Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2592
 

Sıradan(!) bir gün işte...

Sıradan(!) bir gün işte...
 

Zor uyandım sabaha, gece geç yatınca böyle oluyorum. “O zaman erken yat “diyeceksiniz. Olmuyor. Bir türlü beceremiyorum, evde olunca yetmiyor zaman ve geçe kalıyorum.

Bir asker şehit!..

Bir telaş hazırlandım, hava üşütüyor artık ya şu sıralar daha da fazla üşütüyor, ne giysem bilemedim. “Boğazlı kazak fazla gelir, ama yine de boğazlı ince bişi giysem” derken hazırlanıp çıktım.

Bir asker şehit!..

Simitçide kuyruk olmuş; ben her zamanki gibi hazırladığım altmış kuruşu bırakıp, aradan bana uzatılan kağıdı alıp sardım simidimi ve yürüdüm.

Bir asker şehit!..

Nerdeyse geç kalıyormuşum, son saniyelerde gösterdim kimliğimi elektronik okuyucuya. “Bugün de yetiştim neyse!” rahatlığıyla çıktım merdivenleri.

Bir asker şehit!..

Çantamı henüz dolaba koymuş, kabanımı asmıştım ki çay geldi. “Birkaç dakka sonra gelse olmuyor sanki, daha yerime bile oturamadım” diye söylendim içimden. Ne kadar söylersen söyle değişmiyor bunlar.

Bir asker şehit!..

İkinci çay pek iyi geldi doğrusu, daha sıcaktı sanki. Eh biraz da üşümüşüm. Az sonra güneş de vurur odama. Yaz boyu dertlendim “sabah çok güneş geliyor” diye ya şimdi canıma minnet!..

Bir asker şehit!..

“Bu kadar çay yeter” dedim ama, az sonra “bu cila” diyerek bir tane daha geldi. İçtim.

Bir asker şehit!..

O sıra biri geldi bir şeyler sordu. Hoş bana mı sordu gerçekten, kendi kararını mı onaylattı, ona da karar veremedim; herkes “doktor” bu memlekette!..

Bir asker şehit!..

Telefon çaldı, evlat bu saatte aramazdı hiç, “Ne oldu acaba?” diye merakla açtım, neyse ki sesi iyiydi. Uzakta olunca böyle diyeceğim ama yanında olunca da böyle. Olmadık zamanda arayınca telaşlanıyor insan.

Bir asker şehit!..

Saat on olmuş. Biraz yerimden kıpırdamış olayım diye aşağıya indim, günaydınlaştık birkaç arkadaşla. Dünden aklımda kalanlara hatırlarını sordum. İyileşmişlerdi.

Bir asker şehit!..

Bugün ne yemek vardı acaba? Kokusu da gelmiyordu ki genellikle gelir. “Oooo, bu mevsimde taze fasulye yapmışlar.” İnsanın memleketine yakın yerde çalışıyor olması ne kadar da iyi. Zeytinyağlı yemekleri sıcak yiyebiliyorsun.

Bir asker şehit!..

Beş dakka kayboldum ya hemen birileri aramış. Hep böyle olur zaten!.. Neyse, çıktım odama gereğini yaptım.

Bir asker şehit!..

Gazeteye bir daha göz attım, oku oku bitmiyor ne de olsa ki uzun zaman oldu bitirmekten vazgeçeli; okuyabildiğim kadarını okuyorum. Hoş, iş yerine gazete okumaya da gelmiyorum.

Bir asker şehit!..

Öğlen olduğunu karnımın guruldamasından anladım bugün. Bazen böyle oluyor. Zor geçti son yarım saat.

Bir asker şehit!..

Gerçekten güzel yapıyorlar yemekleri, sanki evde yapılmış gibi. Kilo alacağım böyle giderse. Öyle demeyin, dert vallahi, sonra veremiyorsunuz.

Bir asker şehit!..

Çıktım, hava ısınmış. Güneş ısıtmış değdiği yerleri. Yüzümü Güneşe döndüm eve gidene kadar; beni de ısıttı.

Bir asker şehit!..

Az şekerli kahve iyi gider, bu yemeğin üzerine. Fal da kapayım. Yooo, anlamıyorum ya olsun!.. Güzel bişiler çıkıyordur elbet. Evet evet, evlattan güzel haberler var, kesinlikle!..

Bir asker şehit!..

Ooo, orayı topla, burayı düzelt, akşamdan kalma iki bardak yıka derken işe geç kalıyordum nerdeyse. Koşarak çıktım evden ya bu kadar telaşa gerek yokmuş.

Bir asker şehit!..

Güneş gitmiş ama sıcaklığını bırakmış ve aydınlığını; pek güzeldi odamda olmak. Belki bu yüzden gelenlerle keyifle ilgilendim.

Bir asker şehit!..

Saate baktım, daha çok var mesainin bitmesine. Sabah üç buçuk saat olunca öğleden sonraya dört buçuk saat kalıyor, uzadıkça uzuyor gün. Can sıkıcı!..

Bir asker şehit!..

Ama yine de geçiyor zaman, her zaman olduğu gibi. Bu kez de öyle oldu tabi. Toparlandım çıktım, benden önce inenler olmuş, son dakkaları bekliyorlar.

Bir asker şehit!..

Birkaç cümlelik muhabbetten sonra eve dönüş yolunda herkes, ben herkesten daha çok

Bir asker şehit!..

Eve girer girmez derin bir “oh” çekiyorum. Serinliğine aldırmıyorum, bu mevsimde olacağı bu. Huzur içinde bir akşam daha beni bekliyor, farkındayım.

Bir asker şehit!..

Az sonra yemeğimi yemiş, bulaşıkları yıkamış, çayımı demlemişim. Eeee, şimdi ne vakti; dizi tabi. Gazeteye uzanıp programlara bakıyorum; bir sürü diziyi aynı güne koymuşlar. Hangisini seyredeceğim şimdi! İnsanın zorla huzurunu bozuyorlar!..

Bir asker şehit!..

Çayımı koyup geliyorum, ayaklarımı uzatıp basıyorum düğmeye, haberlere göz atmadan olmaz:

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Bir asker şehit!..

Satır olarak bile yirmi dört tanesini alt alta görünce çok mu sarsıldınız? Oysa satır aralarındakiler de yirmi dört taneydi. Aylar değil, yıllardır böyle; bir bir şehit oluyorlar ve… Ve söylemeye ne dilim, ne yüreğim ne aklım varıyor ama gerçeğin ta kendisi olduğunu iliklerime kadar hissediyorum; “sıradanlaşıyorlar!..”

Sıradan şehit oluyorlar!..

Nereye kadar?

“Allah bilir”

Ya şehit olan polisler? Onlar sıradanlaşmadı ya henüz ondan aklıma gelmedi sanırım (!)

Yüreğimde bir sancı, aklım firarda “Başımız sağ olsun” demeye dilim varmıyor…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazının üzerinden epey geçmiş ama, yaşadıklarımız yazıyı güncel tutuyor maalesef, "Hep asker şehit"...Sevgilerimle...

Nuray Ors 
 11.01.2012 1:55
Cevap :
Hem de maalesef yıllardır "güncel"... Sevgiler, aydınlık şehrimin aydınlığının tüm ülkeme yayılması dileğiyle.  11.01.2012 13:17
 

Sıradan bir gün(!) deyip geçiştiriveriyor/lar/uz!!! Yok aslında sıra dışı, olağan üstü günler yaşamaktayız da!! Perdeleniyor bir takım olaylar!!! Madem bu kadar duyarlılar!!! Neden? Neden şehit ailelerine ve gazilere yardım için kampanyalar düzenlemiyor büyük medya patronları? Neden, sürekli gündem yönlendiriliyor da, gerçekler öteleniyor? İşte deprem gerçeği! 1999 yılından sonra ne yapılmış? Ne önlem alınmış? ''Şapka düştü kel göründü!!'' Şehitlerimize, Mehmetçiklerimize rahmet, acılı ailelerine Yüce Rabbim'den sabır hem de çok büyük sabır diliyorum. Canım arkadaşım sevgilerimi sunuyorum, sana ve bu satırları döken yüreğine.

Ay Şen 
 27.10.2011 15:44
Cevap :
Sevgili arkadaşım, şu an deprem nedeniyle unutuluverdi ama güneyde bir yerlerde Türk askeri hala görev başında. Güney dediysem, güneş altında yan gelip yatılan sahilleri anlamadın değil mi? Ben yardım kampanyalarına karşıyım aslında. Diyelim ki arabamla kaza yaptım, yardım mı gerekiyor, yoo kasko ödüyor. Deprem vergileri işte bugünler için toplanıyor; başkalarına el avuç açmamak; "dilenci" konumuna düşmemek için. Kızılay işte bugünler için var. Var mı sahi? Sanki bu kuruma da bir şeyler oldu, yaraları sarmakta gecikmeye başladı. Ne deyim, deveye sormuşlar misali olduk. Sevgiler canım, aydınlık sabahlardan yansıyan masmavilerle!!! Nice 29-Ekim'lere olsun!!!!  28.10.2011 9:31
 

Bu millete yıllar yılı acı çektirenlerin elebaşını beslerseniz, bunu ilahi adalete nasıl savunacaksınız? Artık suçlu, nedenler v.s hiç birinin önemi yok.Bedeli ne olursa olsun, öyle sadece ordu değil tüm Türk insanı topyekün yürümeliyiz bu alçakların üzerine. Almanya'da bir zamanlar "Baadermainhof" çetesi vardı, Almanlar çok çektiler o çetenin elinden.Sonunda çetenin 4 elebaşını yakaladı elin Alman'ı. Ne yaptılar, cezaevinde bu dört elebaşı güya intihar!etmiş.Oh, misler gibi ne çete kaldı, ne elebaşları. Şu anda toprağın altında 29( beş polisimiz ile birlikte)fidan uyuyor.Katillerin, alçakların lideri sıcak yatağında uyuyor.Bu ayıp bize yetmez mi? Artık hiç bir şey izlemeyeceğim. Yetti bitti yahu.

Gülpembe 
 21.10.2011 0:05
Cevap :
Bugüne kadar yaşadıklarımzdan sonra, okyanus ötesindeki ülkeye verilen sözler, onların söyledikleriyle birbirini tutmayan eylemleri adeta tavşana kaç tazıya tut der gibi ama son günlerde kim tavşan o da karıştı sanki... "yetti bitti..." diyerek bitirebilseydik keşke. Sevgilerimle.  21.10.2011 13:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 210
Toplam yorum
: 2558
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 3221
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster