Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '11

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
193
 

Şikeloji

Şikeloji
 

Bazı meslekler vardır sonradan ya da o mesleği icra ederek öğrenilir. İnanın bu uygulama (tecrübe) bizde biraz daha farklı işliyor. Adam doktor, acil’de çalışıyor. Bildiğiniz pratisyen doktor. İlk yılı ile 5. Yılı arasında kaç saat mesai farkı vardır sizce? İlk yıllarında nöbete kalıyor. Akşam yediden (NTV programı gibi oldu) sabah yediye kadar nöbetçi… Peki, sonra bu 12 saatlik nöbet azalıyor mu? Tabii ki azalıyor. Hemşireleri tanımaya başlıyor, kendisinden daha eski doktorların mesai saatinin neredeyse yarıdan yarıya daha az olduğunu görüyor. Sağlık memurları ile kaynaşıyor, güvenlik elamanlarının cep telefonlarını almaya başlıyor. Sonra gece ikiden sonra, topuk! Mesleki kazanım buna diyorlar. En önemli tecrübe de, cümle kurmada yaşanıyor. Zaman geçtikçe hasta ile cümle teması azalıyor. Buradaki en son nokta, bir yarım cümledir. Hasta ile “tıp” oyunu oynama süreci 15. yıldan sonra geliyor. 

Her şeyimiz şike olmuş ama farkında değiliz. Bankada yakını olduğu için sırayı takmamalar, hastanede güvenlik elamanını kafaya almalar, okulda yanlış kayıt yaptırmalar, para istemeler, para vermeler… En basiti, bir parkmetreci çocuğu tanıdın mı, alsana şike işte… Altüstü vereceğin 2 lira ama tanıdık kardeşim niye vereyim ki, havaları her olayda, her meslekte maalesef vardır. 

Ve genelde bu tür girişimler normal karşılanır. Çünkü herkes yapıyor, düşüncesi hâkimdir. Bu tür uygulamalar biraz daha masum gelir şimdi anlatacağım olaylardan. Çünkü tanıdığın biridir şike yaptığın ve utanmana gerek yoktur! 

Merak ettiğim, tanımadıklarımıza yaptığımız şikeler konusudur. Ar damarının burada yok olma durumu vardır. Kan artık o damarda akmaz olur. Beyine yanlış sinyaller göndermeye başlar. Bu insan, bu tür durumları devam ettikçe, iyi bir şey yaptığını zanneder. Hem psikolojik hem de fizyolojik bir durumdur. 

( Ar damarını daha detaylı öğrenmeniz için, www.diyanet.gov.tr adresine bakabilirsiniz!) 

Şimdi gelin, ar damarı pıhtılaşmış bir insanın ruh haline bakalım. Yani, şike yaparken nasıl davrandığına bakalım. Önce telefon konuşması: 

- Alo 

- Selamun aleykum (S.A) 

- Aleyküme selam (A.S) 

- Ben, A takımının başkanı B’yim, C ile mi görüşüyorum? 

- Evet benim 

- Nasılsınız? (Buradaki “L” harfi genelde düşer. “Nasısınız?” diye okuyunuz.) 

- İyiyim sağ olun (Eğer, “ siz nasısınız?” dönüşü gelmeyince, yüz yüze görüşmek gerek, anlamındadır.) 

- Müsaitseniz bugün görüşebilir miyiz? 

- Hay hay, memnuniyetle 

Şimdi, bu konuşmaları dinleyen yetkililer bi şey anlayamaz. Ünsüz düşmesini fark etmeleri çok zor! Nasısınız, sorusuna “ iyiyim, siz nasısınız?” cevabını vermeyenden şike konuşması çıkarmak çok zor. En fazla, ahlaki bir çöküşten dem vurulur sonra aile kavramının yok olmaya doğru gidişine varıncaya kadar bir muhabbet devam eder telefon dinleyicileri için… 

Uygun bir yer tespit edilir ve orada hışıltılı bir ses tonuyla olayımız başlar. 

- Sayın B, merak ettim şimdi, niye buradayız? 

- Bana, bir buçuk iskender kebabı, çoban salatası ve kola lütfen. 

- Ben buzlu su alayım! 

- Bakın Sayın C, sizi buraya çağırmamın sebebi takımımla ve sizin takımınızla alakalı… Haftaya siz, bizim takımla oynuyorsunuz. Sizin ligde kalmanız artık garanti yani bi hedefiniz yok. Takımınız yorgun ve isteksiz. Artık seneyi düşünüyorsunuz.  

- Eeeeee? 

- Bizim de iki puana ihtiyacımız var. Koskoca milyon dolarlar iki puana kaldı. Sizin alacağınız bir ya da üç puan bi şey değiştirmez hatta sizi fiziksel anlamda yorabilir. Ama bizim alacağımız üç puan, aslında iki yetiyor, bizi şampiyon yapacak.  

(Girizgâh bölümü burada devreye giriyor.) 

- Evet, biliyorum. 

- Siz yenince evinize gidip televizyon başında uyuklayacaksınız. Biz yenince kameralar karşısında şov yapacağız. Seneye Şampiyonlar Ligi’ne gideceğiz. Ülkeye döviz sokacağız. Milli gelire katkıda bulunacağız. Sizden ricam, bu parayı alıp hem kendi gelirinizi hem de milli gelire katkıda bulunun. Takımınız kazanacak, ülke kazanacak, bizler kazanacağız, Türk futbolu kazanacak, tekstil bölümü kazanacak… Siz bu maçı kazanırsanız sadece ve sadece siz tek başınıza bir üç puancık kazanmış olacaksınız. 

- Tamam, tamam… Sen kaç lira milli gelire katkıda bulunacaksın, ondan haber ver. 

Şahsen ben bu şekilde bir konuşma dinlesem, Sayın B’ ye plaket verirdim. Mesleki kazanım buna denir işte… Helal olsun! 

ŞİKE:  

1) Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma.
2) Bir çıkar karşılığı, uzlaşarak bir iş yapma, aldatma 

Mahir Temur 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 57
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 506
Kayıt tarihi
: 21.12.09
 
 

1979 Malatya doğumluyum... Evreni kendi gözlüğümden (0,50-0,75) görmeye çalışan bir yazarım... Dü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster