Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
304
 

Sınav siyaseti mi, siyasetin sınavı mı?

Sınav siyaseti mi, siyasetin sınavı mı?
 

Yıllardır yolsuzluklar, adam kayırmalar, siyasi baskılar, rüşvet, ekonomik krizler gibi hayatımızı kuşatan olumsuzluklara bir yenisi daha eklendi. Milyonlarca gencin ümitlerinin, geleceklerinin çalındığı; hayallerine set çekildiği, güven duygusunun yitirildiği milyonlarca liranın boşa harcandığı ve yine milyonlarca anne babanın emeklerinin bir çırpıda yok edildiği sınav skandalları kalıcı bir iz bırakacak. 

 

Son olaylardan sonra öyle bir hale geldik ki kime inanacağımızı bilemiyoruz. Bir bakıyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan tatmin oldum açıklaması yapıyor. Öbür taraftan ÖSYM başkanı öğrencilere şifrenin olduğuna dair mesaj gönderiyor. Sonra yanlış bilgilendirildiğini ve hüküm vermekte acele ettiğini anlayan Sayın Cumhurbaşkanı ‘ İster Cumhurbaşkanının evladı, ister Başbakanın evladı, isterse zengin birisinin evladı olsun bu sınavda herkes eşit şartlarda yarışıyor anlayışı zedelenmiştir. Ben bundan fevkalade rahatsızım.’deyiveriyor. Bir de ardından gelen ALES skandalı her şeyin tuzu biberi oluyor. 

 

Devletin zirvesindeki kişiler benim ve ya sizin gibi düşünemez ve her düşündüğünü hemen söyleyemez. Çünkü onlar ne olursa olsun insanların güven kaleleridir. Hele hele de bu gibi konularda siyasi kaygılarla hareket ederek ve ya muhalefetin eline koz vermemek adına savcılığa intikal etmiş bir konuda aceleci tavırlarla hareket ederlerse güvenilirliği siyasi çekişmelere harcatmış olurlar. Çünkü insanlar oy versin ya da vermesin kendilerini yöneten insanlara güvenmek isterler ve adalet, hoşgörü, anlayış beklerler. Osman Gazi’nin oğlu Orhan Gazi’ye vasiyetinde ‘ Haksız yere hiçbir ferde layık olmayan muamelede bulunma! Halkı taltif et, hepsinin rızasını kazan.’ sözlerinin uygulamasını isterler. Ama maalesef bizde siyaset senin adamın, benim gencim, benim kalem mecrasında ilerliyor.. 

 

Bunun içindir ki sınavlara siyasetin gölgesi düştüğünden artık sınavlar siyasallaşmıştır. Çünkü YGS sınavı için yürüyen gençlere ‘İstersek on bin genci Taksim’e koyarız.’ sözünden sonra siyasetin manevra alanına giren bir sınav sistemi geçerliliğini kaybetmiştir. Bu söze verilen cevaplardan sonra işin ne kadar çığırından çıktığını hepimiz gördük. Gençliğin hayalleri ‘ On bin milisinle Taksim’e gel, ben de bin bozkurdumla meydan geleceğim.’ ve akabinde siyasetin kulakları tırmalayan, vicdanları yaralayan yüzünü meydanlarda fütursuzca gösterdiği ‘Ben eşref-i mahlûkatlarla dolaşıyorum’ sözlerinin altında kaldı. 

 

Siyaset kendine malzeme bulmak için hiç çekinmedi bunu yapmaktan. Çünkü siyasetin bir başka yoludur polemik yapmak. Oysa bu konuda söylenecek birkaç iyi niyetli söz herkesin rızasını kazanmak için yeterli olurdu. Halkı taltif etmeyi ve onun rızasını kazanmayı hedeflemek yerine zaten var olan ayrılıklara bir yenisini daha eklemek ülkenin geleceğine ipotek koymak anlamına gelir. 

 

Artık bu aşamadan sonra özellikle üniversite sınavlarının ortadan kaldırılması tartışmaya açılmalıdır. Bugünden sonra yapılan her sınavda ‘Acaba bir hırsızlık oldu mu?’ sorusu hep sorulacak ve kalpler mutmain olmayacak. 

 

Sınav güvenliğine düşen gölgenin yanında öğrencilerin lise son sınıfta hem okul hem sınav stresini taşıyamadıkları tartışmanın bir diğer boyutudur. Hiç gereği yokken liseleri dört yıla çıkarmak, sonra son sınıfa biri dönem ortasında iki sınav koyarak okulu etkisiz hale getirmek, öğrencileri hastane köşelerinde rapor peşinde koşturmak ve daha da vahimi isteyen öğrencilere okulu üç yılda bitirmeleri için üst sınıflardan ders alabilecekleri bir sistem üzerinde çalışmak aslında YGS’de olanlardan hiç de aşağıda olmayan gariplikler. 

 

Şu artık bir gerçektir ki Türkiye'de eğitim sistemi hem eğitim-öğretim hem de sınavlar anlamında çökmüştür. Bu kadar düzensizliğin, günü birlik ve siyasi uygulamaların olduğu bir sistem çökmesin de ne yapsın? Bütün olanlardan sonra sınav üzerinden yapılan siyasette, siyaset kurumu sınavı kaybetmiştir. 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 975
Kayıt tarihi
: 01.04.10
 
 

Tokat Erbaa doğumluyum. Okumayı seviyorum. Siyaset, tarih ve edebiyat ilgi alanlarım. Hayatı anla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster