Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
145
 

Sıkıştığımız kapı aralıkları

Sıkıştığımız kapı aralıkları
 

Hangimiz zaman zaman çeşitli nedenlerle köşeye sıkışmış hissetmiyoruz ki!


İnsan bazen dünyalara sığmaz, bazen bir zerrede boğulur.

MEVLANA

Gün olur sıkışırız bir yerlere. Yaşımız, konumumuz ne olursa olsun sıkışırız. İçinden çıkamaz oluruz bir şeylerin. Dışarıda herkes güle oynaya yaşarken ya da en azından öyle görünürken biz kendi içimizdeki karanlıkta kayboluruz. O insanları anlamakta güçlük çekeriz.

Bizi sıkıştıran şeyler dışarıdan da geliyor olabilir, kendi içimizden de. Dışarıdaki ve içerideki karanlık güçlerin iş birliği yaptığı durumlar da vardır.

Bizi sıkıştıran, yoran, acıtan ve bazen kıran şeyler kimi zaman kısa sürelidir, kimi zaman uzun bir zaman dilimine yayılır ve biter kimi zaman da bir ömür sürer.

Bazen eşref saati geldiğinde kendiliğinden çözülür. Çoğu kez de çözülmesi, ortadan kalkması biraz emek ve yine çoğu kez biraz zaman ister.

Dışarıdan gelecek en ufak destekle çözülecek oldukları halde o desteği göremediği için askıda kalan, yormaya incitmeye devam eden sorunlar da vardır ve az değildir.

Dışarıdan destekle bir anda yerle bir olan sorun dağları, duvarları vardır.

Dışarıdan destekle aşılabilecekken, önüne gurur, benlik engelleri konduğu için aşılamayan sorunlar vardır.

Çocuk vitrinde gördüğü oyuncak ya da dondurma için başvuracağı kişi olarak tanıdığı annesinin ya da babasının ciddi tepkiler göstereceklerini bilir ve onlarla vitrinde gördüğü arasında sıkışır.

Kız her şeyi ile mükemmel bir çocuğun kendisine arkadaşlık teklif ettiğini hiç bir büyüğüne açamaz, ısrarcı genç ile büyükleri arasında sıkışır.

Genç birey insan içine çıkabilmek için olmazsa olmaz gördüğü ve bir türlü alamadığı giysi ve takılarla kendi yetersiz kıyafeti arasında sıkışır,yüzündeki ergenlik sivilceleri ya da bir yara izi, bedenininin beğenmediği bir bölümü ile insanlar arasında sıkışır.

Baba ödemek zorunda olduğu giderlerle yetersiz geliri arasında sıkışır.

Genç katı disiplin anlayışı olan okul ve katı öğretmenler ile ailesi ve gelecek kaygısı arasında sıkışır. Geçim sıkıntısı ile insan emeğine saygı göstermeyen kimi işverenler, yetersiz çalışma yasaları, kuralları arasıda sıkışır.

Köylü güzeli parası bol diye kendisini yaşlı koca adayı ile evlendirmeye çalışan zorlu ve onurlu (!) ailesiyle yaşlı koca adayı arasında sıkışır.

Bulaşıkçı iş yerinde önüne kale gibi yığılan tabaklarla evdeki hasta yardıma muhtaç aile bireyi arasında sıkışır.

Kamyon şoförü modeli düşük, sık sık yolda bırakan kamyona tekrar binip şehirler arası yola çıkmakla işi bırakmak arasında sıkışır.

Bilimde doktora, tıpta uzmanlık öğrencisi kendisini en iyisini becermeye zorlayan kıymetli hocasıyla tezi ve başarısı arasında sıkışır.

Asker yerine getirmenin olanaksız olduğunu düşündüğü emirle becerileri, iç dünyası arasında sıkışır.

İşyeri yetkilisi bitirilecek işlerle o işleri bitirme kapasitesi olmayan torpilli çalışan arasında sıkışır.

Çok sayıda insan sağlıksorunu ya da sorunlarıyla yaşam arasında sıkışır.

Ekonomik olanakları ve yaşam alanı dar olan pek çok insan kendisini içinde bulduğu ve kaçıp kurtulamadığı ortamlarda bulunan kalabalığın her anlamda baskısı ile kendi bireyselliği, bireysel talepleri arasında sıkışır.

Komutan can kayıplarının olacağı hücum emrini verirken sıkışır. Hekim başarısızlık riski çok yüksek ameliyata girerken vicdanı, hasta sahipleri ve görevi arasında sıkışır.

Bireylere olanlar ailelere, derneklere, işletmelere diğer topluluklara ve kuruluşlara da olur. Gerçek kişilere olanlar tüzel kişilere de olur.

Her sıkışılan yer aslında bir kapı aralığıdır. O kapı bazen gerçek ve ciddi, bazen sanal ve komiktir.

Bireysel, toplumsal ya da ekonomik gücü olanlar zorlayıp aça aça, zorlayıp kıra kıra geçerler kapıları; güçsüzler de sıkışır kalırlar en basitinde ve geçtikleri her kapıdan yaralar, izler taşırlar.

Aralarına sıkışıp durduğumuz kapıların çok büyük bir çoğunluğu diğer insanlar tarafından görülmez, fark edilmez bile.

Kimi zaman kapı aralığında sıkıştığımızı diğer kişiler anlar ve biz istemeden el atar kurtarırlar. Kimi zaman görürler ama yardım etmezler, edemezler. Kimi zaman yardım ister ve kendimizi daha çok sıkışmış buluruz. Kimi zaman yardım istediğimiz an kurtuluruz.

Yardım istediklerimiz ya da yardım istenecek hale geldiğimizi görenler kendileri yardımcı olamadıklarında bazen vazgeçer, bazen yardımcı olacakları bulup getirirler.

En kötüsü kendi çabamızla çıkamadığımız, oysa basit bir müdahaleyle çıkabileceğimiz kapı aralıklarında çaresizlik duygusuna yenilmek, kimsenin yardımını istemeye cesaret göstermeden, “ayıp olur”, “ya kabul etmezse”, “o da bir şey yapamaz” ve benzeri içsel engellerle takılıp kalmaktır.

Şu an bu yazıyı okuyan ya da okumayan sayılamayacak kadar çok insan bir kapı aralığındadır.

Herkesin önüne çıkan kapı aralıklarından takılmadan, incinmeden, kırılmadan geçmesini dilemek kolaycılık ve hayalcilikse, ki öyledir; herkesin baskısı altında bulunduğu kendi kapı aralığından en uygun ve en az sıkıntıyla kurtulmasını temenni etmek, devlet aygıtının yetki ve sorumluları olarak, anne baba ve öğretmenler olarak, ağabeyler ve ablalar olarak, karşımızdaki insanların sıkıştığı kapı aralıklarını görmek, göremediğimiz ama hissettiğimiz zorluklarını çözülüp söylemelerini sağlamak ve bir sözle, bir dokunuşla ya da biraz çabayla onların oradan kurtulmalarına yardım etmek de bizim derdimiz olmalıdır.

Sağlıklı ve mutlu bir toplum insanların kendi hemcinslerinin yaşadığı sorunları görmeleri ve duruma göre onlara omuz vermeleri ile gerçekleşip yaşayabilir.

 

25 Mart 2012, 04:29 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 324
Toplam yorum
: 218
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 193
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster