Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Temmuz '14

 
Kategori
Dünya Şehirleri
Okunma Sayısı
863
 

Sıla hasretim bir Eskimo'nun türkülerinde

Sıla hasretim bir Eskimo'nun türkülerinde
 

Eyfel Kulesi kadar romantik olmasa da, Golden Gate Köprüsü her zaman hoşuma gitmiştir.


Hayatımın 21 senesi şehir, arkadaş, ülke, lisan, kültür değiştirmekle geçti. Buna sebep bir devlet memuru oluşum değil, eş durumundan ise hele hiç değil! Sadece "yolcudur Abbas, bağlasan durmaz" modundaki ruh halim buna neden. İçimde sürekli diğer vadiye bir özlem var. Daha yeşil, daha güzel... Diyebilirsiniz ki, "e' o zaman sen de kendi çimenini sula, o da yeşil olsun". Ama işte öyle demekle de olmuyor. Nereye gitsem, başka bir yere özlem duyuyorum.

Yaklaşık 7 sene yaşadığım Fransa'dan taşındık ve şimdi San Francisco'dayız. Bu şehir eşimin bana evlenme teklif ettiği, aynı zamanda balayını da geçirdiğimiz çok özel bir yer! Ama bir gün orada yaşayacağım hiç aklıma gelmezdi, ta ki, çok cazip bir iş teklifi alana kadar. Ben bu şehre Fransa'dan geldim, Fransa'ya ise Alaska'dan, Alaska'ya ise İstanbul'dan, İstanbul'a ise İzmit'ten.

Çocukluğumda da bir kaçış özlemim vardı. Yola bakar, seyir halindeki araçlardan birine binip, çok uzaklara gitmeyi dilerdim. Sonra bir gün büyüdüm ve yoldan geçen herhangi bir arabanın pek de tekin olmayacağını düşünüp, uçaklara gözlerimi diktim. Hiç unutmam, bir defasında THY'nin bir uçağına bakıp, "Ayağım saatlerce yere basmadan, çok uzaklara uçmak istiyorum" dedim. Allah'ın boş bir anına denk gelmiş olacak, birkaç ay sonra gözümü Alaska'nın küçük bir Eskimo kasabasında açtım.

Yıllar sonra Amerika'ya geri döndüğümde, pasaport kontrolünü yapan memur "ülkenize hoşgeldiniz Victoria hanım" deyince, Amerika ile Fransa arasında geçen 14 sene gözümün önünden adeta bir film şeridi gibi geçti.

Amerika'da yaşayan bir Türk olmakla, Avrupa'da yaşayan bir Türk olmak arasında derin bir uçurum var. Mesela legal yollarla Amerika'ya gelmek istiyorsanız, Türkiye'de gerçekten iyi işler başarmış olmanız gerekiyor. Ülke ortalamasının üzerinde bir gelirinizin olması, varolan banka birikiminiz, kariyeriniz, eviniz, sahip olduğunu diğer gayri menkuller ve hatta en sık çalıştığınız bankadan kredi kartı borçlarınızı daima zamanında ödediğinize dair bir referans vize almanızı kolaylaştıracaktır.

Hayatım boyunca gazetecilik mesleği ve üniversitede elde ettiğim başarılar dışında yakaladığım üçüncü başarı, Amerika'dan aldığım 10 yıllık vizedir. Övünürüm ve hatta utanmadan arkadaşlarıma gösterdiğim bile olmuştur! Vallahi şaka yapmıyorum!!! Ben "Acaba Amerika bana 6 aylık vize verir mi" diye düşünürken (çünkü İngiltere başta olmak üzere diğer pek çok ülkeye aldığım vizelerim 6 ayı geçmiyordu), Amerika bana 10 yıllık vize verince "ben neymişim be abi" düşünce şekline yatay geçiş yaptım!

Konuya geri dönelim...

Almanya halen aile birleştirme konusunda lisan sınavı uygulasın mı, uygulamasın mı diye tartışırken, Amerika'ya eşini getirmek isteyenlerin getirmek istedikleri eşlerinin statülerinin de en az kendileri gibi yüksek olup, İngilizceye hakim olmaları gerekiyor. Avrupa'da siz hazır olduğunuzda vatandaşlık sınavına girerken, Amerika'da göçmenlik bürosu siz isteseniz de, istemeseniz de sınav tarihini kendisi belirliyor. Üstelik İngilice'yi zaten bildiginizi var sayıyorlar ve sizi Amerikan tarihi ve yönetim şeklinden sınava tabi tutuyorlar. Bu bir test değil! Elinize kalemi alıp, çatır çatır yazmanız ve hatta pek çok konuda yorum yapmanız gerekiyor. Belki de ben dördüncü hayat başarımı bu sınavda elde ettim. Nasıl çalıştıysam artık, yüz üzerinden yüz alarak sınavı geçmiştim.

Öte yandan Avrupa'da yaşayan Turklere "gurbetçi" denirken, Amerika'da yaşayanların "Türk asıllı Amerikalı" olarak anılmasının altında yatan çok önemli bir gerçek var. Amerika, ülkesinde göçmenlik statüsünde yaşayan insanlara Amerikalı olmayı öğretiyor. Siz kendinizi Amerika'da "gurbetçi" olarak görmüyorsunuz. O ülkenin bir vatandaşı oluyorsunuz. Çünkü o vatandaşlığı alabilmek için, ülkenin kültürünü, tarihini, ekonomisini, yaşam şeklini öğrenmek zorundasınız. Üstelik Amerikan vatandaşı olurken ülkeye olan bağlılığınıza dair söz veriyorsunuz.

Diyelim ki bir başka ülkeye yerleştiniz ve o ülkenin de vatandaşı olacaksınız. Eğer o ülkenin vatandaşı olurken, "ülkeye bağlılık yemini" ederseniz, Amerikan vatandaşlığını otomatik olarak kaybediyorsunuz. Yani Amerika vatadandaşlık olayını gerçekten çok ciddiye alıyor. Vatandaşı olduktan sonra da, artık sizi ülkede yaşayan bir göçmen değil, gerçek vatandaşı olarak algılıyor! Ve hatta ayıptır söylemesi, size bu konuda bir yamuk yapan olursa da, ırkçılık yaptığı için bu kişiye dünyayı zindan ediyor!  Fakat siz de ülkenin bu hassasiyetini suistimal edip, Amerika'da küçük bir Türk köyü oluşturmaya kalkmıyorsunuz!

Avrupalı Türkler, Avrupa'da olmayı halen kabullenebilmiş değiller, hatta orada doğan çocukları da buna dahil! Orada yaşıyorlar, ama kendi aralarında gruplar oluşturmuş haldeler. Sürekli Türkçe konuşuyorlar. Uyum sorunları var. Kendilerini "sılada" hissediyorlar.

Amerika'da yaşarken hiçbir zaman gurbetçi kültürü aklımın köşesinden dahi geçmedi. Gerçek bir Amerikalı nasıl yaşıyorsa o şekilde yaşadım. Fakat Fransa'ya gelince ilginç birşey oldu. Karşılaştığım Türkler bana Amerika'da hiç duymadığım garip bir soru yöneltti:

SORU: "KESİN DÖNÜŞ NE ZAMAN?"

Haydaaaa!!! "Dönecek olsam burada işim ne" desem de, karşıma hep saz çalıp, gözyaşı döken, sıla özlemi çeken, "Oyum Erdogan'a" diyen birileri çıktı. Hem de benim gibi bir Çapulcu'ya!

Ben 7 senede Avrupa'ya uyum sağladım ama Avrupa'da doğan, hatta az daha uğraşsa burada ölecek kadar yaşlanmış olan pek çok Türk'ün enseme "gurbetçi" damgası yapıştırmasına hiç alışamadım.

Şu an memleketime döndüm. San Francisco yeni evim. Üstelik Alaska'ya da direkt uçuşları var. Geçici olarak kaldığımız evimizden havaalanına iniş yapmakta olan uçakları görebiliyorum. Evet, az önce Alaska Airlines'i da gördüm. Ağladım mı? Evet!!! Avrupalı Türklere anlatamadığım şu ki, benim sıla hasretim bir Eskimo'nun türkülerinde.

Bi' de şu jet leg olmasa!

Victoria Toumit

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Amerika'ya mı taşındııın? Çok şaşırdım. Hayırlı olsun, güzel olsun

nihan cengiz 
 20.07.2014 22:03
Cevap :
Günaydın bana! SF saati ile sabah saat 08.00. Az önce okudum mesajını beni çok mutlu ettin. Aslında buraya yerleşme fikri hep aklımızdaydı ama erteliyorduk. Sonunda oldu! Can Yucel'in bir sözü var Kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz. İşte ben onlardan değilim ;)  21.07.2014 18:02
 

Çok güzel bir yazıydı ve etkilendim açıkçası. Güzel noktalara değinmişsiniz.

Papatya Tarlası 
 19.07.2014 4:19
Cevap :
Cok tesekkur ederim sevgili arkadasim. Size cok keyifli bir haftasonu diliyorum. Yorumunuzla beni cok mutlu ettiniz.   20.07.2014 0:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 160
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 8238
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

Gazetecilik mesleğine ilk olarak Hürriyet Haber Ajansı'nda muhabir olarak başladım. Daha sonra Ümit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster