Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
336
 

Silikonlu dudakları var ama!

Silikonlu dudakları var ama!
 

Blog mahallesinde yaratıları, üretimleri paylaşılsın, baharda yeşersin diye filizlenmeye bırakıp, arada bir uğrayınca doğal olarak kopukluk yaşamak kaçınılmaz oluyor.

Gündem üzerine sürekli yazmak gerçekten zaman istiyor. Sürekli bitemsiz bir aşkla yazan, duygu ve düşüncelerini ifade eden arkadaşları kutlamak gerekiyor.

Aslına bakarsanız çoklukla düşünüyorum blog maceramı. Mahallenin en güzel kızına aşık olup tutkuyla yazmaya sarılan delikanlı gibi… En güzel gürünenin yavaş, yavaş sivilcelerini fark ediyorsun, sonra, kahretsin bacakları da çarpıkmış! Dudakları silikonluymuş! Fark ediyorsun ki aslında mahallenin en güzel kızı da değilmiş tutkuyla sevdiğin. Hani aşığın gözü kördür ya; bizimki o hesap, anlıyorsun zamanla.

Blogda yaşadığımız ülkenin gerçekliğinden farklı değil. Mahallede sokağın köşesinde laflayan gençlerden, ağzı <ı>(…karmaşık, genellikle yabancı kökenli sözcükleri ifadesine destek olarak katmak kaçınılmaz oluyor. ) iki entelektüel söz edeni elleri göbeğinin üzerinde<ı> (Doğal olarak bu tarz, blog ortamında yorum ve reyting olarak ) biat ile beklemek, toplumun gerçekliğinden hiç de farklı bir resim çıkarmıyor ortaya.

Tıpkı, toplumun her sakallıyı hoca sayma yanılgısı gibi bir durum bu.

Köşedeki abi alıyor sazı eline almasına da; ama salt demokrasiyi ve özgürlüğü savunacağım diye iktidara (güce) tapınmıyor mu; film o an kopuyor. Çoğunluk diktatörlüğünü savunmanın demokrasi, ve özgürlük olduğunu bu vesile ile öğreniyoruz, çok şükür!

Yasalara uymak yerine yasaları kendine uydurmaya çalışanları, özgürlük ve demokrasi adına savunmayı iş bellemenin belki kendine göre bir anlamı vardır! En azından ben mahallenin köşesinde elleri göbeğinin üzerinde biat ile bekleyen olmadığımı söylemeliyim.

Blog sevdası mı? Hala umudumu koruyorum ki yazıyorum.

Biliyorum; sivilceleri var, bacakları çarpık, üstelik silikonlu dudakları da var, var olmasına da her zaman güce tapınmıyor ki…

Değmez mi!

Ankara 04/04/2008 N.Tüfekçi

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kendimizce doğru saydığımız olumlu yada olumsuzca eleştirmek hakkımızı, söylediğin"blog sevdasının" bize verdiği yetkiye dayanarak kullanmakla yetineceğiz!.Saygılar selamlar,görüşmek üzere...

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 06.04.2008 21:51
Cevap :
Selamlar...  14.04.2008 0:14
 

görmüssün Hocam. Carpik bacaklarini da. Ama topalladigi gözünden kacmis. Resmen topalliyoooor da.

pirmete 
 05.04.2008 12:47
Cevap :
Teşekkür ederim katkın için. Yakında görüşmek üzere...  14.04.2008 0:15
 

Blog macerası ile ilgili betimlemeniz çok hoş:)) Zaman zaman ben de mahallenin aşık olduğum yakışıklı delikanlılarının, zamanla gözüme nasıl görünmeye başladığıyla ilgili benzer şeyleri düşünmüyor değilim:) Bazen de aklıma Jack Landon'un "Martin Eden"i geliyor.Kendimi onun yerine koymasam da. Ama yine de galiba kazandıklarımız daha çok.Ve kendimizi o kadar da kötü hissetmiyoruz. Saygılar, selamlar :)

tijence 
 04.04.2008 17:24
Cevap :
Teşekkür ederim.Artılar ağır basıyor :))  04.04.2008 19:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1116
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 812
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster