Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
2510
 

Sınıf içi uygulamalar ve öğretmenin değerlendirilmesi

Gittiğim okulda ders denetimi için girdiğim sınıf 7. sınıflar sosyal bilgiler dersi idi. Sınıfta toplam sekiz öğrenci vardı. Sosyal bilgiler öğretmeni sınıfta Selçuklular dönemine ait bir konu üzerinde duruyordu. Sınıfta öğrencilerin oturduğu dört sıra vardı. İkişerli şekilde oturan öğrencilerin sıraları arka arkaya sıralanmıştı. Öğretmenin masası da sınıfın tam ortasında, tahtanın önüne gelecek şekilde yerleştirilmişti. Sınıf içinde standart levhalar, panolar, Türkiye haritası, tarih şeridi gibi araçlar vardı.

Sınıfa öğretmen arkadaşla birlikte girince boş olan öğrenci sıralarından birisine oturup ders işlenişini dinlemeye, gözlemler yapmaya başladım. Öğretmen arkadaş çantasındaki kitabını çıkardı. Önceki derste öğrenilen konulara ilişkin açıklamalar yaparak derse başladı. Bu sırada öğrencilere de önceki dersi hatırlatıcı sorular sorup cevaplar almaya çalışıyordu. Sorulan sorulara cevap verenler genelde bir iki öğrenciydi ve hemen her zaman aynı öğrenciler birlikte cevap vermeye çalışıyorlardı. Öğretmen zaman zaman öğretmen masası üzerindeki çantasının içindeki öğretmen kılavuz kitabına bakıp sorular soruyor, öğrenci ders kitaplarından değişik bölümleri öğrencilere okutup okunan bölümlere yönelik açıklamalar yapıyordu. Ben de bu arada öğretmen arkadaştan öğrenci çalışma kitaplarından, öğrenci ders defterlerinden, ürün dosyalarından birkaç örnek istemiştim. Öğretmen arkadaşın belirlediği öğrencilerin getirdiği öğrenci çalışma kitaplarını, öğrenci defterlerini ve ürün dosyalarını incelemeye, öğretmenin sorduğu sorulara verilen cevaplara, öğretmenin öğrencilerin yaptığı açıklamalara verdiği tepkileri gözlemeye çalışıyordum. Öğrenci Çalışma kitaplarındaki etkinliklere yönelik çalışmalar genelde yapılmamıştı. Öğrenci çalışma kitaplarına yazılmış yazıların genelde okunamayacak derecede karmaşık olduğu görülüyordu. Öğrenci defterlerinde yazılmış açıklamalara bakınca sekiz öğrencinin yazı düzenlerinin hemen hepsinin oldukça kötü olduğunu, öğretmen tarafından söylenerek yazıldığı anlaşılan açıklamaların veya ödev çalışması olduğu anlaşılan yazıların zaman zaman öğretmen tarafından imzalandığı görülüyordu. Ancak öğrencilerin defterlerinde yazılmış olan açıklamaların, yazıların, başlıkların zaman zaman yanlış yazıldığı halde öğretmen tarafından her hangi bir düzeltme yapılmaksızın imzalandığı görünüyordu.

Örnek vermek gerekirse öğrenci defterine “Hac seferleri, Haçlı Zaferleri” gibi başlıklar yazdığı, bu konuların haçlı seferleri ile ilgili olarak yazıldığı görünüyordu. Hem öğrenci çalışma kitaplarında hem de defterlerde bu tür yanlış kullanımların yaygın olduğu söylenebilir. Öğrenci ürün dosyası olarak getirilen dosyalar ise bir önceki yıla aitti. Bu dosyalarda da derse ilişkin testler dışında başka bir doküman da yoktu.

Öğretmenin hazırladığı dosyaya bakınca da planlar, zümre toplantıları, şube toplantıları gibi evrakın dosyaya yerleştirildiği görülüyordu. Planlar bakanlık veya bir başka internet sayfasından olduğu gibi alındığı anlaşılıyordu. Çünkü planın ilgili bölümlerinde öğretmenlere yönelik yapılmış tavsiye niteliğindeki açıklamalara ilişkin cümleler aynen olduğu gibi duruyordu. Ölçme değerlendirme bölümünde tavsiye niteliğinde yazılmış tüm ölçme araçları, açıklama bölümünde ara disiplin adına etkileşimde bulunulacak branşlar ve öğretmenlere yönelik açıklamalar, etkinlikler bölümündeki tüm tavsiye niteliğindeki açıklamalar olduğu gibi duruyordu. Öğretmen arkadaş planlara yönelik herhangi bir uyarlama, değerlendirme, düzeltme yapmaksızın olduğu gibi çıktıları alıp dosyalamıştı. Bu şekliyle sınıfta planlı bir eğitim yaptığını düşünüyordu. Zümre ve şube öğretmenler kurulu toplantılarına ilişkin evraka bakınca da iki veya üç sayfalık toplantı evrakı içinde genel hatlarıyla yapılmış açıklamalar yanında performans ve projelere ilişkin konu listelerinin bulunduğu görülüyordu. Dosyada bunlar dışında başka bir evrak yoktu ve öğretmenin girdiği tüm sınıflara ilişkin planlar, toplantılara ilişkin evrakın tümü bir aradaydı. Tek bir dosya ile tüm sınıfların eğitim, öğretim çalışmalarına ilişkin değerlendirmeler bir arada bulunuyordu.

Dersin işleniş sürecine bakıldığında öğretmen sınıf ortamında kılavuz kitaptaki konuları ele alıp açıklamalar yapıyor, öğrenciler de öğretmeni dinleyip arada bir öğretmenin sorduğu sorulara birer ikişer kelimelik açıklamalarla karşılık veriyorlardı. Derste sosyal bilgiler dersinde geçen konulara ilişkin bir görsel materyal, resim, harita, küre gibi kitap dışı bir araç gereç yoktu. Konuların işlenişi sürecinde geçen yer isimleri, kişi isimleri, olay isimleri hep sözlü olarak geçiyor, öğretmen öğrencilere “anladınız değil mi? Tamam mı?, geçelim mi?” Gibi kısa sorular soruyor, öğrenciler de “evet, anladık, tamam”diyerek cevap veriyorlardı ve öğretmen konuyu öğrencilere anlattığı düşüncesiyle bir başkasına geçiyordu. Ancak önceki konulara yönelik öğretmenin sorduğu sorulara genelde yine öğretmen açıklamalar yapıyor, öğrenciler konuya ilişkin söz alıp açıklama yapmaya gitmiyorlardı. Öğretmen de öğrencilere açık uçlu sorular sormak yerine tek kelimelik cevapları gerektiren veya cevabı sorunun içinde geçen cümlelerin karşılıklı tekrarı şeklinde gidiyordu. Sınıfta var olan tarih şeridine atıfta bulunmak, günlük hayatla ilişki kurmak, önceki yıllarda aynı konuyla ilgili öğrenilmiş konulara atıfta bulunmak, eski konularla bağlantı kurmak gibi bir çalışma yoktu.

Öğretmen arkadaşın yanında daha önce yapılmış sınavlara yönelik bir sınav analizi, sınav sonucuna ilişkin bir belge, doküman yoktu. Öğretmen sınav evrakına ilişkin olarak sonuçları öğrencilere söylediğini, bunun dışında başka bir bilgi, belgenin bulunmadığını, sınav sonuçlarını e okuldaki ilgili yerlere girdiklerini söylüyordu. Oysa sınavlar yeni programlarda geleneksel ölçme araçlarından birisi olarak sayarken alternatif ölçme araçlarına ilişkin çalışmaların da yapılmasını istiyor.

Eğitim öğretim faaliyetlerinin temel esaslarından birisi olan ölçme değerlendirme faaliyetlerinin esaslarına bakılınca yapılan tüm sınavların bir ölçme olduğunu, ölçmenin sonucunda değerlendirmeye yer verilmesi gerektiğini görmek mümkün iken okullarımızda öğretmenlerimiz ne yazık ki sadece sınav yapıp sonuçlarını e okula kayıt etmek olarak anlıyorlar. Oysa sınav sonuçlarının analiz edilmesi, değerlendirilmesi için öğretmenler tarafından bir takım çalışmalar yapması gerekiyor. Sınavların yapılması ve sonuçlarının öğrencilere bildirilmesi ölçme ve değerlendirmenin ancak bir boyutudur. Sınav sonrası öğretmenin öğrencilere yönelik değerlendirmeler yapması, kimin hangi konuya yönelik neye ihtiyacının olduğunu değerlendirmesi, öğrenme eksiklerinin hangi boyutlarda olduğunu görmesi, buna göre öğrencilere yönelik bireysel ayrılıkları dikkate alacak çalışmaları önceden görüp planlaması gerekir. Ama sadece sınavların yapılıp sonuçlarının öğrencilere duyurulması ile yetinilmesi bu anlamda eğitim öğretim ilkelerine de uymadığı görülüyor. Ancak öğretmenlerimiz genelde ben öğrencilerimin hepsini tanıyorum, bu nedenle bu tür çalışmaları yapmaya gerek görmüyorum, bunlar kağıt üzerinde kalan işler diyerek yapmaktan kaçınıyorlar.

Sınıfın yerleşimi konusu üzerinde öğretmenlerimizin sınıfa girdiği andan itibaren çok da dikkat etmediklerini söyleyebilirim. Sınıf yerleşim sınıf yönetiminin unsurlarından birisi olarak görülüyor. Gözlemlerime ilişkin örnek verdiğim sınıfta da buna benzer bir durumla karşılaştığımı söyleyebilirim. Sınıf sekiz kişilik bir öğrenci grubundan oluşmasına rağmen öğretmen arkadaş öğrencilerin oturma düzenlerine yönelik bir girişimde bulunmadı. Oysa sekiz kişilik sınıfta öğrenciler sınıf ortamında karşılıklı olarak daha rahat etkileşimde bulunabilecek türde oturtulabilirdi. Öğretmen masası sınıf ortamında etkinlik yapmaya, tahtayı görmeye, öğrencilerin hareket etmelerine engel olmayacak şekilde düzenlenebilirdi. Bu anlamda sınıf yönetimi kitaplarında sınıflardaki öğrenci sayısına göre farklı yerleşim tiplerinden söz edildiğinden herkes haberdardır. Ancak öğretmenlerimiz bu anlamda sınıf yönetimi, öğretim ilke ve yöntemleri, özel öğretim yöntemleri gibi alanlara yönelik kitapları, açıklamaları tekrar tekrar okuma, gözden geçirme anlamında okuma, araştırma, uygulama çalışmalarına yer vermiyorlar. Öğretmenlerimiz hizmet öncesi dönemde üniversitede aldıkları derslere ilişkin kitapları bir daha açıp okumayı, incelemeyi, gözden geçirmeyi gerekli görmüyorlar.

Ders içi işlenişe yönelik olarak yeni ilköğretim programlarının getirdiği süreci değerlendirmeye yönelik araç gereçler, yöntem ve teknikler sınıf ortamında yeterince kullanılmıyor. Performans ve proje çalışmaları öğretmenlerimiz tarafından yeterince doğru olarak incelenip kavranmadığı için uygulanamıyor. Zümre toplantılarında onlarca performans ve proje konusu belirlenmesine rağmen bunların hiç biri programın istediği şekilde düzenlenerek uygulanıp değerlendirilemiyor. E okul sistemine girilen notlara bakınca ölçme değerlendirme sisteminde hiçbir sorun yok gibi görünüyor. Ancak bu notlara ilişkin ön çalışmalara bakıldığında hemen çoğunun programın temel mantığına, açıklamalara, ilkelerine uygun olmadığını görüyorsunuz. Ders ve etkinliklere katılım faaliyetleri öğretmen tarafından dönem sonuna doğru e okula bir anda kayıt ediliyor. Ders ve etkinliklere katılımın dayanağı olan gözlem, kayıt, dokümanların olmadığı, bu notların herhangi bir kritere dayanmaksızın öğretmenin kendi kişisel görüşüne göre veya öğrencinin sınav notlarına bakarak verildiği görülüyor. Öğrencilerin programlarda söylendiği gibi süreci değerlendirmeye yönelik olarak farklı etkinliklerdeki başarı durumuna bakarak, gözlem kayıtları, alternatif ölçme araçları kullanarak öğrencinin kendisine, okul yönetimine, ailelere ve diğer ilgililere geri dönüt olacak şekilde değerlendirildiğini söylemek oldukça zor görünüyor.

Sınıf ortamındaki çalışmaların programlarda söylendiği gibi yürütülüp yürütülmediğini okul yöneticilerinin de layıkıyla takip edip yönlendirebildiğini söylemek de oldukça zor. Zira okul yöneticilerinin programlara yeterince hakim olduğunu görmek, söylemek mümkün değil. Sınıf içi süreçlerin yakından takip edilerek daha iyi hale getirilmesi için öğretmen, yönetici, öğrenci ve diğer ilgililerin daha etkili yönlendirilmesi, yetiştirilmesi, yönetilmesi gerekiyor. Sınıf içi süreçlerin geliştirilmesi eğitimde kalitenin sağlanmasında en başta atılması gereken adımlardan birisidir. Bu çalışmaların yapılabilmesi eğitime yönelik karar alıcıların gündeminde olduğunu söylemek şu an için mümkün görünmüyor. Okullardaki niteliğin yükselmesi için zorunlu bir adımın karar alıcıların gündeminde bile olmaması eğitimimiz adına büyük bir handikap gibi görünüyor.

Öğretmenlerin sınıf içi çalışmalarının gözlenmesine yönelik yapılan değerlendirmelerin objektifliğinden, yetersizliğinden söz ederken genelde sınıf içi süreçlerin öğretmen dışında başkaları tarafından denetlenmesinin doğru olmadığı, bir günde, bir derste yapılacak değerlendirmelerin doğru sonuçların vermeyeceği şeklinde itirazlarla, gerekçelerle karşılaşıldığı görülüyor. Ancak öğretmenin sadece gözlendiği dersteki performansına bakarak tüm çalışma hayatına yönelik bir değerlendirmenin yapılacağını söylemek doğru olmadığı gibi öğretmenin işlediği dersteki performansının da genel performansına ilişkin veriler sağlamayacağını söylemek de doğru olmayacaktır.

Örneği verilen sınıf ortamında öğretmenin sınıfa kitap dışı kaynak getirmemiş olması, sınıf yönetim unsurlarına, yerleşimin eğitim öğretim faaliyetlerine olumlu katkı yapacak şekilde düzenlenmesine dikkat etmemesi, öğrenci katılımına yönelik çalışmaları organize etmemesi, öğrencilere söz hakkı vermeye yeterince dikkat etmemesi, öğrencilerin derslerdeki başarılarına ilişkin programların istediği çalışmaları yapmamış olması, yapılan sınavlara yönelik bir analiz çalışmasının yapılmamış olması, sınıf içinde önceden beri yapılan çalışmalara ilişkin hiçbir görselin bulunmaması, sınıf içinde var olan tarih şeridi gibi araç gereçlerin hiç kullanılmaması gibi hususlara bakılınca öğretmenin bir ders saatindeki performansına bakarak öğretmene yönelik hiçbir şekilde değerlendirme yapılamaz denmesinin de çok doğru olmayacağını da söylemek gerekiyor.

Soru, Görüş ve Önerileriniz için….

Ali Hikmet DEMİR

ahdiron4@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her teftiş / denetim esnasında, maalesef branş müfettişleri gelmiyor. Yazınızda, ilk kademe bir sınıf ve öğretmeni denetlenmiş; Ben 24 sene Liselerimizde, Almanca öğrtmn. olarak çalışıp emekli oldum, bir çok teftiş te geçirdim ancak, branş müfettişi hiç girmedi sınıfıma. Ya İngilizce, ya da başka bir alanda denetimci gelmişti. Okul denetimlerinde karşılaştığım müfettişlerin bir çoğu da alanında uzun yıllar çalışmış, deneyimli fakat eski yöntemlerden yana olanlardı maalesef. Hem öğretmenlerin hem de onları denetleyen müfettişlerin sürekli yenilenen eğitim - öğretim metodları açısından sık sık kurslarla eğitilmeleri, ülkemizi ancak çağdaş eğitime yükseltebilir. Tek taraflı denetim, gelişim yetersizdir.

Gülfer Özel 
 07.12.2009 1:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 122
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 842
Kayıt tarihi
: 26.09.08
 
 

Öğretmen olarak başladığım meslek hayatıma yönetim ve denetim konusunda aldığım yeni eğitimler sonra..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster