17:24
 

:)

shalimar 
 17.10.2008 19:20
Cevap :
Demek ki :)) böyle yapmakla bir nevi sinyal vermiş oluyorsunuz (MU?)  17.10.2008 23:05
 

Hay Allah Muzaffer Bey'ciğim, çok alemsiniz vallaha! Nerelerden neler cımbızlamışsınız öyle, gülmekten öldüm kendi yazdığım satırların kaleminizden çıkış haline! :))) Ama vallaha "tav olmak" hep gıcık olmak anlamında kullanılıyor buralarda! Kim yazmıştı anımsayamıyorum, başkalarının yazılarıyla blog hazırlıyorsunuz tarzı bir yorumdu, açıkçası katılmıyorum bu görüşe ben, okuyor, cımbızlıyor ve ters yüz ederek sunuyorsunuz ki bu da epey bir emek demektir. Şunu da itiraf edeyim, kendimle yeterince barışık olmadığım zamanlarda olsaydı, bozulabilir, açıklama yapmaya, neyi ne anlamda kullandığımı anlatmaya çalışırdım, neden sık sık sevgili değiştirin dediğimi falan:)) Neyse uzatmayayım, eğleniyorum yani sonuçta ben kendi adıma... Sevgilerimle...

Olcay Gülgün Karaoğlu 
 17.10.2008 1:53
Cevap :
İyi gününüzdesiniz de, paçayı kurtardım. Şans buna denir. Huyunu suyunu bilmediğim insanların tuvalet masalarında, çantanın içinden bul cımbızı, cımbızla. Sonra da yaz. Valla yaptığım bu. Ama en önemlisi, modernizm ile tolerans birleşmiş sizde. Kendinize olan güvenle dalga geçmenize de şapka çıkarılır hani. Şakadan da olsa sevgili değiştirmeyi kabullenmiş bir haliniz var. Ben, kelimelerden fal bakaraım, bilir miydiniz? Bunları, onun için söylüyorum. Sizde müthiş bir öz güven var. Hayatın pılıpırtısını değil, özünü yaşamak, idealiniz oluyor. Her şeye pabuç bırakmayan bir kimsesiniz. Kendinize sınırsız tolerans tanımanızla bir nevi özgürlüğün tepelerinde geziniyorsunuz. Bu size, arasıra pahalıya da maloluyor. Ama, aldırmaz bir huyunuz da var. Şirinliğe tahammülünüz yok. Evine,yuvasına sadık birisisiniz. At bi 25 lira da, sonunu sülüyeyim. A be sen ne iyisin, alnından öpülesin Bir üç görürüm. 3 gün mü, 3 afta mı desem,kavuşacaksın arzuna.At bi ellilik de ne muradını sülüyeyim. Saygılar  17.10.2008 9:53
 

Çok okunmak için mahallenin internet kafesini kiralayacaksın. Çocuklara bir saat oyun karşılığı tıklatacaksın. Sana katkıda bulunayım dedim. Hem ben karışmam böyle işlere. Az müridim olsun başım rahat olsun!!

Ahmet Balcı 
 16.10.2008 23:46
Cevap :
Bunu bana değil, 'Tıkbank' mudilerine söyle aziz dost. Az tıkım olsun, arayanım,soranım az olsun. Doğru. Aynı fikirdeyim. Bir avuç dost yeter bize. Selamlar.  17.10.2008 9:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 867
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster