Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '10

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
507
 

Silivri’deki Malta Sürgünleri ve Başbakan R.Tayyip Erdoğan’ın terbiye ölçütü

Silivri’deki Malta Sürgünleri ve Başbakan R.Tayyip Erdoğan’ın terbiye ölçütü
 

A ve K Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yurt genelinde referandum konulu mitinglerde konuşuyor. Günde birkaç il dolaşmakta; kürsüden hem muhalefete hem de toplumun her kesimine kendi ifadesiyle “terbiyesinin müsaade ettiği ölçüde” laf yetiştiriyor.

Dün, aşağıdaki kendisine ait sözleri Kayseri’den nakletmiş milliyet.com.tr(*).

Bizim dört kez bunlarla (terör örgütü PKK) bir araya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar bu alçakça iftirada bulunanlar, bunun hesabını her yerde vereceklerdir”

“Bu iftirayı atanlara söylüyorum, ey Kılıçdaroğlu, ey Bahçeli bizim masaya oturduğumuzu söylüyorsanız, bu iddianızı ispatla siz mükellefsiniz siz. Hukukta bir kaide var, müddei, yani iddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. Eğer bu iddianızı ispatlayamazsanız müfterisiniz. Daha ileri bir ifade kullanmıyorum, çünkü terbiyem buna müsaade etmez.”

Silivri’deki iddianamelerde kimlerin kimlerle işbirliği tuttuğunu görüyorsunuz…

Terör örgütlerinin avukatı olmadık, ama CHP Silivri ’de avukatlık yapmaya devam ediyor…”

Bakınız son günlerde bir edepsizlik daha yapıyorlar. Bana uluslararası bazı üniversiteler fahri doktora unvanları verdi. Bu fahri doktora veren üniversitelerin arasında kiliselere ait üniversiteler de var. Şimdi kiliselere ait dünyadaki bu üniversiteler bana fahri doktora unvanı verdi diye utanmadan, terbiyesizce bu fotoğrafları dağıtmanın gayreti içine giriyorlar. Yani sen şimdi kalkıp dünyadaki kilise üniversitelerini yok mu farz edeceksin? Hristiyan Batı üniversiteleri, cübbelerini kalkarlar bu tür şeylerde bize verirler, giydirirler. Bunu kendileri için bir medet diye umuyorlar, ayıptır. Bu kadar düştüler bunlar. Bunlarda seviye kaybı var seviyeleri yok ki. Üstadın diliyle konuşacağım ama, yer müsait değil. Çünkü seviyesizlik de bir seviye. Onun için bunu da söylemiyorum. Bu kirli tezfahlara (tezgah olmalı, sözlüklerde tezfah yok.H.H.D.) karşı vatandaşlarımın uyanık olmasını özellikle rica ediyorum.

(CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin altını çizdikleri sözlerini hariç tutuyorum.)

Bir yurttaşı olarak bu nezih söylemden yararlanıyorum!

Çocuklarımın da yararlanmaları için telkinde bulunuyorum!

Başbakan Erdoğan hitabında, Silivri’dekilerden de söz etmekte, “kimlerin kimlerle işbirliği tuttuğunu görüyorsunuz” diyor. Ancak şu ana kadar ne yargıçlar ne de savcılar göremedi; istisnaları hariç tabiî ki!

Tutukluluk süreleri ikinci yılına giden değerli gazeteci Mustafa Balbay, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, gazeteci Tuncay Özkan, Profesör Mehmet Haberal ve başka bir çok değerli insan… Darbe yapacakları iddiasıyla tutuklandılar, Başbakan RTE’ın dediği gibi kimse henüz iddiasını kanıtlayamadı.

Üstelik, darbe yapacakların güç elinde olanları birer birer tahliye edilirken…

Bu durum, B.Arınç gibi… M.A.Şahin gibi iktidarın önemli isimlerini de rahatsız etse bile…

Olsun!

Onlar, sizden değiller nasılsa!..

Şemdin Sakık’ın bilgisayar kullandığını belirten Mustafa Balbay, "70 yıl önce Nazım Hikmet'e cezaevinde daktilo verilmiş. Ancak bize verilmiyor. Yazı yazmaktan sağ elini kullanamaz hale geldim, sol elini kullanmaya başladım" diyor, kimse sesini duymuyor. Avukatı, ''Müvekkilim Mustafa Balbay'ın tutukluluk süresi 530 günü buldu. Bir tedbir uygulaması olan tutukluluğun 530 gün sürmesi makul süre olarak değerlendirilemez. AİHS'nin 5. maddesine göre geçerli şüphe bulunsa dahi kişinin tutukluluk süresi hakkındaki makul sürenin hukuka ve yargı kararlarına uygun olması gerekir. Tutukluluğun devamı için başka nedenler de olmalıdır. Burada hangi hukuk kurallarının uygulandığını tespit edebilmek mümkün değil'' diyor kimse duymuyor.

Tutukluluk hallerine her itirazda; mahkeme başkanı tahliye yönünde oy kullanırken, diğer iki yargıç üye, tutukluluğun devamı yönünde oy kullanmakta. Bu durumun da, “kimlerin kimlerle işbirliği tuttuğunu görüyorsunuz” şeklinde algılandığını, ifade edildiğini düşünüyorum.

Balbay, Silivri'den sadece bir örnek. Daha kaç kişi orada sürgün hayatı yaşamakta!

Bir gün adalet yerini bulur, suçsuzlukları kanıtlanır beraat ederlerse, Silivri’dekiler kime ne diyecekler pekala?

(*)http://www.milliyet.com.tr/serefsizligi-yapan-hesabini-verecek-/siyaset/haberdetay/22.08.2010/1279441/default.htm

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Acılar,herkesin kapısına gelmedikçe ,Garp cephesinde değişen bir şey olmayacak gibi...Saygılarımla...

Mesut Selek 
 23.08.2010 13:11
Cevap :
Ama öğretmenim... belirttiğiniz acılar, herhangi birimizin kapısına geldiğinde dönüşü de olmayacak artık! Bence empati yeteneğimiz yok edilmiş. Selamlar, saygılar. H.H.Dulun  24.08.2010 9:52
 

Bir de "terbiyem müsaade etmiyor" demiş ya :) Sinirden gülüyorum, inanın! O değil mi ki bu ülkenin ilk ve tek avam ağızlı başbakanı! O değil mi, en banal haliyle "ananı da al git" diyen! O değil mi, "sana mı soracağım len?" diyen? Terbiyesi müsaade etmiyormuş! Peh! ... Gün gelecek, gün gelecek... Silivri'nin de, o perde arkası yaptıkları anlaşmaların da, bu ülkeyi bu kadar perişan etmelerinin de hesabı görülecek! Gün gelecek... Kaleminize sağlık.

Emine Supçin 
 23.08.2010 11:55
Cevap :
"Müsaade etmiş terbiyenin" nezih ürünlerinden faydalanmaya çalıştım bende. Sıraladığınız faydalı sözleri(!) kronolojik bir sıralamaya tabi tutsam, MB tarihinin en uzun blogunu yazmam gerekirdi herhalde. Silivri'dekiler de, İmralı'dakiler de tek tek ortaya dökülmeye başladı. Durun bakalım, ıkındıkça birşeyler daha dökülmeye devam edecek gibi. Ee yurttaş ta bunları bile göremeyecek kadar ahmak değildir herhalde! Teşekkürler değerli katkınıza. Selamlar, saygılar. H.H.Dulun  24.08.2010 9:59
 

Eğer bu referandum'da evet oylarının sayısı hayır oylarından fazla çıkarsa, iki şeyden birinin doğru olduğuna inanacağım; ya seçimlerde nasıl hile yapılacağını AKP üst kadroları çok iyi biliyorlar ve bunu son 2 seçimde zaten kullandılar veya Aziz Nesin ne yazık ki haklıymış... Yağ gibi suyun üstüne çıkma becerisini öylesine ustalıkla beceren bir RTE'den söz ediyoruz ki; ne mantık bütünlüğü dinliyor, ne ahlâk bütünlüğü, ne Allah korkusu, ne kuldan utanma duygusu!!! Bugün gelen bir e-postayı paylaşmak isterim izninizle Hüseyin Beyciğim. Selamla, saygıyla... MS * Türkiyeliyim diyenler: Evet. - Türküm diyenler: Hayır. * - Federasyoncular: Evet. - Tek Türkiyeciler: Hayır. * - Gayrı milliciler: Evet. - Milliciler: Hayır. * - Rantiye alayı: Evet. - İşsizler ordusu: Hayır. * - Sinsi dinciler: Evet - Gerçek dindarlar: Hayır * - Mağrurlar: Evet. - Mağdurlar: Hayır. * - Ferit Şahenk: Evet. - Çarşı esnafı: Hayır. * - Gemi sahipleri: Evet. - Kayıkçılar: Hayır. * -Hilmi Özkö

Mehmet Sağlam 
 22.08.2010 15:48
Cevap :
Sokakta konuşan halk başka, sandıktan çıkan halk başka. Geçen seçimde A ve K Partsi'ne oy verdiğini söyleyen insan sayısı, vermediğini söyleyenden çok az. Anımsarsınız, herkes birbirinden şüphe eder olmuştu. Bu da sizin hile kuşkunuzu doğrular nitelikteydi. Aynı düşüncelere bende sahiptim. Yağ gibi suyun üstüne çıkma benzetmenizi ben daha çok erkek kedi örneğine benzetiyorum. İktidar, toplumdaki kamplaşmayı çok keskinleştirdi, referandum da dahil pek sağlıklı gözükmüyor bu durum. Evet çıkma olasılığı, iktidarı iyice çılgınlaştırma olasılığıyla denk gözüküyor. Yurttaşın, Aziz Nesin'i bu kez hiç değilse, yanıltmasını dilemekteyim. Paylaştığınız e-posta ve değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Selamlar, saygılar.  22.08.2010 22:16
 

Ama o vatandaş (özellikle çoban ve bidonlar) doktoranın ne olduğunu bilmez ki. Fahri doktoranın ne olduğunu, sadece örneğin bir plaket gibi "al gülüm ver gülüm" kıyağı olduğunu ise hiç bilmez. RTE kim, bilim kim, doktorluk (kökeni, docere = öğretmek) kim?.. Silivri mezalimi: Silivri bir saatli bombadır, bumerangdır. Hep birlikte göreceğiz öyle olduğunu. Dost selamlarımla, sevgilerimle.

pirmete 
 22.08.2010 13:36
Cevap :
Merhaba. Geçenlerde Yılmaz Özdil yazdı, iktidarın ulufe dağıtıcıları da yurttaşı kategorize etmişler, çoban ve bidon kafalı tanımları zemzem suyuyla yıkanmış gibi kalmış:) Fahri doktoranın ne olduğunu bilmeyen yurttaş, hiç değilse terbiyenin ne olduğuna karar verebilmelidir ama. Slivri... bu ülkenin en büyük utancı bugün için. Haktan hukuktan söz edenlerin o mezalimi görmemeleri de çok ilginç. Gerçekten adalet gelecekse, Silivri elbette bumerang olacaktır. Akdeniz'in batı cephesinden de dost selamlarımla, saygılarımla. H.H.Dulun  22.08.2010 14:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 351
Toplam yorum
: 1015
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 1058
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

1960 Ankara doğumlu bir Çankırılıyım. İşimin burada olması nedeniyle, Antalya'da yaşamaktayım. Ti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster