Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '19

 
Kategori
Okul Öncesi
Okunma Sayısı
34
 

Şimdi Okullu Olduk!

Tıp dilinde prematüre, benim gözümde koca yürekli kahramandılar bizim tüpoğlanlar. Birisi 1800 gr, diğeri 1900 gr ağırlığında 33 haftalıkken geliverdiler dünyamıza. Tam yılbaşı arifesinde, bizsiz yeni yıla giremezsiniz dercesine:))

Prematüre bebek giysileri bile büyük gelirken minicik bedenlerine, şimdiden  yerlerinde duramayan, aşırı heyecanlı, aşırı hareketli iki küçük adam oldular bile.  Hatta öyle oldular ki; sinirlendiğimizde geçip karşımıza: “sakinnnn, canım sakinnnnn” diye bizi sakinleştiriyorlar.

Zaman ne hızlı akıp gidiyor diye hayret ederken, günler, haftalar,  aylar fır fır dönerken okul vakti de geldi işte. Onlar alışırlar da ben nasıl alışacağım diye  diye geçirdim koca yazı.  Aklıma geldikçe gözlerim doluyordu, ay nasıl bırakacağım oralara, kime sarılacak bu çocuklar, nasıl yiyip içecekler deyip deyip ağlamaklı oluyordum ana yüreğimle. Sanki evde ben mi vardım, evde de 9 bakıcı  değiştirerek  geldik bu günlere ama işte kreş deyince bir yürek sızlaması oluyordu yine de.  

Eylülün başında ısınma turlarıyla başladı okul günlerimiz. Yeni moda adaptasyon dönemi oluyor ya artık okullarda, işte bizim de öyle oldu ilk hafta.  Bizim aşırı sosyal tüpoğlanlar zaten adapte olmuşlardı okula, ilk hafta hiç sorun çıkarmadılar, güle oynaya, hoplaya zıplaya binbir hevesle gittiler kreşlerine.  İlk günler günde 2-3 saat okulda kalacaklar, hazır olduklarında tam gün kalacaklarmış, adaptasyon dönemi öyleymiş, peki dedik.  Aynen öyle yaptık, ilk günler daha uzun kalmak istemelerine rağmen, bırakmadık ters tepmeler olmasın diye, zira temkinli gitmekte fayda vardı.

Oryantasyon dönemleri aşırı uyumlu geçince oh dedik sorun olmayacak çabuk alıştılar kuzular diye sevinmiştik. Öğretmenleri bile şaşırdılar, bunlar aşırı istekliler ne iş gibi sorular bile sordular bize.   Aşırı heyecanlı, aşırı telaşlı, aşırı meraklı kuzular ilk hafta gösterdikleri aşırı uyum ile hepimizi şaşırttmışlardı. Ama, daha önceki tecrübelerine dayanarak hep böyle gidecek zannetmeyin geç tepki de gösterebilirler diye uyarmayı  ihmal etmemişti sevgili müdiremiz. Aynen de söylediği gibi oldu. İkinci hafta bir ağlama krizleri, kreşin kapısına gidene kadar her şey yolunda, kreşin renkli duvarlarını görür görmez kıyamet kopuyordu  arabanın içinde. Ben de seninle işe gelmek istiyorum, okul istemiyorum gibi nidalarla, zar zor iknalarla geçti ikinci hafta.  

Acele mi ediyoruz kreşe başlatmakta, bu yılda evde kalsalardı da, seneye başlasalardı kreşe, nasıl olsa bundan sonra uzuuun yıllar okula gidecekler çok erken daha, kreş demek sık sık hastalıklı günler gelecek demek,  bir yıl geç başlasalar nolurdu ki  dedimse de dinletemedim erkişime. Verdik kreşe.

Nitekim korktuğum başıma geldi ve  ilk hafta  2 gün gittiler kreşe, 3,  yazıyla üçüncü gün hastalandılar. Üstelik tam gün gitmemişleri bile.  3. gün evdelerdi gidemediler, ateş, kusma ve ishalden. Dördüncü gün gittiler, beşinci gün yine hastalandılar. Üstelik evdeki 5 baş horantaya da bulaştırdılar hastalıklarını. O hafta evdeki herkes (dede, baba, abi, misafirimiz  doktor yiğenim) ben hariç hastalandılar. Ocaktan nane limon, patates haşlaması,   benim elimden ateş düşürücü, ishal kesici, bulantı giderici ilaçlar eksik olmadı, 4 odalı evde  oda oda gezdim günlerce.  Bağışıklıkları güçlenene kadar olacak bunlar diye teselli ederek kendimi…

Çocuklar kreşe başlar başlamaz hastalanınca; kreş kreş diye tutturdun işte bu yüzden istemiyordum filan diye söylenmeyi ihmal etmedim erkişime her kustuklarında, ateşlendiklerinde. Kadın milleti işte ne olacak değil mi? Neyse, çok şükür hastanelik olmadan geçti o günler evdeki ilk ve erken yardımlarla.

Öyle böyle, öksürükler, kusmalar, ishaller derken çoğu geçti, şimdi burun akıntılarıyla üçüncü haftayı da bitirdik bugün itibari ile. Umarım sağlıklı günlerle devam eder bundan sonraki süreç.

Evet erkişim haklıydı, evde ne kadar güvenli, sağlıklı mutlu da olsalar, çocukların yaşıtlarıyla olmaya ihtiyaçları vardı, ben duygusal davranıyordum. Geçti. Çocuklar da ben de alıştık duruma. Okulu ve tatlı mı tatlı öğretmenlerini çok sevdiler, sevdik.  güle oynaya gidiyorlar artık okula. Şimdi onlar mutlu, onlar mutlu olunca ben huzurlu.

Sevgiyle, sağlıkla  kalın.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 181
Toplam yorum
: 782
Toplam mesaj
: 148
Ort. okunma sayısı
: 2009
Kayıt tarihi
: 11.03.07
 
 

1974 Bremen doğumluyum. Hayatın Med-Cezir'lerle dolu olduğuna inanırdım; yaşaya yaşaya anladım ki..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster