Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Portakal Çiçeği ve FISILTI

http://blog.milliyet.com.tr/elvince

09 Mayıs '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1656
 

Sıradan bir gecede affetmek...

Sıradan bir gecede affetmek...
 

Sıradan öylesine anlar vardır. Bir kırmızı süs balıgının akvaryumda seyre dalması gibi onu besleyen eli, saniyelik anlardır bunlar.
Sıyırıversek etimizden ruhumuzu, geriye ne kalır, şişirilmiş egomuz mu? Acı çekmeyi sevmek ; buda bir egodur, ben hak etmemiştim diyebilmek için.

Balık hafızamızla unuttuğumuz çok şey varken; koyverilmeyi, hoşca kal denmeyi asla affedemeyiz..
Uçurtma yapmayı kaç kişi bilir? Kaçımız hergün önünden geçtiğimiz büfeci kızın gözlerinn rengini hatırlar? Kaçımız sohbet etmiştir doyasıya annesiyle? Tren istasyonlarda el sallamanın hüznü içinde, "gelecegini gidenin" hesap ederek gülümsemeyi kaçımız becerebilmiştir? Sevişirken, ağlamanın hazzını hatırlayabilir miyiz? Bir çocuğun dondurmadan kirlenmiş yüzünü öpmenin tadını... Sıradan anlarımızda unutuverizde...

Affettim beni olanlardan
Vazgeçtim kadere hesap soramam
Ne çok sordum, ne söyledim
Başım elimde, ben bu kere, bu kere
Bir beni dinledim...

Sıradan bir gecenin geç saatleri, sahile inen ağaçlık yolda yürüyen genç kadın elbisesinin askısını düzeltti. Seyyar mısırcı bu saatlerde gelen giden olmamasına rağmen mangalda mısır pişiriyordu.

Seslendi 'abla alır mısın bir tane, para istemem'

Eliyle işaret etti genç kadın -hayır dercesine,

'Parasız be abla' dedi mısırcı.

Gülümsedi, askısını düzeltmeye çalışarak yola devam etti. Denizin ve pişen mısırın kokusu onu canlandırmış gibiydi.Sahildeki banklardan birine oturdu.Tatlı bir yorgunluk sarmıştı bedenini. Belinde ufacık el kadar bir yer üşüyordu. 'Uzak bir diyara gitmişim gibi tek başınayım. Sanki çok kalabalıkmışım gibicesine bankada sığamıyorum. Ayağımı, kolumu nereye koyacağımı bilemiyorum. Keyfi olmayınca hiçbir yere sığamıyor insan.' Diye düşündü.

Bankın az ötesinde, ufacık bir kedi yerdeki yapraklarla oynuyordu. Çocukken bir kedisi olmuştu, bahçede salıncak kurar, kediciği o salıncakta sallardı. "Zavallıcık " diye düşündü.

Kediye dönerek yüksek sesle konuştu.

Babaannemi hatırlıyorum da, nasılda içine çekerdi bu iyotlu havayı "gençlik aşısı bu kızım, gençlik aşısı" diyerek. Ben genç kalmak istemiyorum ki babaanne, ömrümün geri kalanını sana hediye ediyorum. Nefes: alış – veriş, tutuyor almıyorum. İşte böyle tek bir nefes diyorum bu kadar kolay.

Kedi oynadığı yapraktan başını kaldırmıştı, sese karşılık verdi. 'Miyavvvv, anlıyorum seni'

Bir el dokundu omzuna.
"Sen misin?" diye seslendi kadın, dönmeden arkasına.

Cevap veren olmadı. Üşümesi geçmişti belinin. Sadece ayak seslerini dinledi. Geleceğini haber vermemişti; ama anlamıştı gelen oydu. Gelmesi gerekiyordu. Geç bile kalmıştı.

Ağrılarım var bilmiyorsun, sana da oluyor mu? Terliyor mu ellerin?

Geceleri hep buradayım, belkide bilmeden seni bekliyorum.

Dalgalar hışırtılarıyla bastırıyordu sesini; ama biliyordu genç kadın. 'O' duyuyordu.

Kedi kuytusundan çıkmış, bacaklarının arasında dolanıyordu. Kedinin sakinliği şaşırttı genç kadını. ''Ne kadar sakin, geceye ve bana sahip gibi. Sende öyleydin' dedi.

Öperken, gözlerini kapatıyor musun...? Ben hiç öpmüyorum.

Rüzgar vardı, sıradan bu gecede sahilde. Saçlarını tutan tokayı açtı kadın, ipek bir şalın bile kıskanacağı bir yumuşaklıkla örtüverdi omuzlarını altın saçlar. "Vanilya kokuyor saçlarım sen seversin. Bitirmişsin yazdığın romanı, aldım; ama okumadım. Biliyorum sonunu, okumayacağım.'' Kedi kadının dudaklarının hiç oynamadığını farketti.

Anımsar mısın ? Dedi kadın. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu ve biz yayandık, üstelik yoktu şemsiyemiz. Birden durdun 'öpmeliyim' dedin, "sıçana benzemişsin. Ben ıslak ama; saçları vanilya kokan sıçanları öperim.' Cümlesini bitirmeden başını kaldırdı kadın, gözlerinde bir damla yaş vardı, silmedi.

'Emanet kaldı dudağımda, o yağmurdan bir damla ve öpüşünün tadı. ‘Öpmeyi bilmiyorsun’ demiştin. Ben hala bilmiyorum…Emanetime kimse dokunmasın istedim

‘Beklediğin biri mi var ?’ Dedi adam, usul ve sakin

‘Evet’

'Geldi mi?' Dedi adam ciddi...

‘Evet’

Sustu kadın. Aslında o kadar çok şey vardı ki söylemek istediği. Adam onu bırakıp gittiği yerden söze başlasın istiyordu.

‘Bu kedi çok pervasız.’ dedi adam. ‘Seversin kedileri, bilirim. Beni istediğim gibi sevemedin sen. Basit bir aşk istemiştim, sen dünyam olmaya çalıştın. Ben o yüzden gittim, izin verdin sen, ben gittim. Bu sözler değildi duymak istedikleri adamın agzından genç kadının.

Kediye baktı kadın. Kedi 'şimdi soracak " dedi.

'Affedebildin mi?' Sustu adam...

'Affedebildim mi?'

Kaç kere sormuştum bu soruyu kendime , kim bilir?

Ve kaç kere yalan söylemiştim kendime, cam kırıklarının gözlerime dolması gibi. Pansumansız iyileşti yaram. Affettiğimi fark etmeden iyileşti yaram. Sözcükler sese dönüşmemişti; ama kedi 'adam duyuyor seni' dedi.

Kadın, adamın onu bıraktığı yerden başlasın istemişti söze!

Ayağa kalktı genç kadın, denize doğru yürüdü

Adam "elbisen ıslanacak, dur! " dedi.

Durdu kadın. 'Öyle uzun zaman gidişinle uğraştım ki, her şeyi yeniden öğrenmem gerekecek…' şarkı söyler gibiydi kadın, sözleri dudaklarından bir ezgi gibi çıkıverdi… 'Dalgalarla sevişmek istiyorum.. '

YÜRÜDÜ...

Kedi sahilde, bankın ayakucunda pervasız esniyordu. ‘O’ gitmişti, geldiği gibi. Haber vermeden.

Üzülmüyorum diye düşündü geç kadın.

Hayatı gelmişiyle - geçmişiyle, tek bir hamlede elimizde tutabilmek… Bunu başarabilmek… Unuttuklarımızı yeniden öğrenebilmek…Kolay değil belki, ama affetmeyi bildiğimizi, kendimize itiraf etmemiz gerekiyor. Gülümsemeyi, sevebilmeyi, konuşarak sevişebilmeyi, uzun uzun sohbetler edebilmeyi, bir bardak çayın buğusunda, yada tren yaklaştığında gara inen her yolcunun, hayal kırıklığımız olması gerekmediğini, öğrenmemiz gerekiyor.

Aşk aslında affetmektir herşeyi
Suçluları bile

Aşk aslında gözardı etmektir herşeyi
Masumları bile

Aşk bir kaçıştır gerçeklerden
İsteyerek, bile bile -Barış çalışkan-

Resim: Belgin Güven

http://www.belginguven.com/?p=65

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Olan biten,giden herkesi herşeyi affetmek çok zor. Karşımızdaki kişi de affedilmek adına bizim beklediğimiz çabayı göstermiyorsa işte o zaman insan kendine kötülük yapmak istemiyor. Aşk sadece bizi mutlu etmeli.. keşke bu olsa.Sevgiler kalemine sağlık.Hayal gerçek bilemedim ama çok güzeldi.

Kalbin Ritmi 
 28.05.2008 11:59
Cevap :
Sevgili alesta, afedebilmek zor değil hatta imkansızdır, ama imkansızı başarmak gerekli:) Affet ve kurtul.. derim ben. Affedebilmeyi başarmaya çalışıyorum çok şeyi...  28.05.2008 13:10
 

niye 100 yıl sürsün kardeşim. arkadaşlar bakıyoo, eli ayağı düzgün helal süt emmiş biri çıkarsa haber etçekler :) yoksa kandırıyorlar mı beni ??

silik 
 26.05.2008 17:03
Cevap :
Arkadaşlar mı? peki haber etsinler bakalım. Mavi gözlü olmasa lens var di miii?..  26.05.2008 21:40
 

Başlık: Aşk meşk yazmak (ben yeniden aşık olana kadar) yasak olsun. şeklindeydi. :)))

silik 
 26.05.2008 13:49
Cevap :
e hadi öyle olsun... Bu yuz yıl falan sürebilir...  26.05.2008 15:22
 

Affetmek papatyanın kendisini ezen topuğa bıraktığı kokudur, diyorum ve farkediyorum ki bugün bunu 2. kez yazıyorum. :)) Ayrıca sizin de benim sayfaya son zamanlarda kayıtsız kaldığınızı üzüntüyle gözlemliyorum. Hatta bu sebeple acı ve dahi ıstırap çekiyorum.:))

silik 
 26.05.2008 11:54
Cevap :
gördükce yazılarınızı okuyorum:) bu gün bir tane okudum bile..  26.05.2008 13:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 1905
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 2632
Kayıt tarihi
: 06.11.06
 
 

"Yasamak sakaya gelmez,büyük bir ciddiyetle yasayacaksinbir sincap gibi mesela,yani yasamin disinda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster