Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1645
 

Simsiyah...

Simsiyah...
 

Ardımda bıraktığım uzun kışlar var. Kendi ellerimle her güz, gümüşten bir griye boyanırım. Gazete kağıdıyla tutmazsanız kulpumu eliniz yanar, saat gibi kurduğunuz teneke sobayım. Kışa gelen ramazanlar sever beni, iftarla sahur arasında gürül gürül yanarım. Etrafıma dizilir yer yatakları, üstümde kaynayan tencereyle, yoksulluğu fokurdarım. Mırıldak kedilere göre, mırıltının tadıyım.

Modam hiç geçmez benim, tek göz damların ve soğuğun icadından beri varım. Aslında ısıtmam sizleri, sizinle birlikte yanarım. Gecekondularda, gettolarda, unutulan mezralarda ben varım… Ağlayan bir çocuk sesi duysam, bana dokunduğundan korkarım. Bildiğiniz… teneke bir sobayım.

Şöyle bir düşünseniz… hepinizin ömrünün bir yerinde yanarım. Kuruttuğunuz çamaşırlarda, öpüştüğünüz odalarda, salkım salkım anılarda ben varım. Yalnızlığınızdan korkmayın diye, dumanımla ıslık çalarım. Sizinle birlikte yanarım. Simsiyahtır göğsümdeki kurum, rengini hayatınızdan alırım.

Adana’da, kazancılar çarşısında, teneke bir sobayı seyrederken gördüm o adamı. Kaldırımların üstünde gezen sıcak yosmalara bakar gibi bakıyordu. Fonda, teravi ezanı okunuyordu. Her ikisi de griydi. Bir pinpon maçı seyredercesine gidip geliyordu gözlerim. Uzatsam ellerimi, hangisine dokunsam yanacaktım. Hangisi adam, hangisi teneke soba… şaşıracaktım. Paltosunun cebinden kırmızı bir şarap sızıyordu. Adam, sobaya aşkla bakıyordu. Ramazanlıkta görenler ‘Ya sabır’ çekiyordu. Adamın canı sobaya sarılmak istiyordu. Adamın canı demli bir çay istiyordu. Şarap değil... şarap değil, diye bağırdı birileri. Adam kıpırdamadan duruyordu, paltosundaki yaradan kırmızı bir kan sızıyordu. Aniden ardına döndü adam, okkalı bir öksürük patlattı, ciğerlerinin ortasından simsiyah bir balgam fırlattı. Kurşun yemiş gibi dağıldı cemaat. Adam teneke sobaya bakıyordu. Ana-avrat sövüyordu… Teneke soba yanıyordu… adam yanıyordu… Kerem yanıyordu…

Ümit Culduz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayatın ta kendisi değil mi?Bu tür hayatlarım da olduğundan adamı da sobayı da ve hatta sizi de çok iyi anlıyorum.

Kerim Korkut 
 15.07.2012 14:39
Cevap :
Bir oyana... Bir bu yana...Yana...yana...  12.09.2012 21:18
 

simsiyah bir kırmızı oldum..gözbebeklerimde teneke soba..sen bana baktıkça ateş oluyorum...ellerine sevgilerimi ilet..

güzaltı 
 13.12.2007 16:25
Cevap :
Gözbebeklerindeki teneke sobada ellerimi ısıtıyorum... Sevgiler... saygılar sana...  13.12.2007 19:24
 

Tek yapacağım yorum şu olabilir: Güzel :))

Nazan Adıgüzel Köseoğlu 
 26.09.2007 15:45
Cevap :
Tesekkürler Nazan hanım... O tek yaptığınız yorum güzeldi...  27.09.2007 8:05
 

Onun payına da kış mevsimini yaşamak düşmüş bu hayatta, yanarak yaşamak... yakarak yaşatmak!.. Adamın payına da kışı yaşamak düşmüş hep bu hayatta, yakarak yaşamak... yanarak yaşatmak!.. Nice yaşamları yakmışlar... nice yaşamlara yanmışlar... O yüzdendir her ikisinin de göğsündeki kurumun simsiyah oluşu, katran karası zifte bulanması!.. Etkileyici bir yazıydı! Hüznün hakimiyetine rağmen keyifle okudum. Ne diyeyim, kaleminin karasına, yüreğinin akına sağlık. Sevgilerimle...

habişş 
 26.09.2007 14:53
Cevap :
Nazik sözleriniz için çok teşekkür ederim. İçimizdeki karaları dışımıza atabilme umuduyla.... Sevgilerimle... saygımla...  27.09.2007 8:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 2918
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 1445
Kayıt tarihi
: 16.09.06
 
 

Tıka basa dolu bir adam değilim. Balığı gördüysem derine inerim. Uzun süre gölgede kalamam. Okuru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster