Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
197
 

Sıra onda

Çok iyi bildiği ama hiç tanımadığı bir yer burası. Soğuk ama aynı zamanda yakan bir rüzgar, savuruyor tozu dumanı dört bir yana. Gri gökyüzünde siyah renkli kuşlar! Gagaları kan içinde, cıyıldayıp duruyorlar iğrenç sesleriyle. O kadar çoklar ki, neredeyse tüm göğü kaplamışlar.

Yerde rengarenk çiçekler. Hepsi ezilmiş ama. Mor, sarı, beyaz, pembe, kırmızı, tüm güzel renkler, siyah çamura bulanmış.

İnsanlar nerede?

Çakallar, kurtlar uluyor uzaklarda. Bütün ağaçlar çıplak, hepsinin altında birer tilki, dallarında ise ağızlarındaki peynirlerle tünemiş kargalar.

Ne berbat bir yer burası?

Dağların arkasında şimşekler çakmakta. Gümbürtüleri insanın içini titretiyor.

“Neyse ki uzaktalar”

 Az sonra uzakta bir insan beliriyor. Yaşlı, çirkin mi çirkin bir adam!Leş gibi de kokuyor. Yaklaşınca anlaşılıyor. Yürüyen bir ceset bu. Selamsız geçiyor yanından, kendi kendine konuşarak. Sesi su gibi berrak ama.“Ben diyor, ben ne güzeldim insanlar yokken”

Ardından bir müzik sesi işitiliyor. Hoş bir melodi. Sonra güzel bir kadın görünüyor sisin, pusun içinde. Hala uzakta ama kadının güzelliği buradan bile belli oluyor. Dans ederek yürümekte. Peşinde ise devasa bir kalabalık.

Yaklaşıyorlar…

Hadi! Diyor kadın önünden geçerken. “Ne duruyorsun katılsana bize” Güzelliği baş döndürücü. Saçının her bir teli farklı renkte. Dudakları simsiyah. Rüzgarda beyaz ipek elbisesinin etekleri havalanıyor arada sırada, kalabalık coşkuyla bağırıyor o anlarda. “Gördükleri bir çift güzel bacak nasıl da mutlu ediyor onları.”

En önde gençler var. Güzel kızlar, yakışıklı erkekler. Dans eden güzelliğe dokunabilmek için neredeyse birbirlerini eziyorlar. Güzel kadın, arkasındakileri hiç umursamıyor ama, gözü kendinden başkasını görmüyor.

Kalabalığın içinde her yaştan kadın ve erkekler. En arkada yaşlılar var. Yürümeye takatleri yok ama takibi bırakmıyorlar. Sarhoş edici müzik hiç susmuyor. Ortalık panayır alanı.

Çırılçıplak fahişeler ağlayarak devam ediyor dansa. Orta yaşlı erkekler birbirlerini yumrukluyorlar öne geçebilmek için. Ama kimse bir adım bile yaklaşamıyor güzel kadına.

Sonra ipek elbiseli, rengarenk saçlı, siyah dudaklı kadın parmağıyla kalabalıktan birini işaret ediyor. Belli ki sadece onun istedikleri ona yaklaşabiliyor.

Karşısına gelip diz çöküyor seçilen kişi. Oldukça zavallı bir hali var. Bir o kadar da mutlu ama. Elleri titriyor. Tatlı bir gülümseme eşliğinde çamurlu çıplak ayaklarını öptürüyor dans eden güzel kadın. Yerdeki biçarenin kirli ağzı kulaklarında. O kadar mesut ki; biraz sonra kadının suratının ortasına indirdiği tekmeyi bile fark etmiyor. Yüzü gözü kan içinde, üstü başı perişan. Ama mutlu.

Sonra müziğin sesi azalıyor ve uzaklaşıyor kalabalık.

Sonrası sessizlik…

Sonrası zifiri gece…

Gökte tek bir yıldız.

Yaklaşmakta.

Yaldızlı mavi ışıkları var ardında.

Yaklaştıkça ışıkları daha da parlak.

Ve nihayet…

Büyük kanatlı mavi bir kelebek suretinde konuyor parlak yıldız.

Elinde bir fırça.

Tek hareketi yetiyor her yerin ve her şeyin bembeyaz olmasına.

Gülümsüyor.

“Ben işimi bitirdim” diyor.

“Sıra onda.”

"Sıra;"

Umut’ta”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 95
Toplam yorum
: 80
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 260
Kayıt tarihi
: 16.09.11
 
 

1980 İstanbul doğumlu. Yalova'da yaşıyor. Yazmaya çalışıyor...  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster