Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
14881
 

Sir Ian HAMILTON, ‘Türkler manevi üstünlük sağlamışlardır.’

Sir Ian HAMILTON, ‘Türkler manevi üstünlük sağlamışlardır.’
 

General Sir Ian Standish Monteith Hamilton (1853 – 1947)


Mustafa KEMAL (Anafartalar Grubu Kumandanı-11Ağustos 1915):

5. Ordu Kumandanlığı'na

Bugün öğleden önce saat 4.30 sıralarında 8.Tümen cephesinde yapılan hücum başarıyla son bulmuş ve düşman Conkbayırı'ndan püskürtülüp atılmış ve Şahintepe'nin yüksek kısmı da zapt edilip geri alınmıştır.

12. Tümen çevresinde dün yapılan saldırıda düşman üç binden fazla ölü bırakmış ve 34. Alay tarafından iki makineli tüfek ele geçirilmiştir. Tümen, ele geçirilen mevzilerin düzeni ile uğraşmaktadır. Kireçtepe'de bulunan düşman yaklaşık iki tabur kadar bir kuvvetle oradaki kıtalarımızın sağ kanadını kuşatarak saldırmak istemiş ise de bombalar ile def edilmiş ve uzaklaştırılmıştır.

Orgeneral Fahrettin ALTAY:

9 Ağustos'ta Mustafa Kemal Anafartalara gelen kuvvetleri yeni çıkan düşmana karşı düzenledikten sonra 10 Ağustos'ta Conkbayırı'na gelmiş, oradaki kuvvetleri de düzenlemiş ve bir saldırı yaparak düşman kuvvetlerini geri atmaya muvaffak olmuştu. İşte Mustafa Kemal'in saati de bir kurşunla bu savaşta parçalanmıştı. İngilizlerin büyük ümitlerle yeni gelen kolorduları artık oldukları yerde mıhlanıp kalmış zafer tamamı ile bizim olmuştu. Mustafa Kemal 10 Ağustos'ta yalnız İstanbul'un değil bütün bir memleketin işgalini önlemişti, artık ümitleri kalmayan İngilizler iki ay sonra Gelibolu Yarım adasını boşaltıp çekilip gitmeye mecbur kalıyorlardı.

Fransız Binbaşı LARCHER  (Türk Harbi):

10 Ağustosta M. Kemal, 8. Tümeni Baldwin grubu üzerine süngü hücumuna sürmüş ve yarısı kuşatılmış olan bu grup, 3.500 insan kaybederek karma karışık birşekilde sürülmüştü; Anzak'ların bu yenilmesi kesin idi. Şimdiye kadar 20.000 insan kaybedilmişti. General Baldwin bütün karargahla birlikte süngüden geçmiş, Cooper ise ağır yara almıştı. Bugün Suvla'ya 53. Lindley tümeni çıkarılarak 11. Tümenin iki tugayı ile beraber Küçük Anafarta'ya saldırıya geçirilmiş, fakat bu hareket de 12. Türk tümeni karşısında suya düşmüştü. 9. Kolordu 8.000 insan kaybetmişti.

Sir Ian HAMILTON (Londra'ya  17 Ağustos 1915 ):

Üzülerek söylemeliyim ki Türkler bizim bazı yeni birliklerimiz üzerinde manevi üstünlük sağlamışlardır. Dolayısıyla eğer Çanakkale seferi çabuk ve başarılı bir sonuca ulaştırılacaksa bana büyük çapta yardımcı kuvvetler gönderilmelidir... İyi komuta edilen ve cesaretle savaşan Türk ordusunun karşısındayız.

Mustafa KEMAL (19 Ağustos 1915 ):

Anafartalar Grubu, karşısındaki düşmanı sarsacak, amaç olarak tümünü denize dökmek üzere hareket edecektir. Komutan ve subaylara   erlerin söz götürmez çabalarıyla bu amacın elde edileceğinden eminim.

Sir Ian HAMILTON (İmroz adasına dönünce General Stopford'a ):

Başkomutan, bugün öğleden sonra sizi dinledikten sonra kolordunun şimdilik genel bir saldırı yapmamasına karar vermiştir. Bütün çabanızı harcayarak birliklerin çarçabuk düzene konmasını ve elinizdeki mevzilerin tahkim ve takviyesini sağlarsınız. – M. Kemal, bu önlemi üç gün önce almıştı. – Her fırsattan yararlanıp hattınızı ileriye götürünüz ve bu hattı düşürülmez bir hale sokunuz. Başkomutan, elinizdeki bütün kuvvetlerden faydalanarak birlikleri çarçabuk düzene sokacağınıza ve siperlerdeki hazırlıkları ve ulaşımı sağlayacağınıza güveniyor.

Alman Dr. Ernest Jackh bir Alman demokratı ve devlet adamıdır. Birçok siyasal örgütlere girmiş, önemli görevlerde bulunarak uluslar arası ün kazanmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Çanakkale'de Mustafa Kemal'le tanışmış ve Onun dostluğunu kazanmıştır. Kurtuluş Savaşımızı da içine alan ve Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili pek çok bilgiyi de içeren Yükselen Hilal adlı yapıtı 1946 yılında Türkçe'ye çevrilmiş ve daha sonraki yıllarda bir kaç kez basılmıştır. Gelibolu Yarımadası'nda yaralananlar için topladığı para yardımı nedeniyle Çanakkle Gazisi Mustafa Kemal tarafından kendisine yollanan özel telgraf da aynı yapıtta yer alır.

Mustafa KEMAL(Çanakkale, 2 Eylül 1915):

Gelibolu yarımadasında yaralanan ve sakatlanan Osmanlı askerleri için topladığınız ianeye benim ve Mareşal Liman Von Sanders'in teşekkürlerini sunarım. Yolladığınız bir milyon marka " Jackh Fonu" adını verdik. Kaderin savurduğu her haşin darbeye bizimle katlanmakla kalmayıp bundan doğan acıları da azaltmak için akla gelen her yardımı esirgemeyen siz sadık dosta ve Fevzi (Çakmak)  Beye de selamlarını ve teşekkürlerini yollar.

Mustafa KEMAL (Türk Şehitliği 1934) :

Burada yatan şehitlerimiz!

Sizleri saygı ve şükranla anıyoruz. Siz olmasaydınız ve siz göğüsleriniz çelik kalelere siper etmesiydiniz bu boğaz aşılır, İstanbul işgal edilir, vatan toprakları istilaya uğrardı.

Mehmet Emin YURDAKUL(Orduya Selam) :

Arıburnu, Seddülbahir,

Bize birer Pilevne'dir,

Burda sana yedi gökten;

"ZAFER" diye sesler geldi;

Kanlı Sırt'ta ufka değen

Kemiklerden tak yükseldi.

Selam sana, şanlı ordu,

Sen kurtardın, aziz yurdu!

Mustafa KEMAL (Anafartalar Grubu Kumandanı-22 Ağustos 1915):

5. Ordu Kumandanlığı'na

İngilizlerin Türk cephesi karşısında  bulunan hatlarını bazı kıtalarla takviye ettiği görülmüştür. Bugün yaptığım gözlemlere göre İngilizlerin can kaybı çok fazladır. Buradaki İngiliz kuvvetinden bundan sonra etkin bir saldırı beklemiyorum.

Her noktada arzumuz gereğince tahkimatla uğraşıldığını bizzat gördüm.Güney Grubu İstihkam Kumandanı'na, önce İsmailoğlu bölgesinden işe başlamak üzere istinat noktaları seçmesi hakkında emir verdim.

Gelibolu tahliyesinde bulunan Yeni Zelandalı bir asker:

Zavallı arkadaşlarımızın sesler çıkararak uyuduğunu ve biz onları sonsuza dek bırakıp giderken istemsiz olarak hareket ettiklerini umut ediyoruz.

Mustafa KEMAL (Anafartalar Grubu Kumandanı-22 Ağustos 1915):

Kardeşim Salih,

Mektubunuzu aldım. Samimiyet ve kardeşlik duygularınıza teşekkür ederim. Yüzbaşı Ahmet Efendi şifahen selamlarınızı getirdi. Nuri Beyle ara sıra görüşüyoruz.

Karşımızdaki düşman artık dermansız bir duruma gelmiştir. İnşallah yakında hepsi defedilir. Herhalde vatanımız bu yönden güvendedir. .

Kazım Nami Bey ve diğer arkadaşların size söyledikleri şeyin henüz oluşmaması olması hayret vericidir. Elbette ona istihkak kesbedilmiştir. Fakat:

Kim olur zor ile maksuduna rehyab-ı zafer

Gelir elbette zuhura ne ise hükm-i kader

(Kimse zorla amacına erişemez. Allah'ın yazgısı ne ise o olur.)

Bilirsin ki bizim maksudumuz vatana büyük mikyasta arz-ı hizmet eylemektir. Kazım Nami Bey gibi arkadaşların temenniyatı, maksut olan hizmeti ifa edebilecek mertebededir. Doğal zamanı gelince kaderde varsa o da olur.

Bir aralık canım sıkıldı; emekli olup bir köşeye çekilmeyi de düşündüm. Olmadı. Şimdilik Cenab-ı Hakkın büyüklüğüne, korumasına ve yardımına sığınmaya çalışıyorum. Gözlerinizden öperim.

ANZAK (ANZAC) Anma Sitesi:

Ağustos'tan sonra İngilizler Gelibolu'da ana saldırı düzenlemediler. İngiltere Hükümeti, Çanakkale Boğazı'nı geçme konusundaki başarısız saldırıların ardından alarm vermeye başladı. Hükümetin büyük bir risk aldığı yönündeki eleştiriler artarak devam etti. Kasım ayıyla beraber kış mevsimin gelmesiyle soğuğa maruz kalan bazı askerler siperlerinde donarken bunların tahliye edilmesi gerekiyordu. Sonuç olarak saldırı amacına ulaşmamış, Gelibolu'da bulunan İngiliz ve sömürge birlikler çekilmek zorunda kalmıştı. Çoğu kimse çekilmenin ağır kayıplar verdireceğin düşünüyordu. Ne var ki Türklerin yanıltıcı hareketlerini önlemek için inceden inceye düşünülmüş önlemler bu beklentileri boşa çıkardı.

Adil ŞAHİN(Gelibolu'da savaşmış Türk Gazi) :

Onların amaçları buraya gelmek ve burasını işgal etmekti. Bizim amacımızsa savunmak.

Alman Dr. Ernest JACKH ( Yükselen Hilal - Dünkü, Bugünkü ve Yarınki Türkiye):

Arıburnu ve Anafartalar kahramanı Kemal; kaderin, kendisini yerine getirilmesi gereken önemli bir göreve sakladığı hakkında içten gelen açık bir duyguya dayanarak geleceğine buruk bir güven ve inançla bakıyordu.

Türk askerlerinin başarıları her Alman subayı tarafından öğrenilmiştir. Bazı savaşlarda kayıpları yüzde 75'e çıkıyordu. Harbin başından beri maaş almamalarına ve subaylarının da yarım maaş almalarına rağmen top gülleleri altında sarsılmaz bir durumdaydılar. Elbise yoktu.Taşımadaki zorluklar yüzünden yiyecek gıdaları da  azaltılmıştı. Almanların söylediklerine göre, Türk askerleri az şeyle yetinebildiklerinden çok işe, yorgunluğa, gıdasızlığa dayanıklıydılar. Buna karşılık 300 Alman istihkam askerinden Çanakkale'de 12'si sağ kalmıştır.

Enver Paşa (Osmanlı Orduları Başkomutanı):

5. Ordu Komutanı Liman Von Sanders'e   4 Eylül 1915
Anafartalar Grubu'nun devamını, bu grup içindeki Tümenlerin şimdilik yalnız 2. ve 15. kolorduları oluşturmasını ve Grup Komutanlığının 16. Kolordu Komutanı Mustafa Kemal bey tarafından yapılmasını, yüksek önerileriniz uyarınca uygun gördüm.

Alman Dr. Ernest JACKH ( Yükselen Hilal Dünkü, Bugünkü ve Yarınki Türkiye):

Mustafa Kemal Bey ağır hastaydı ve bu yüzden kendisini ziyaret için çadırına gittim. Malarya'ya tekrar yakalanmıştı. O kadar zayıflamıştı ki ilkin tanıyamadım. O'nun ateşli tabiatı, bizi önceden sık sık yaptığımız bütün gece devam eden çok   sevdiği görüşmelerde olduğu gibi, siyasi bir tartışmaya çekti. Benim yaklaşımımı kabul etmiş ve bunu, deniz kuvvetinin kara kuvveti üzerindeki ezici üstünlüğü tezine kadar geliştirmişti.

Mustafa KEMAL:

Tam anlamı ile Ruslar gibi karaya tıkıldık, dedi. Ruslar çökmeğe mahkumdurlar, çünkü Boğazları kapayarak onları Karadeniz'e tıkadım.Onları müttefiklerinden ayrı düşürdüm. Fakat biz de aynı neden dolayısı ile yıkılmaya mahkumuz. Gerçekten biz, Akdeniz, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu kıyılarına yerleşmiş bulunuyoruz, fakat herhangi bir okyanusa çıkmağı göze alamayız. Deniz kuvvetine sahip olmayan bir kara devleti olmamız nedeniyle, biz, yarımadamızı kara kuvvetlerini hiçbir saldırıya uğramaksızın istediği kıyıya getirebilen deniz kuvvetlerine karşı savunmaya asla sahip olamayacağız.

Mustafa KEMAL: (11 Eylül 1332/24 Eylül 1915)

Salihciğim,

Genel Kurmay Birinci Şube'ye memur edildim. Başka hiç kimse bir kelime sormadı. Kimseden durumu anlamak mümkün değil. Herkes birbirinden korkuyor. Hamit devrinde olduğu gibi. Orduyu ve memleketi kurtarmak için çok ve fedakarane çalışmak lazım; başka çare yok. İstanbul çok kirli. Kimse kişisel çıkarından başka bir şey düşünmüyor. Bayramdan sonra daha geniş bir mektup yazacağım.   Nuri (Conker) orada ise ne güzel , yoksa bu mektubu Üsküp'e gönder. Fuat geldi mi? Mehmet Ali, Rauf (Orbay), İsmail ve diğer   arkadaşlara çok selam.

Mustafa KEMAL(20 Eylül 1332- 3 Ekim 1915):

Kardeşim Salih

Mektubunu aldım. Şam vapuru ile Trablus'a gitmekte iken savaşın çıkması üzerine geri döndük. Şimdi İstanbul'dayım ve Birinci Şube'ye devam ediyorum. Olaylar sakinleştiğinde Selanik'e görüşmek üzere geleceğim.

Arkadaşlara, Fuat'a çok selam. Mümkünse annemi görüp teselli et. Benim geçen ayın tayinatı kalmıştı. Bari, onun anneme verilmesine Necati Bey aracılığıyla yardımcı ol.. Sana olan borcumu yakında ödeyeceğim. Bana oranın durumunu anlatan mektup gönder.

Gözlerinden öperim.

Mustafa KEMAL: (21 Eylül 1332- 4 Ekim 1915)

Başkumandan Vekili Enver Paşa Hazretlerine

Kişiye Özeldir

Rahatsızlığımdan dolayı yüksek ilginize özel olarak teşekkür ederken, bendenizi yakında meydana gelmesi beklenen olaylar için hazırlanan kuvvetin başında da bulundurarak zat-ı devletlerine daha büyük hizmetler verilmesine izin vereceğinize inanıyorum.

Abidin DAVER (Tasvir-i Efkar Gazetesinin Yazı işleri Müdürü) :

1914 Dünya Savaşı'nın başlangıcında Tasvir-i Efkar'ın başyazarı Yunus Nadi Beydi. Çanakkale Savaşları yeni başlamıştı . Yedekte bulunan 19. Tümen Kumandanı Mustafa Kemal Bey, karaya çıkan düşmanın üstüne emir almadan atılmış, Anzaklar Denilen Avustralyalı, Yeni Zelandalı düşman kuvvetleri Arıburnu mıntıkasında bir avuç yere tıkanmış, ilk defa İstanbul'u O kurtarmıştı.

Mustafa Kemal Bey, Yunus Nadi (Abalıoğlu) Bey ile tanışıyorlar ve mektuplaşıyorlardı. Gazetede bu kahramanca savunmayı canlandırmak için büyük resimli ve haritalı bir yazı hazırladık. Haritanın bir tarafındaki yuvarlağa da kara cephesinin şanlı müdafii (savunucusu) Mustafa Kemal Beyin resmini koyduk. Askeri Sansür Memuru, Mustafa Kemal Beyin resmini çıkardı. Meğer devrin Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili meşhur Enver Paşa Mustafa Kemal Beyden hoşlanmaz, O'nu kıskanırmış. Bizim bunlardan haberimiz yok ya, bu resmin çıkarılması bizi çok üzdü

Abidin DAVER (Tesvir-i Efkar Gazetesi Yazı İşleri Müdürü) :

Biraz sonra sansür subayına tekrar başvurarak Genel Karargah İstihbarat Şubesi Beyefendinin resminin yayını için bir şey sormaktan çekinerek provanın kenarına imzayı bastı. Ertesi gün de gazetede Arıburnu Kahramanı, yani Mustafa Kemal'in ilk resmi yayınlandı. Sansürü atlatmıştık, diğer gazeteleri de... Bizdeki sevince diyecek yoktu.   Basında ilk Mustafa Kemal resmi, Ressam Cemal tarafından yapılmıştır.

Çanakkale kara savaşlarında olağanüstü yararlıkları görülen ve savunmadaki kudret ve becerisiyle gerçekten şan ve şeref kazanarak Boğazları ve Hilafet makamını kurtaran kumandanlarımızdan yaratılıştan yiğitlik, kahramanlık ve harikalar timsali Albay Mustafa Kemal Beyefendi.

Ulusumuzun yükselmesinin bir sembolü olan ay-yıldızımızın yüce şanını korumak ve bir kat daha yükseltmek için bir yıldan beri dünyanın üç büyük devletine karşı dünya tarihinde bir benzeri daha görülmemiş özveriyle savaşan ve özellikle Çanakkale cephesinde dünyayı sarsacak harikalar yaratan ve Allah'ın yardımı ile zaferler elde etmiş olan İslamın kahraman ve yiğit temsilcisi.

ABD Büyük Elçisi General SHERILL:

250.000 kişi kaybeden müttefikler için bu savaş "Çanakkale faciası" idi; oysa ki; Türkler için, Gelibolu "zaferin tacı" dır. Bu parlak ve muazzam zaferi İngiltere ve Fransa devletlerinin birleşik donanma ve ordularına karşı tek başına savaşan bir Türk kazanmıştı. Evet müttefikler için, bu, bir facia idi; boş yere kan ve servet kaybetmişlerdi. Türkler için böyle değildi. Çünkü savaştan delik deşik olmuş Gelibolu yarımadasından yeni bir savaş kazanan, Anafartalar kahramanı galip ve muzaffer Mustafa Kemal yükseldi.

Türk tarihinde bir defa daha büyük bir milli lider yetişti; öyle bir lider ki kendisinden önce, milletine hiçbir Türkün yapamadığı şekilde milli ruh aşıladı.

Mustafa KEMAL(Büyük insan ve kahraman, 1934 yılında bir gün Çanakkale'ye gidecek olan bakanlarından birine) :

Orada Mehmetçik anıtının başında şehitleri anacaksın. Siz olmasaydınız, siz göğüslerinizi çelik kalelere karşı siper etmeseydiniz, Boğaz elden gider, İstanbul elden giderdi, diyeceksin!

Çanakkale'de yalnız bizim şehitlerimiz yok. Bu toprak üzerinde kanlarını döken insanları da, o kahraman düşman savaşçılarını da saygı ile anacaksın.

Bu memlekette kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız huzur içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar, göz yaşlarınızı siliniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler; onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.

(O'nun bu sözleri Gelibolu Yarımadasının ANZAK Koyu girişinde solda denize yakın bir yerde büyük bir taş anıt üzerinde Türkçe ve İngilizce olarak yer almaktadır.)

10 Aralık 1915:

Mustafa Kemal'in "Anafartalar Grubu"nun emir ve komutasını 5. Ordu Komutanı Fevzi (Çakmak) Paşa'ya bırakarak sağlık durum ve yorgunluğu nedeniyle izinli olarak İstanbul'a gitmek üzere Çanakkale'den ayrılışı.

Mustafa Kemal (İstanbul, 10 Aralık 1915) :

Ben düşmanın çekileceğini anladığım için bir saldırı yapılmasını önermiştim. Fakat benim bu önerimi kabul etmediler. Bundan dolayı canım sıkıldı. Çok da yorgun olduğum için izin alarak İstanbul'a geldim. Eğer ben oradayken düşman şimdiki gibi çekilmiş olsaydı herhalde daha çok sıkılacaktım. Burada bulunmam benim için bir talih eseridir.

12 Aralık 1915:

Gazi Mustafa Kemal Çanakkale'den İstanbul'a gelişi.

ANZAK Anma Sitesi:

8-20 Aralık 1915 tarihleri arasında Suvla ve Anzak'taki 90 bin asker gizlice gemiye bindirilerek bölgeden uzaklaştırıldı. 8-9 Ocak 1916 tarihleri arasında Helles'teki askerler benzer şekilde gemilere bindirilip uzaklaştırıldı. Bu başarıyla yönetilen operasyonlarda yalnızca az sayıda kayıp verildi.

Mustafa KEMAL (18.10.331, 31 Aralık 1915):

Muhterem Paşa Hazretleri,

Tavsiyeniz yönünde hareket edilmektedir. Kamuoyunda oluşan pek büyük eğilime rağmen belirli ve bilinen kişilerin bakış açısını biraz garip buluyorum.

Her şeyi geleceğe, savaştan sonraya bırakmak teorisinin bütün beyinlere egemen olduğu anlaşılıyor.

Vasıf Bey'le görüştüm. Esirgemediğiniz izinden dolayı tekrar teşekkürlerimi sunarım. Gereğinde yararlanacağım, benimle ilgili emirlerinizi o vasıtayla bilmem almak doğru mudur?

Ellerinizden öper, özel hürmetlerimin kabulünü rica ederim muhterem paşa hazretleri.

Beyoğlu, İstanbul, Aralık 1915

Edirne'nin savunması sırasında Vize'de şehit düşen Yüzbaşı Ömer Lütfi Bey'in dul eşi Cenova doğumlu Madam CORINNE, yakın dostlarına piyano çalıyor...

Yeni Tuğgenaral Mustafa KEMAL, Madam Corinne ve ailesi ile Şehit Yüzbaşı Ömer Lütfi Bey'in sağlığından beri tanışırdı. Madam Corinne'nin babası Albay Dr. Luigi Bey, Osmanlı Devleti'nin Denizcilik Bakanlığı'nda  çevirmen olarak çalışıyordu. Ayrıca Madam Corinne'nin amcası General Ferdinan da Osmanlı yurttaşlığına  geçerek Ferdi Paşa adı ile Osmanlı Ordusu'nda görev almıştı.

Paris Konservatuarı'ndan mezun olan Madam Corinne  Lütfi, Balkan  Savaşları'nın acılı günlerinden beri aile dostlarına, haftada bir gün Klasik Batı Müziği parçaları çalardı....Çanakkale Kahramanı Mustafa Kemal Paşa da 12 Aralık 1915'te İstanbul'a geldikten bir kaç gün sonra Beyoğlu, Bursa Sokakta, Madam Corinne Lütfi'yi dinleyen 7-8 kişi arasındadır.

Genç Tuğgenaral Mustafa Kemal, Çanakkale ve Sofya'da iken mektuplaştığı Madam Corinne'i dinlerken, daha önce vermiş olduğu bir randevusu nedeni ile gitmeye karar verir. O sırada yakınında bulunan Namık Kemal'in oğlu Ali Özdeniz Bey'e kendisi adına Madam Corinne'den özür dilemesi ricasında bulunarak evden sessizce ayrılır. Ancak bir süre sonra Mustafa Kemal Paşa'nın, kendisini dinleyen topluluktan ayrılmış olduğunu anlayan Madam Corinne LÜTFİ :

Az önce çıkan kişiyi Mustafa Kemal Paşayı tanıyor muydunuz? Emin olunuz ki bir gün gelecek, O, yalnızca Türklerin değil bütün dünyanın en meşhur adamı olacaktır.

Mustafa KEMAL(Hariciye Nazırı Halil (Menteşe) Bey'i ziyareti ve söyledikleri Aralık Sonu 1915):

Ben Türk Ordusunun yabancısı bir adam değilim. Ben ordu ile küçük subaylıktan beri derinden temasa gelmiş bir askerim. Ben olayların gidişatı ile ordunun içinde subay, nihayet komutan olarak iş görmüş ve zannıma göre başarılı olmuş bir komutanım. Türk ordusunu, onun faziletini, kıymetini ve bu ordu ile neler yapılabileceğini benim kadar anlayan az olmuştur.

Mustafa KEMALbir gün Anafartalar’daki cephede dinlenirken Emir Subayı İzzet Bey’e:

- Biz bu zaferle kimin öcünü aldık İzzet, söyle bakalım?

- Bilmem ki komutanım.

- Biz burada 2000 yıldan da çok zaman önce Yunanlılara karşı savaşmış olan Truvalılar’ın öcünü aldık..

*

Sir Ian HAMILTON kimdir?

General Sir Ian Standish Monteith Hamilton  (1853 – 1947)

1920 yılında yayınlamış olduğu ve dilimize de çevrilen Çanakkale Günlüğü adlı savaş anıları Çanakkale deniz ve kaea savaşları için en önemli kaynaklardandır. Ona göre, 'Savaş bir tarafın kazanamayacağımız dışında kesin bir şey değildir.' (İngilizcesi: There is nothing certain about war except that one side won't win.)

Güney Afrika'da 1881'de patlak veren 1. Boer Savaşı'nın Majuca Çarpışmalarında bindiği attan düşerek ağır yaralanmış olduğundan sol bacağı sağ bacağından kısaydı. 1882 yılında yüzbaşı yapılmış ve 1884-1885 arasında Nil seferine katılır. 1886-1887 yılındaki başarılarından dolayı Yarbay olur. 1902 yılında önce şövalye sonra da Tümgeneral terfi ettirilerek Kurmay Başkanlığına getirilir.

General Hamilton İngiliz ordusu tarafından I. Dünya Savaşı için konuşlandırılmış olan süvari kuvvetlerinin olası bir çatışma için eskimiş olduğunu savunur. General Hamilton ayrıca geleneksel olmayan gece saldırıları için uçakların taktik uçuşları gibi kullanımlarnın savunuculuğunu da yapmıştır. 1914 yılında Çanakkale Boğazı'nı kontrol altına almak ve savaşta yeni bir cephe açmak için çeşitli planı  çalışmalarında bulunur.

Bilindiği gibi Çanakkale Boğazının aşılarak Bolşevik saldırıları karşısında çökmekte olan Rus Çarlığına yardım etmek düşüncesi dönemin Denizcilik Bakanı Winston Churchill’in bulduğu bir çözümdür. Bu amaçla her ne pahasına olursa olsun Çanakkale Boğazı geçilecek ve İstanbul da teslim alınarak Çarlık Rusyasının gerek duyduğu büyün yardımlar taşınabilecekti. Böylece ‘Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş dışı bırakılması, ve müslüman ülkeler (toplumlar) nezdinde İtilaf Devletleri lehine oluşturacağı kazanımlar açısından da önem arz etmektedir. Müslüman ülkelerin gerek Orta Doğu’da gerekse de Uzak Doğu’da İngiliz hakimiyetine karşı dirence zayıflamış olacaktı.’ (Kaynak: tr.wikipedia.org)  O günlerde Bakan Churchill, ‘Savaşı kazanabilmemiz, Rusya’ya yardım yolunu açmamıza bağlıdır... Bu da ancak Türkiye’nin yıkılmasıyla gerçekleşebilir... Önce Çanakkale’ye saldıracağız, Boğazı ele geçireceğiz, oradan İstanbul’a ulaşacağız...’ diyordu. (Kaynak: Richard Armstrong, “The First World War”, 1965, London)

Savaş sırasında yaklaşık 490.000 İngiliz ve ANZAK askeri yanında 79.000 de Fransız askerinin katıldığı savaşta Osmanlı Orduları’nın gücü 316.000’i geçmiyordu.

Bakan Churchill’in planı 18 Mart 1915 tarihinde uygulamaya konulur, İngilizler ve Fransızlar güçlü donanmalarıyla Çanakkale önlerine gelir, deniz piyadeleri Arı Burnu’na çıkar.  Karşılarında, Yarbay Mustafa Kemal komutasındaki 19.Tümeni bulurlar.  Sonradan, Winston Churchill,  ‘At the head of the 19’th. Division there stood in this strange story, a Man of Destiny, Mustapha Kemal Bey. (The Right Hon. Winston S. Churchill, C.H., M.P., The great War, Volume Two, London, 1936) diye yazmak zoruna kalmıştır. Bu sözün Türkçesi, ‘Bu garip öyküde, 19. Tümenin başında, Geleceği Yazan Adam, Mustafa Kemal Bey bulunuyordu’ demektir.

Ne yazık ki Müttefiklerin Akdeniz Seferi Kuvvetleri de Mısır’dan Lord Kichener tarafından yollanan özel eğitimli yüz binleri aşan İngiliz ve ANZAK (Anzacs) kuvvetleri ne Çanakkale Boğazı’nı ne de Gelibolu Yarımadasını aşamamışlardır.  Yukarıdaki belgesel alıntılarda da görüldüğü gibi bu başarısızlığın nedeni Anafartalar Cephesi Komutanı Yarbay Mustafa Kemal ile onun emrindeki subaylar ile yiğit Mehmetçiklerdir. İngilizler bu yenilgi karşısında Fransızlar ile kopmuş ve başta Bakan Churchhill olmak üzere General Ian Hamilton da görevlerinden el çekmek zorunda kalırlar. Böylece 19 Mart 1915 Çanakkale seferinin başarısızlığını İngiliz Hükümetinin çok değer ardından General Ian Hamilton da askeri kariyerini yitirir. 16 Ekim 1915 tarihinde Londra'ya geri çağrılır ve emekiye ayrıldıktan uzun bir süre sonra 12 Ekim 1947 günü hayata gözlerini yumar.

Liberal görüşlü olduğu bilinen Sir Ian Hamilton çok iyi Fransızca, Almanca ve Hintçe bilmekte idi. Pek çok şiiri yanında bir de cinsel içerikli romanı vardır. Şiirleri The fighting of the future, Icarus, A jaunt on a junk, A Ballad of Hadji and A Staff officer's Scrapbook adlı kitaplarda yayınlanmıştır. Ayrıca 1905 ve 1907 yıllarında yayınlanan Rus-Japon Savaşı konulu araştırması da savaş tarihi açısından büyük önem taşır. (Kaynak: en.wikipedia.org)

 

Açıklama: Bu senaryo çalışmasının bütün hakları yasal koruma altındadır. Hiç bir izin alınmadan bazı alıntılar yapılabilse de özellikle bir sayfayı aşan alıntılar ile senaryonun bir bütün olarak yayınlaması yasal kovuşturmaya yol açabilir. (Ö. F. Yılmaz)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 970
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster