Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
828
 

Simitçi Kahvehanesi

Simitçi Kahvehanesi
 

SİMİTÇİ KAHVEHANESİ

“Simitçi Kahvehanesi önünde

adamlar tahta sandalye üzerinde oturmuş,

nargilelerini fokurdatıyorlardı.”

Simitçi Kahvesi önünde adamlar , tahta sandalye üzerinde oturmuş, nargilelerini fokurdatıyorlardı. Hava bunaltıcı sıcak, kahvehane önündeki arktan buz gibi Gölcük suyu akıyordu. Gölcük, Isparta İlinin batısında, sönmüş yanardağ ağzına biriken sudan oluşmuş bir küçük göldür. Gölcük adı bundan gelmedir. Gölcük’ün suyu hem içme suyu olarak, hem de sulama suyu olarak kullanılır. Gölcük suyu ile sulanan meyve ve sebzeler çok lezzetli olur.

Gölcük suyu yaz mevsiminde Dere Mahallesi’nden aşağıya, Karaağaç Mahallesine doğru akar, geçtiği arıklardan çevresini serinletirdi. Simitçi Kahvehanesi’nin karşındaki Sermet Dede’nin mezarının gülleri buz gibi Gölcük suyu ile sulanırdı. Güller çok değişik kokardı...

Nargile ve demli çay ile adamlar, hayatlarından memnun, günün bunaltıcı sıcaklığını unutuyorlardı...

Kahvehanenin yanında Simitçi Fırını’ndan, taze simit kokuları geliyordu. Simitçiler dolu simit tablaları ile çıkıyor, boş simit tablaları ile dönüyorlardı...

Simitçi Kahvesi önünde adamlar, tahta sandalye üzerinde oturmuş,

nargilelerini fokurdatıyorlardı. Hava bunaltıcı sıcak, kahvehane önündeki arktan buz gibi Gölcük suyu akıyordu. Lâmbalı radyoda bir türkü çalıyordu Özay Gönlüm’ün sesinden. Denizlinin horozları benlidir türküsü ortalığı inletiyordu. Adamlar, tahta sandalye üzerinde oturmuş, nargilelerini fokurdatıyorlardı...

Küçük bir çocuk kahvehanenin önünden geçerken durakladı. Sesin geldiği yöne baktı. Çok hoşuna gitti türkü. Özay Gönlüm ne güzel söylüyor, dedi. Dinlerken duraklıyor, nargile içenleri seyrediyordu...

Elinde şeker çuvalından dikilmiş torba, içinde iki tane şişe... Şişelerden birisi gazyağı şişesi, diğeri zeytin yağı şişesi... Adamlar, tahta sandalye üzerinde oturmuş, nargilelerini fokurdatıyorlardı... Kahvehane önündeki arktan buz gibi Gölcük suyu akıyordu. Lâmbalı radyoda . Özay Gönlüm çalıyordu. Çocuk meraklı gözlerle nargile içen adamlara bakıyordu...

Çocuk bakkal Sarı Hamdi’ye gidiyordu. Annesi sıkı sıkı tembihlemişti. Şişeleri kırma ve de karıştırma, altı kalın olan İngiliz şişesi Zeytinyağı şişesi diye.

Ayrıca gazocağı iğnesi de alacaktı. Gazocağı, gaz yağı olmadan çalışmaz, tıkandığı zaman gazocağı iğnesi ile açılırdı..

Simitçi Kahvesi önünde adamlar, tahta sandalye üzerinde oturmuş, nargilelerini fokurdatıyorlardı. Çocuk türküye ve nargileye dalmışken garsonun sesiyle irkildi :

-Ahmet ağaya demli bir çay yap.

Aklına annesi geldi. Kızar şimdi diye düşündü. Hızla koşarak bakkalın önüne geldi. Bakkalın önünde iki tane kendi boyunda bidon...

Biri gaz yağı, öteki zeytin yağı bidonu...Yağları doldurttu. Gazocağı iğnesini de aldı... Canı bisküvi istedi. Biraz Algül bisküvisi alıp tarttırdı... Aldıklarını altmış dokuz numaralı sayfaya borç yazdırdı:

- Hayırlı işler Hamdi Amca, dedi ve ayrıldı...

Caminin önünde ak sakallı dedeler, ezan vaktini bekliyorlardı. Caminin önündeki arktan buz gibi Gölcük suyu akıyordu. Parke taşlı sokaktan geçerken hızla gelen faytonu görmedi... Faytonun elle sıkılan kornasını duymadı... Faytoncu dizginleri çekti. Atların ayaklarının nalları parke taşlarında kıvılcımlar çıkardı. Ön tekerlek çocuğa çarptı, kaldırıma fırlattı....

Gazyağı ve zeytinyağı şişeleri, şeker çuvalından dikilmiş torbadan fırlayıp kaldırıma çarptı. Yerde gazyağı, zeytinyağı karışımı bir gölcük oluştu...

Arktan soğuk Gölcük suları akıyordu. Çocuğu hemen faytonla Devlet Hastanesi’ne kaldırdılar... Önündeki arktan buz gibi Gölcük suyu akıyordu...

Bir elinde gazocağı iğnesi ve Algül bisküvisi devamlı sayıklıyordu.“Gazyağı şişesi, zeytinyağı şişesi; Algül bisküvisi, gaz ocağı iğnesi...”

Kolu kırıldı haberiyle verildi yaşam müjdesi...Hava bunaltıcı sıcak , kahvehane önündeki arktan buz gibi Gölcük suyu akıyordu.

Simitçi Kahvesi önünde Adamlar tahta sandalye üzerinde oturmuş, nargilelerini fokurdatıyorlardı...

Kaldırımdaki zeytin yağı ve gaz yağı lekesi çoktan kurumuştu. Simitçi Fırını’ndan yayılan simit kokuları, gül kokularını bastırmak istercesine yayılıyordu. Simitçi Kahvesi’nin lambalı radyosu haberleri veriyordu.

Simitçi Kahvesi’nin bulunduğu mahallede yaşam, olağan akışına çoktan dönmüştü...2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 973
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

Yazmayı ve okumayı çok seviyorum. Nostalji ile yaşamak çok güzel... Geriye dönüp baktığımızda anılac..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster