Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '11

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
656
 

Sır oldum!

Sır oldum!
 

Manavgat


Buraya kadar gelmişken nehir kenarında boş masa bulamayacağım diye ödüm koptu...

Hoş, kır saçlı, kır bıyıklı, yanık tenli, kısa boylu, gömleğinin düğmeleri neredeyse göbeğine kadar açık, eli tespihli taksi şoförü “ şelaleye götüreyim ben sizi” demeseydi Manavgat Şelalesi’ni görmek aklımıza bile gelmeyecekti...

Bunda; yarım saatte bir yanımıza gelip, sanki daha önce hiç karşılaşmamış gibi bizi oyunlara davet eden, kulağı üç küpeli, dövmeli, animatör delikanlının da payı var tabii!

“ Merhaba ben animasyon ekibinden Ahmet, patlayan balon oyunu için adınızı yazdırmak ister misiniz?”

“ Hayır!”

“ Kucak kucak oynayacağız, isminizi yazayım mı?”

Ahmet’e dört defa “hayır” dedikten sonra kaçar gibi ayrıldık tatil köyünden...

Giderken havuz kenarında dalağını içene çeken, giydiği mayonun, öteberisini saklamakta zorlandığı, kümesin tek horozu edasıyla yürüyen, yürürken de altın madalyonu göğsünü döven göbekli ağabeylere...

Koca baldırlı, koca memeli, inadına topuklu terlikli, selülitleriyle barışık ablalara el salladık...

Nede olsa; üç gün boyunca henüz sezonu açmadığı için kalabalık olmayan otelin ya koridorlarında ya yemek esnasında karşılaşıp, gülümseyip, selamlaşmıştık...

Üstelik benim anlayamadığım kim bilir kaç dilde...

“Nasıl döneceğiz” diye sorduğumuzda “ben sizi beklerim” diyen taksi şoförüne, bunun karşılığında hiçbir ücret ödemeyeceğimizi öğrendiğimiz zaman, gözlerimizi aça aça şaşkınlıkla baktık...

İnanılır gibi değil ama tam beş saat bekledi bizi adam!

Tam 300 dakika!

Bir defa bile gelip “ ne zaman gideceğiz” demedi?

Kalabalık şehirlerde yaşamanın paranoyasıyla; ya arabada bıraktığımız eşyaları kaçıp giderse diye endişelenmiştik oysa!

Ve ben plakasını avucuma yazmıştım!

Çektiğim iskemleye otururken, yağmur başladı!

Mis gibi havayı ciğerlerime doldurup, turkuaz rengi nehrin girdapları arasına karışıp, şelaleden aşağıya dökülmek üzereyken, garsonun sanki orada benden başkası yokmuş gibi, başımı çevirmemi beklediğini fark ettim...

Anason kokusu, erguvan kokusuna... Meyin sisi, nehrin turkuazına karıştı sonra...

Ben sır oldum!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne güzel anlatmışsın yine..

mis-tress 
 04.05.2011 20:21
Cevap :
Teşekkür ederim... Selamlar : )  04.05.2011 23:06
 

Başka bir masada gizliden içmiş olmasın hazır şelaleye gelmişken. Nasıl olur canım 300 dk gık demeden beklesin. Bi alkok kontrolu yaptırsaydınız siz ona :) Şu koca göbekli ablalar ve abilere mi denk geldiniz siz. Son senelerde göz kamaştıran Ruslar vardı halbu ki. Ne büyük şanssızlık olmuş sizin için :)))

Nilay Yıldırım 
 04.05.2011 10:59
Cevap :
Masaya davet etmemize rağmen gelmedi, aslanlar gibi bekledi şoför... “Bekledi” derken arabanın içinde hiçbir şey yapmadan oturmadı tabi, bir ara arkadaşlarıyla çay içerken gördüm, göz kamaştıracak Rus görmedim, hem güneş gözlüklerini neden takıyoruz yahu! : )  04.05.2011 23:09
 

Yakınmışız... Bilseydim takılırdım...

KUYUCAK 
 04.05.2011 1:18
Cevap :
Bir dahaki sefere diyelim... Selamlar...  04.05.2011 23:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1087
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster