Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
796
 

Şimdilik...

Şimdilik...
 

"Şimdilik: Arkası bilinmeyen bir duvar..." /Görsel: www.yurtgazetesi.com.tr


Yıllar önce (1988) ilk kez Almanya'ya gittiğimde en çok duyduğüm sözcük "Arbeit" (okunuşu 'arbayt'), "Arbeiten" (arbaytın) dı. İngilizcem fena değildi ama bu dili hiç bilmiyordum. O zaman cep tlf., içinde dijital sözlükler felan yok, ihtiyaten hep yanımda taşıdığım "Liliput" sözlükcüğü açtım baktım ki anlamı: "İş","çalışmakmış!". Almanların herkesi imrendiren halleri ortada, fazla söze gerek yok!

Ya bizde; "Şimdilik"....

Şimdilik: sanki arkası bilinmeyen bir duvarı seyretmek gibidir.

Çoğu kez yaşanan anın yetersiz veri ve imkânları  doğrultusunda verilen kararlara yöneliktir, geçicidir. Doğal ömrü kısadır.
 
Masum haliyle, bir türlü yerini bulamayan eşyalar için kullanılan bir tür zarftır. Örneğin: şimdilik bu ampuller burada dursun. Şimdilik bu tür kitapları burada tutalım vb. 
 
Pek de masum olmayan haliyle; " şu ilaçdan bir alıver, belki geçer" diyen "şimdilik" hallerimiz de var...
"Şimdilik iyiyim.", "şimdilik yeter.", "şimdilik böyle olsun."... Severiz bazen bu kelimenin belirsizliğini.
 
Ama hayatın diğer alanlarında; "Şimdilik şu işe bir girivereyim", "şimdilik şu okula/ fakülteye bir başlayıvereyim", "şimdilik bir sözlenelim de..." gibi temel konuları geçiciliğe ve belirsizliğe yayan kişisel hallerimiz  ya da "şimdilik şu pahalılığa biraz diş sıkalım", "şimdilik şu partiye bir destek verelim" diyen toplumsal hallerimiz yok mu?
 
Farkında olmadan aradan zaman öyle bir geçer ki bu "şimdilikler"in çoğu bir bakarız kalıcı olmuş! Kalıcı, değiştirilmesi çok zor gerçeklerimiz olarak her şeyimize damga vururlar.
 
Boşluğa düşmemek, belirli dönüm noktalarında kritik konularda sürüncemede kalmamak, koyu belirsizliklerin -insan ruhunu daraltan- karanlık kapısını biraz olsun aralamak açısından bu türden davranışlar bir ölçüde anlamlı gibidir. Öte yandan; yarınları düşünmemek, planlama yapmamak, koşullara hemen teslim olarak özgür tercihleri ıskalamak, karşıdakini kıramamak türünden bir sürü tercih hatasını beraberinde getirerek...
 
Peki neden böyle?
 
Bu konuda -son paragrafda belirttiğim kişisel/ toplumsal tercih hataları dışında- ilk ikisi genel, diğer ikisi ise bizlere özgü   dört temel ve önemli olgu daha akla gelmekte... Birincisi  zamanın hızlı akışı ve genel olarak sınırlı oluşu, bu bağlamda ömrün görece kısalığıdır. ikincisi sınıfsallık, üçüncüsü, biz Türklerin göçerliği... Göçebe bir toplumsal gelenekten gelmemiz, dördüncüsü de dinimiz (İslamiyet)
 
Birinci konu; zamanın hızlı akışı ve insan ömrünün sınırlı oluşu ,, kozmik ve evrensel bir durum. Bu durum karşısında hedeflere yönelik disiplinli çalışmaların dozunu artırmak dışında yapacak fazla bir şey yok!
 
Sınıfsal konum  üretimin şekli ve ona dayalı işbölümü temelinde, tarihsel gelişimi içinde anlatılırsa anlaşılabilmesi ancak olanaklı olabilen toplumsal bir konumdur. Sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel bir gruplandırma olan toplumsal sınıflar, kendilerine ait sosyal, kültürel, etik ve estetik değerleri somutlaştırıp rafine ederek kendilerini ortak bir bilincin sahibi kılarlar. Sınıf bilinci de, genel anlamda, aynı sınıfa mensup bireylerin paylaştığı ortak çıkar ve hedeflerle ilgili bilinç durumunu ifade etmektedir. Bu açıdan kısaca belirtilmesi gereken şey; ekonomik durum iyi, ilişkiler güçlü, dayatmalar sınırlı ise insanın kalıcı durumlar, idealler için direnme gücü de o ölçüde yüksektir.
 
Henüz 2500 yılı yayılan tarihimizle tarih sahnesine geç çıkan biz Türkler kadar coğrafyasını değiştiren başka bir ulus yok! Bu süreç içinde, Asya'nın Kuzey-Doğu steplerinden dura-kalka, düşe-kalka Küçük Asya'ya (Anadolu'ya) doğru uzun bir yolculuk söz konusu...  İslamiyet öncesi göçer bir toplum olan ve coğrafyasını sıkça değiştiren Türkler için mekân kalıcı değil geçicidir, "şimdilik"tir.
 
M.S. 700'lerin ortalarından itibaren yaygınlaşarak kabul gören İslamiyette ise, bu dünya geçicidir.  "Şimdilik"tir.  Esas olan "öbür dünya"dır! Bu inanç-davranış eğilimi örneğin yapı tarzına da yansımış, özellikle sivil mimaride taş ve mermerden çok ahşap kullanılmıştır. Bunlar da ya yangınlara ya depremlere ya da zamana yenik düşerek yok olup gitmişlertir.
 
Bu iki tarihsel özellik birçok şeye "şimdilik" gözüyle bakılmasını toplumsal bir refleks haline getirmiş olup bu refleks beyin kortekslerimizde, kollektif toplumsal hafızamızda hâlâ   saklı olabilir.
 
Toplum tümüyle laikleşip daha da çağdaşlaştıkça bu refleksde de önemli bir kırılma olacağı kanaatindeyim.
 
İ. Ersin Kabaoğlu,
25 Temmuz 2013,
Mercankoy/ Gerence

Cemile Torun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, şimdilik diye diye ülke üretmeden tüketmeye başladı ve borçlanma aldı başını gidiyor. Ülkemiz geleceğini tüketerek, hala şimdilik esasına görü dizayn ediliyor. Selamlar...

Mesut KARİP 
 16.08.2013 17:01
Cevap :
Haklısınız değerli Karip. Bu, "şimdilik yaklaşımı" bireysel anlamda sadece bireyi ve yakın çevresini etkilerken, makro eylemlere de egemen olduğunda ne yazık ki tüm toplumu etkilemekte! Tüketimimiz aldı başını gidiyor. Üretimimiz ise Çok Uluslu Şirketlerin fason imalatçısı konumunda: üretim arttıkça -gerekli olan ham madde/ara ve ileri nihai ürünler için- ithalat ve dolayısıyla cari açık da artmakta... Teşekkür ve selamlarımla...  20.08.2013 11:12
 

Kıymetli Ersin Kabaoğlu: Evet bu sözcük günümüzde hayli yer meşgul ediyor.Şimdilik yani yeri sabit değil, her an değişebilir,şimdilik kalsın, şimdilik söyleyeceğim bu kadar yani daha sonra kesinlikle söyleyecekleri var demektir.Ne yapalım şimdilik bununla idare edeceğiz.Gelecekte kim bilir neler olacak.Dilerim kesin kararlı daimi,muhkem ve sağlam bir sözcük olan daimi kesin sözünü kullanalım. Ersin bey Bayramınızı kutluyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.Selam ve saygılar sunuyorum.

Mehmet Burakgazi 
 06.08.2013 10:39
Cevap :
Sürekli değer yitimlerinin yaşandığı, değerli "eskilerin"/ klasik/ geleneksel olan değerlerin yerine -amansızca ve pervasızca gelişen teknoloji ve ona dayalı tüketim çılgınlığının empoze ettiği- "yeni"lerin kolayca konulabilmesi için hayatın her alanında "kaygan zeminlerin" oluşturulduğu kadim zamanlardayız çok kıymetli Burakgazi yazarım. Nitekim bu durumu siz de değerli bloglarınızda, şiirlerinizde sıkça işlemektesiniz. Sağlam, kalıcı zeminler/tercihler ve değerler yerine "şimdilik" olanı öne çıkartan, hatta şımartan koşulları -toplumumuz özelinde- tespit ederek kısaca sorgulamaktı buradaki naçizane amacım. Bu vesile ile ben de güzel bayramınızı kutlarken sağlık ve mutluluk diliyor, selam ve saygılarımı iletiyorum.   06.08.2013 14:08
 

Ben bu yazıyı okumadım Ersin dostum. Yazının büyük bir kısmı galerilerim ve yazdığım kategorilerin altında çıkıyor ve okunamıyor. Diğer bloglarında bu sorun yok. Şaşırdım açıkçası. Sorun benim pcde olabilir bilemiyorum.

Adil Serkan SATI 
 05.08.2013 23:42
Cevap :
Maalesef değerli Serkan dostum. Bu bloğumda yazının okunmasını engelleyecek bir format hatası ortaya çıktı. Sorun genel ve editorya tarafından düzeltilebilecek bir hata görünümünde. Mail yoluyla gerekli yardımı talep ettim. Umarım düzel(til)ir. İlgi ve anımsatmanıza içten teşekkürler, sevgi ve selamlarımla...   06.08.2013 13:10
 

Hayat öyle süprzlerle dolu ki... ŞİMDİLİK nelerle karşılaşacağımızı biz de bilemeyiz... Şimdilik belki de kısa bir kaçıştır hayattan... Kendimize tanıdığımı sorunları çözmede moladır... Kimbilir...Kimse hayatında sıkça mola vermek istemez... Ama bazen koşan hayatı şimdiliklerle geçirebiliriz... Ve karşımızdaki insanlar ve hayat bazen bu şidiliklerimizi anlayamazlar... Oysa ki verdiğimiz molalar söyleyemediklerimiz birer kaçış değil... Geleceği düzene sokmak olabileceğini bilememeleri gbi Şimdilik ... Değerli Yazarım... Bizler var oldukça ilişkiler ve hayatımızda bu kelimelerke sıklıkla karşılaşacağız... Sevgilerimle...

ecemece 
 05.08.2013 22:43
Cevap :
"Şimdilik" şeklindeki yaklaşımların bazı bireysel faydalarına yazımda yer vermeye çalışmıştım. Onların, "belki de hayattan kısa bir kaçış", "kendimize tanıdığımız sorunları çözme amaçlı bir mola" olabilme durumları gerçekten özgün ve hoş bulgular. Konuya dair özgün birer katkı içermekte... Bu değerli katkıya içten teşekkürler ve sevgilerimle...  06.08.2013 0:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 335
Toplam yorum
: 3204
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2374
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster