Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
750
 

Sır, ne alem-i harika ne alamet-i farika

Sır, ne alem-i  harika ne alamet-i farika
 

Kendimi geziyorum; yorgunluklarım, arsızlıklarım, haksızlıklarım, içimde sıralanan tüm durakları geçiyorum. Ne çok mola verdiğimi anlıyorum, ne çok durduğumu seyrüsefer vaktinde ve şimdi nasıl hızlandığımı…

Yazdıklarım arasında şu satırlara rastlıyorum:

“Yazdığını karalarmışsın insanoğlu, bir de silmeyi başarabilseydin… Kimyasını bozmuşsun kendi zehrinin, şimdi yaratmaya çalışıyorsun seni hayata döndürecek hayat şerbetini… Bağımlısın işte, kendini yanlışlayan doğruları feth etmeye. Bitmiyor okumaların, sayısız satır geçiyor gözlerinin önünden, bakışların dokundukça mürekkebe, bir tuğla daha atıyorsun gözünün önündeki duvardan. Ah zavallı, gerçekten inanıyor musun anlayacağına dünyanın sırrını, sırrı kelam mı zannedersin, iki satır arasına sıkışsın… Sır ne sözdür ne yazı, ne masaldır, ne kazı. Bulmuşsundur görmezsin, görürsün sırra eremezsin. Anlat dersen anlatılmaz, çöz dersen çözülmez. İçindeki toprakların zaptını bitirdin mi ki çevrendekilere hesap soruyorsun? Kim inandırmış ki seni adımladığın yollara, inanıyorsun? Yorulma, biliyorum sebeplerini, sebebin olanları, sebep olduklarını… Sen yazmadın mı, sayfalarını aşındırdığın deftere defalarca aynı kırıklıkları, kabukları, çatlakları… Sızıyorsun içinden, çaresi yok yaşken sıvamanın kendini kendinden. Önce kuruyacaksın, damarında ne varsa atacaksın dışarı, sonra onaracaksın çatlaklarını.

Sır, ne alem-i harika ne alamet-i farika… Yalnızca göreceksin kör diye kapattığın gözünün önündekileri, acı da verecek edindiğin saadet kadar. Yüzün de gülecek, sindirdiğin senler kadar. Yalan da söyleyeceksin, yanlış da göreceksin, erişene dek kendinden sızan şarabın özünden, koruğun ekşisinden de geçeceksin.

Sır diye bahsedilen, cilt cilt raflara dizilen bundan başkası değil. Her insan sırrını içinde taşıyor demez miydin, kendini çözmeden kimsenin seni çözmesine izin verebilir misin?”

Düşünüyorum, hala varamadım kendime, ne duraklar bitiyor, ne molalar böyle uzun seyahatlerde. Kendine seslenen o satırlara her göz gezdirişimdi acizliği görüyorum, yıllar önce karalanmış o satırlarda kendi sırrımı çözmeye çok yaklaştığımı düşünüyorum. Şimdi ise kendimden çok uzak yolları adımladığımı.

Yeniden kendimle tanışana dek kapatıyorum gezi defterini. Hazır değilim şimdi eskiye dönmeye, yalnızca yazmak istedim kaybettiğim o arınmışlığı… Kim bilir belki bir kişi düşünmeye başlar diye kendi sırrını…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 737
Kayıt tarihi
: 18.07.07
 
 

Kişisel, deneme ve öykü türündeki yazılarımı bu sayfada paylaşıyorum. Yorum ve önerileriniz için şim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster