Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '11

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
720
 

Sinema salonu olmayan yerde film çekmek!...

Sinema olmayan yerde hele birde meslek olarak oyunculuk ve yönetmenlik yapmayan, asıl mesleği berberlik olan Mesut Bilişik, Şırnak'ın Silopi ilçesine bağlı ve Cudi Dağı eteklerinde Esenli köyü yakınlarında ''Dermansız Dert'' adlı bir filmin hem yönetmenliğini hem oyunculuğunu yaparak film çekimi yapmış. 

Mesut Bilişik, kardeşi Mehmet Bilişik ile ilçede berberlik yapmakta iken, sinemaya olan meraklarından dolayı film çekmeye karar verdiklerini arkadaşlarının da bu film için kendisine destek olduğunu ve bu sayede “Dermansız Dert” adlı filmin çekimine başladıklarını belirtmiş. Hatta kullandıkları kamera ve diğer malzemeleri ise basın mensuplarından film bitene kadar ödünç aldıklarını açıklamış. 

Film, birbirini seven iki gencin arasına giren ağa ve oğlunun zulmüne karşı verdiği mücadeleyi anlatıyormuş. Kendi imkanları ile bu filmi çekmişler. Evet Şırnak bölgesinde bir sinema bile yokmuş. Bir sineması bile olmayan yerde kendi aralarında karar vererek bu filmi çekmeye karar vermişler. Maddi imkanları yeterli olmadığı halde kendi çabalarıyla bu filmin çekimlerini gerçekleştirmişlermiş. Filmde tüm bir köy halkı bir şekilde rol almış. 

Sanki bir masal anlatıyorum gibi geldi değil mi size mişli muşlu… Evet sineması bile olmayan bir il olan Şırnak’ ta sinema ile hasbelkader tanışan bu insanlar, beklide tek dış eğlenceleri olmuş bir sinema filmi seyri sonrasında kafalarında kıvılcımlanan fikirle, geçmişler ödünç aldıkları kameranın arkasına sinemanın bir numaralı konusu bir aşk filmi yapmışlar. 

Acaba her tür imkana sahip, kaç batılı ya da kuzeyli ya da güneyli veya Orta Anadolulu bir genç bir basın mensubundan veya başka bir şekilde temin ettiği kamera ile bırakın aşk filmini 10 dakikalık bir böcek belgeseli çekmeye yeltenmiştir. Yoksa her şey ayağımıza hazır geldikçe biz mi tembelleşiyoruz. Her kamerayı eline alan film çekerse olur mu sizce? Tabiî ki olmaz. Bunun eğitimi var o kadar da basit değil, değil mi? Dikkate bile almamak lazım öyle mi? Ya da sıradan mı görmeli olağan bir durummuş gibi mi değerlendirmeli acaba? Yok yok insanın içinde olsun be kardeşim, içinde olmazsa olmaz mı diyorsunuz? 

Siz istediğinizi söyleyin istediğiniz gibi düşünün, bu Vatan da görmediğiniz belki ne cevherler kendi kabuklarının içinde mükemmel bir inci tanesi halinde açılmayı ışıltısının görülmesini hak ediyordur. Değinmek istediğim film çekmek değil aslında imkansızlıklar içersinde bırakılmış Yurdun bir bölgesidir. Ben 46 yaşımı yeni tamamlamış biri olarak anne ve babamın doğuda görevli olduğu 1966-70 li senelerde hayatı insanı kültürü ve doğayı inanılmaz bir şekilde tahlil edebilen erken yitirdiğim, yaşasaydı şimdi tüm yazar çizer edebiyatçının referans kabul edebileceği (Nedim ORTA) babamın, o zamanlardan kaleme aldığı şiirlerinden, makalelerinden zamanın üst düzey bürokratlarına yazdığı mektup müsfettelerinden hala hiçbir şeyin değişmediğini bizzat görmekteyim. Ama genel olarak görüpte görmezlikten geldiğimiz bu detaylar eninde sonunda kılıcın sivri ucunu bize dürttürüyor. Sonra şu ya da bu şekilde rahatsızlık duyuyor, suçu o bölgenin insanına atıyoruz. Kendimiz neyiz bir bakıyormuyuz. 

Neden imkasızlık fakirlik kısıtlanmışlık bastırılmışlıkların içinden hayata dair nadide cevherler fışkırır? Bu tür olgular mı insanları çabalamaya yeni bir şeyler yapmaya sürüklemeli? Çabalamak bir şeyler yapmak, insanlığa faydalı olabilmek bazılarının dna’sında gizli sanırım. Bazıları da alın teri dökenlerin sayesinde ayakta durabiliyor, ona buna şuna ahkam kesiyor. Tam her şeyiyle bir kısır döngü yaşıyoruz. Bir eli yağda bir eli balda olanla elleri kir pas içinde olan hepimiz aynı kaderi paylaşıyor aynı şeyi yapıyoruz. Çünkü hepimizde yiyip içip bu dünyanın içine aynı şekilde ediyoruz… Hayır diyebilirmisiniz.. Aslolan nedir, yaşayabilmektir insanca toplumca ve tüm vatanca.. 

Birinin elinde altın kaplamalı kalem yazdığı birinci hamur kağıtken diğerinde yazmaya kalem bulamayan elindeki çomakla toprağa hayatı çiziktirenler olursa, adalet bunun neresinde diye soranlar yine altın kalemlilerse eğer, ödünç olarak geldiğimiz şu dünyanın daha çok ödünç kameralı Berber Yönetmen Mesut Bilişik' leri olacaktır. 

Dermanı olan dertlerinizin olması dileklerimle.. 

Emin ORTA 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

EKSİN DİLEKLER Martılara bir gün Alın beni dedim Salıverin yeşil-yeşil sulara Yaprakların tanıklığında Ayaklarım dolanır Bozkırlarda bir gariplik çöker Yalnızlığıma. Alın beni Esen rüzgarlarla baş başa Deniz kokusu hoş Hakkınızı helâl edin. Nedim Orta Beşkaza Aylık Sanat-Fikir Dergisi Yıl:4 Sayı:38 Nisan 1965

Ünal Şöhret Dirlik 
 26.02.2011 16:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 904
Kayıt tarihi
: 16.06.10
 
 

Merhaba ben 1965 doğumlu Nedim ORTA oğlu Emin ORTA. Milliyet Blog' a yıllar önce birşeyler yazmaya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster