Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
732
 

Sıkıcı Bir Ülke mi Olduk Ne?

Sıkıcı Bir Ülke mi Olduk Ne?
 

Avrupa’dan dönenlerin şikayetidir bu! Çooook sıkıcı bir ülkedir dönülen. Her şey düzenlidir. Sakindir hayat, hatta o kadar sakindir ki monotondur. Avrupa’dan dönen “Türkiye’nin gözünü seveyim” le başlar cümleye. Hareket gelmiştir hayatına, bereket gelmiştir. Robot gibi, soğuk ve sevimsiz insanlar diyarıdır orası. “Bırak Allah’ını seversen o muşmula suratlıları, bizim insanlarımız sıcaktır, misafirperverdir.” diye de övgüler düzer memleketinin güzel insanlarına Avrupa görmüş yurttaş. “Sokaklar bizim sokaklardan daha temiz. Amaaaaa pis şu Avrupalı canım, eve ayakkabıyla giriyorlar. Ha bir de taharet musluğu yok. Yok yok bir başkadır benim memleketim!”

Valla sizi bilmem ama bence bu ülke de sıkıcı oldu! Avrupalıyla bir açıdan benzeşiyoruz aslında. Çok sıkıcı olduk. Hatta gidişat daha da sıkıcı olacağımız yönünde.

Monotonluktan ne anlıyorsunuz bilmiyorum ama benim anladığım kısır döngü halinde aynı şeylerin belli aralıklarla yaşanıyor olması. Misal Çiftlikbank, Anadolu Farm, Sütbank. Banker Kastelli’den, Jet Fadıl’dan ne farkı var canım bunların. Yıllar geçiyor ama bizim şu insanımızın kolay yoldan köşeyi dönme arzusu geçmiyor. Yıllar geçiyor ama dolandırma ve dolandırılma dürtülerimiz geçmiyor. Yıllar geçiyor ama devlet bu dolandırıcılara karşı hem insanını korumuyor hem de “Uyanık ol ey yurttaş!” deyip kendi sorumluluğunu üstünden kolayca atabiliyor. Ve nasıl oluyor da televizyonlarda bangır bangır konuşan sözde gazeteciler ve araştırmacılar Çiftlikbank’ı, dolandırma vakası ortaya çıkınca duyuyor. Şimdi söyleyin bana, bu bir kısır döngü değil de nedir? Tarihin tekerrürden ibaret olduğunun kesinleştiği bir ülke burası ve bence hiiiiiç sürpriz yok!

Taharet musluğuyla övünen ve temizliği buradan başlayarak tarif edip Avrupalıyı hakir gören bizler taharet musluğu güzellemesinin dışında yıllardır ne yaptık acaba temizlik adına. Ortaçağ’da Paris’te insan dışkılarının pencereden sokağa atıldığı, insanların hiç banyo yapmadıklarını hala söyleriz. Banyo yapmayı bizden(?) öğrenen –ki Romalılarda da hamam kültürü var- garip Avrupalılar şimdi her gün duşa girerken biz metrolarda kokan insanların ülkesiyiz. Evden çöpleri ayrı ayrı poşetlerde toplayan, geri dönüşümü çoktan halletmiş bir Avrupa mı sıkıcı, yoksa geri dönüşümü yoksul insanlar üzerinden gerçekleştiren, çöp rantının kabul gördüğü Türkiye mi? Ben sizi bilmem ama her sabah ve akşam çöp kutularını karıştıran zavallı insanlar görmekten çok sıkıldım.

Sonra şu medya meselesi de çok sıkıcı bence! Her yerde aynı kişilerin aynı şekilde, aynı koşullanmış düşüncelerle konuşması sizi de sıkmıyor mu Allah aşkına! Başka sesler, başka düşünceler, başka renkler, başka başka bakış açıları olsa daha güzel olmaz mı? Hayatımız renklenmez mi? 

Sosyal medyanın daha renkli olduğunu düşünüyorum şahsen. Fakat sosyal medya da bu sıkıcılığa mağlup olacak gibi gözüküyor. Düşünceler elbette yok olmaz ama bu ülke maalesef bastırılan düşüncelerin diyarı. Sansür tarihimiz çok renkli! Takdir edersiniz ki aradan iki yüz yıl geçmiş olmasına rağmen sansür zihniyeti hiç değişmeyince ortada renk diye bir şey kalmıyor.

Serap Ezgügillerden, içinde hiç siyaset olmayan komedi programlarından, futbol dışında başka spor dallarına gün yüzü göstermeyen  spor programlarından, dolandırıcılardan, dolandırılanlardan, kendi özeleştirisini yapmaktan yoksun olan eleştiriye hiç tahammülü olmayan siyasetçilerden, adam kayırmanın her dönem başka kılıklara girerek devam etmesinden, çözülemeyen Kürt sorunundan, anaların ağlamasından, üretimsiz sözde ekonomiden, Müslümanlığı şekle şemale indirgeyip 13. yüzyılda yaşamış Yunus Emre’nin (Bir kez gönül yıktın ise/ Bu kıldığın namaz değil) felsefesine gelememiş sözde din adamlarından, mafyayı öven diziler çekmekten utanmayıp da masada rakıyla fotoğraf çektirmekten utanan ahlak anlayışından, kadının sahneye bile çıkmasına tahammülü olmayan yobaz zihniyetten, her gün duyduğum kadın cinayeti haberlerinden, söylemek isteyip de otokontrol  yapmak zorunda hissettiğim için söyleyemediğim şeylerin içimde dağ gibi büyümesinden ve daha bir sürü şeyden çok ama çok sıkıldım.

Çok sıkıcı bir ülkeyiz, böyle giderse daha da sıkıcı bir ülke olacağız ne yazık ki!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 270
Kayıt tarihi
: 27.03.16
 
 

Eğitim: Mimar Sinan Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı /  İlgi Alanları: Okumak, yazmak, gezmek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster