Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
393
 

Şimdi ne olacak?

Şimdi ne olacak?
 

a24.com.tr


Türkiye’de korkunç şeyler oluyor ve görünüşe göre de biz onları engelleyemiyoruz. 
 
Habere bakın:
 
Başkent Ankara’da bir fotoğraf sergisinin açılışında konuşan Rus Büyükelçi Andrey Karlov, uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi. Büyükelçiye birkaç kez ateş eden silahlı saldırgan, polis tarafından öldürüldü.
 
Görüyor musunuz? Türkiye’yi ve onun komşularını nasıl tahrik ediyorlar; nasıl birbirlerine düşman etmek için ellerinden geleni yapıyorlar.
 
İşin tuhaf tarafı ise, Rus Büyükelçisinin tamamen bize güvenerek kendi Rus korumalarını, eskortlarını hiç kullanmaması ve kendini Türk polisine, emniyetine teslim etmiş olması. Bu bir bakıma ihtiyatsız bir davranış olarak kabul edilse bile; bize güvenmiş ; kendisini ve vücudunu bize teslim etmiş olan bir insanın  Türk  emniyetinden bir polis tarafından vurulmuş olması. Ne kadar zul, ne kadar kötü, ne kadar ağlatacak bir olaydır.
 
Ne oluyor bize; artık kendi kendimize bile güvenemiyecek miyiz?  Kendi polisimiz, kendisini bize teslim etmiş, güvenmiş bir Elçi’yi öldürüyor. 
 
Katil olan insanın kişiliği, mensup olduğu sekter ne olursa olsun ; bu son derece utanılacak bir durumdur.
 
Bazıları şimdi itiraz ediyor, yazıklanma davranışına girmek istiyorlar: “Böyle bir sorumlu mevkide bulunan bir insan, bir elçi nasıl olur da kendi korumasını böyle bir yere getirmez; kendi korumalarını kullanmaz..?” İyi soru da… Bu giden insanı geri getirmiyor…
 
Katil, kendi emniyetimizden, polis memuru, Mevlut  Mert Altıntaş, hemen orada yapılan çatışmada öldürülüyor. 
 
Ve sonra biraz araştırılınca Katil Altıntaş’ın karanlık yönleri, FETÖ çetesi ile bağları saptanıyor ama çok geç değil mi?
 
Böyle bir insan Rus Büyük Elçisi gibi önemli kişinin korunmasına nasıl veriliyor…
 
15 Temmuz, büyük FETÖ olayından sonra binlerce kişi tutuklandı; Türkiye, işler bir gün düzelecek, iyiler, kötüler; gerçek suçlular; suçsuz olanlar bir gün ortaya çıkacak diye dizlerini döverek bekledi; binlerce, onbinlerce kişi içeri girerken… Çünkü 15 Temmuz gibi bir facia daha önce Türk milletinin başına gelmemişti… Böyle bir ihanete bu millet şimdiye kadar şahit olmamıştı. Hepimiz çok üzüldük ; hepimiz bu olaylarda şehit olanlar için gözyaşı döktük… Ama demek yetmemiş…
 
Demek Mevlut Mert Altıntaş gibi katiller dışarıda imiş ve ellerine kollarını sallaya sallaya geziyorlarmış; görevlerini yapıyor gibi görünüyorlarmış.
 
Biz de sandık ki, binlerce insan içeri tıkıldı; her şey temizlendi… Biz de rahata, huzura erdik.. Yok efendim yok… Hala, bu millet ihanet içinde, hala ona gizli gizli dişlerini gösterenler var. Hala bozuk bir tohum yaşıyor… Bu ne zamana kadar sürecek. En sonunda adalet hakim oluncaya  ve doğru bir eğitimle yeni kuşaklar yetiştirilinceye kadar defolu kan sürüp gidecek; bazı insanlarımıza güvenemeyeceğiz.
 
Bu ne kadar üzücü bir durumdur. Bir toprak üzerinde yaşayan insanların tam anlamıyla birbirine güvenememesi ve arkasını dönünce : “Bu FETÖ’cü; bu şucu.. vb..” diyerek birbirine kuşkulu gözlerle bakması. 
 
Büyükelçi'yi vuran Mevlüt Mert Altıntaş 15 Temmuz'u biliyormuş! Ankara'da Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov'a suikast düzenleyen polis memuru Mert Altıntaş'ın 15 Temmuz darbe girişimi sırasında geçici görevle Diyarbakır'da olduğu öğrenildi. Altıntaş'a 2 gün izin veren dönemin Diyarbakır Çevik Kuvvet Şube Müdürü Kahraman Sezer'in ise darbe girişiminden sonra FETÖ/PDY terör örgütü soruşturması kapsamında tutuklandığı belirtildi.(milliyet.com.tr)
 
Rusya’nın iddiası şu: “Saldırının arkasında FETÖ var..
Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan da aynı şeyleri söylüyor…
 
Yapan adam, katil de belli… Her şey o kadar, açık; ayan beyan ki… Saklayacakları hiçbir şey yok. Demek FETÖ’cülük öyle kolay kolay bitmiyor… Nerede başlıyor, nerede bitiyor belli olmuyor. Daha uzun yıllar tetikte olmak gerekir.
 
Ya öteki örgütler : “PKK”, “DEAŞ” ; “DHKP C”…vb…” ve bunlar gibi görünen görünmeyen içimize işlemiş, kötülük yapmak için sırasını bekleyen örgütler… Bunlara karşı ne gibi önlemler alıyoruz…?
 
Adamların kafası kötülüğe çalışıyor ve belli ki onlara, içerden, dışardan durmadan yardım eden insanlar var. Durmadan karanlık güçlerle savaşıyoruz…
 
Tek çaremiz tedbirli olmak ve bundan böyle  “AYDINLIK” kuşaklar yetiştirmek… Eğitimimizi çok iyi tasarlamak; öğretmenlerimizi iyi seçmek ve iyi denetlemek… Kimin ne yaptığını çok iyi bilmeliyiz. 
 
Kendi kendimizi tanımalıyız. Ama bu arada da, günahsız insanların içeri girmesine engel olmalıyız ve içerde olanları bir an önce dışarı çıkarmalıyız.
 
Bir zamanlar eski Meclis’in hemen arkasında kocaman harflerle ne yazardı: “Hukuk mülkün temelidir..”  Aslında adalet, hukuk her şeyin temelidir. Bir ülkede adalet duygusu sarsılırsa, insanlar adaletine ve birbirlerine güveni kaybederlerse… İşte o zaman ağlanacak zaman gelmiştir.
 
Her şey geç olmadan, gerekli önlemleri alalım ve insanlarımızı iyi tanıyalım ve Atatürkçü kuşaklar yetiştirmek için gerekenleri yapalım. 
 
NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Rus büyükelçi ülkesinin görevlendirdiği bir kişi bizim de misafirlerimizdendi. O'nu korumamız gerekirken ne yazık ki aramızdaki bir hain tarafından katledilip hayatı sonlandırıldı. İki ülke yöneticileri de olayı suhuletle karşılayıp ikili ilişkilere olumsuz yansıtmayacaklarını beyan ettiler. Dileğim odur ki, bir daha böyle acı ve yüz kızartıcı bir olay yaşanmasın sayın hocam, selam ve saygı ile...

Yurdagül Alkan 
 23.12.2016 21:38
Cevap :
Evet, son derece üzücü bir olaydır. Taraflar olayı büyük bir olgunlukla karşılamışlardır. Fakat bu olay, "koruma"da ve "emniyet"de bazı sorunlar olduğunu ortaya koydu. Bu anlaşıldı ama ne yazık ki biraz geç. Saygılar, selamlar.  24.12.2016 0:22
 

Sayın Ceyhan, bloğunuza başlık olan sorunun cevabı 21.12.2016 ( bugün) gazateci Murat Yetkin' in " Rusya' dan ağır sözler, ağır baskı " başlıklı yazısında bulunuyor. Okumayanlara dikkatli şekilde okumalarını öneririm. Ayrıca Rusya başbakanının bu akşam haberlerde yayınlanan ifadeleri de çok sertti. Görünen o ki ağır bir vesayet altına girmiş durumdayız. Selam ve saygılar.

Çiğdem Timur 
 21.12.2016 23:22
Cevap :
Şu tarihsel olarak da belirlenmiş ama kabul edilmiyor. Rusya gibi bir ülkeyle aynı yatağa girmek her babayiğitin harcı değildir. Bunu ne yazık ki göze aldılar. Olanlar olacakların teminatıdır, desek çok iddialı bir laf olur. Geleceği ne yazık ki göremiyorlar. Biz de göremiyoruz. Ama ufuk çok karanlık. İlişkilerde çok dikkatli olmak gerekir. Hele şu Kırım olayından sonra... Saygılar Sayın Çiğdem Timur.  22.12.2016 10:33
 

Sevgili hocam, oyun, melodram olmaktan çıktı, artık tam bir komedi halini aldı. Adam elini kolunu sallayarak belinde silahı ile sergi alanına giriyor. Oraya, bir güvenlik görevlisi olarak gelse dahi, bina güvenliğini sağlayan sorumlular, daha önce Emniyet Md.lüğü ile temas ederek, olası bir eylem halinde müdahil olabilecek bir ekibin görevlendirilip görevlendirilmediğini sormaları gerekirdi. Güvenlik bandından geçişte ilgilinin silahının sinyal vermesi halinde, kendisinin hangi amaçla burada bulunduğu sorulmalı ve bu husus Em. Md.lüğünden teyid ettirilmeliydi. Geçelim bunları, ilk gün cevabı verilemeyen, "niçin sağ yakalanmadı" hususu akılları karıştıran bir sorudur. Öte yandan, ülkelerinde PKK gibi tehlikeli bir örgütü barındıran başta Almanya olmak üzere,AB ülkeleri "bugün bu eylemi FETÖ örgütünün yaptığı yolunda hiç bir şüphe kalmadı" demektedirler. Ancak F.Gülen'i USA'da barındıran Amerikan makamlarına karşı herhangi bir eleştiri ve kınama varit değil.İşte bu durum komedi dir.

Refik Başdere 
 21.12.2016 21:14
Cevap :
Sayın Başdere, her şeyde bir gevşeklik var.. Bu, alaturka bir toplum olmamazın bir özelliği.. Bunun açık bir ifadesi de : "Bize bir şey olmaz" veya "Boş ver yahu.." sloganlarıyla ifade edilir. Bu gevşeklik sürdükçe, nereye doğru gittiğimizi de bilemiyeceğiz. Ayrıca Elçi'nin öldürülmesinden sonra Rusya'dan yüze yakın emniyet mensubunun araştırma yapmak için Türkiye'ye gelmesi ve istedikleri araştırmayı istedikleri gibi yapmaları, nasıl yorumlanabilir. Ben bu işlere komedi diyemiyorum. Çok üzücü durumlar. Sevgi ve saygılarımla.  22.12.2016 10:47
 

Erdal hocam, güvenliksiz dolaşan Büyük elçi ve önlem almayan güvenlik güçleri de katil kadar suçlu ancak katilin resmi görevli olması durumu hepten karıştırırken, katile eylem, başka birine de katili vur emri verilmiş gibi :( Gönül hoşluğuyla...

Kadri KANPAK 
 21.12.2016 15:10
Cevap :
Velhasıl.. Karışık İşler... Vede iç bulandırıcı.! Bu adam, katil, güvenlik görevlisi.. Bu adam Başbakan'ı korumakla görevli de olabilirdi..? Şu işi görüyor musunuz, nereye kadar gidiyor.. Önlem gerekir. Dikkatli olmak gerekir. Başka çaresi yok . Saygılar, selamlar Kadri Bey.  21.12.2016 17:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 771
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster