Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '07

 
Kategori
Şarap
Okunma Sayısı
20757
 

Şiraz, shiraz, syrah

Şiraz, shiraz, syrah
 

Geçtiğimiz günlerde yazmış olduğum “İzmir’de Bir Şarap Mabedi:İsabey Bağevi” başlıklı yazıma* gelen yorumlardan birinde, çok değerli bir bayan okurum, biraz da sitemvari bir üslupla “neden şiraz demek yerine, syrah kelimesini kullandığım” konusunu sorgulamıştı.

Yazılarımı sürekli olarak ve uzun zamandır takip eden blog dostları gayet iyi bilirler ki dilimizin korunması, en önemli kültür varlığımız olan Türkçe’mizin layık olduğu şekliyle yaşaması ve yaşatılması konusunda derin hassasiyetleri olan bir insanım. Bu anlamda da yorum yazan hanımefendiye sonsuz saygı duyuyor, vermiş olduğu tepkiyi son derece önemsiyorum. Ancak burada durum biraz farklı. Bu nedenle, malum “şiraz, shiraz, syrah” konusunu, şarap kültürü çerçevesinde, özetle irdelemek istemekteyim.

Öncelikle “Şiraz” kelimesinin; ne etimolojik anlamda ne de kavramın ifade ettiği unsurlar itibarıyla Türk kültürü ile çok fazlaca kaynak ilişkisi ve bağlantısı yok. Şiraz, tarihi bir İran kenti. Meşhur “Persopolis” kalıntıları, kente 55km. mesafede.

Gastronomik açıdan ise ülkemizde de her geçen gün daha fazla ilgi duyulan, çok özel bir şaraplık, kara üzüm çeşidi. Üzümün anavatanı, asırlardır Pers bölgesi olan Şiraz ve yöresi. Yani tam anlamıyla bir Fars-İran kültürü ögesi. Tüm dünya bu konuda hemfikir. Anavatanı, Anadolu ya da Mezopotomya toprakları olan birçok üzüm türünü sahiplenme konusunda pek mahir olan Avrupalılar, aynı şeyi “Shiraz” için yapamadılar.

İtalyanlar bir dönem, bu nadide üzüm çeşidinin Sicilya Adası’ndaki “Syracusa” bölgesinden orijin aldığını, menşeinin bu yöre olduğunu iddia ettiler ama dünyada, bu tez pek de ciddiye alınmayınca vazgeçtiler.

Otoritelerce genel kabul gören iki geçerli sava göre, anavatanı İran olan Syrah üzümünün Avrupa’ya taşınması iki yolla oldu. Ya 6. asırda, Yunanlılar tarafından Avrupa’ya götürüldü ya da Haçlı seferleri esnasında, doğu topraklarından sökülüp alınan yüzlerce kültürel miras gibi Şiraz üzümü de Frenk diyarına taşındı.

Bugün, dünyanın en kaliteli Shiraz üzümünü ve şarabını yetiştiren ülke ise bambaşka bir yeni dünya bölgesi: Avustralya. Ve bu üzümün gastronomik zirve yaptığı türü ise “Barossa Valley”de üretilen “Grange” tipi Syrah üzümü.

Avustralya şirazları ile boy ölçüşme noktasındaki bir diğer üretici ise Güney Afrika’lı üzümcüler. Ve tabi ki Fransa. Özellikle Güney Fransa’da oldukça yoğun miktarda üretim sözkonusu ve burada şarap, “Syrah” adını alıyor.

Bu üç büyük, Şiraz üzümü yetiştiricisi ülkenin dışında; İtalya, Makedonya, Yeni Zelanda, Brezilya, Arjantin ve pek tabi ki Kaliforniya’da çok ciddi çalışmalar ve çabalar sözkonusu.

Türkiye’de de her geçen gün, yeni yeni Şiraz örnekleri ile karşılaşıyoruz. Melen, Pamukkale, Yazgan ve Sevilen bu konuda en ciddi adımlar atan Türk firmaları.

Shiraz’ın, şarapçılık açısından karakteristik özelliklerini de kısaca irdelemek istersek şunları söyleyebiliriz: Avustralya, Yeni Zelanda, Kaliforniya gibi yeni dünya ülkelerinin Şirazları; oldukça güçlü ve gövdeli, zengin tanenli, damakta muhteşem ve kompleks tatlar bırakan bir lezzet yapısı sergiliyorlar.

Mutlaka ki her bir şişenin şarabı bile ayrı lezzet noktaları ile karşımıza çıkabilir ancak genel olarak belirtmek gerekirse, tipik bir Syrahta; meyan kökü, tütün, menekşe ve baharat aromalarını bulmak çok olası.

Güney Fransa’daki ürünler ise nispeten daha acı, kekremsi ve buruk hoşluklar bırakabiliyor damaklarda.

Shirazın en uygun birliktelik gösterebildiği şaraplık üzüm çeşidi “Cabarnet Sauvignon”. Şarap raflarında ve butiklerinde, biraz dikkatle bir gözlem yaparsanız, “Syrah-Cabarnet Sauvignon” kupajlarının oldukça fazla yer kapladığını görebilirsiniz.

Güzel bir keyif sofrasında, bir Şiraz tercih edecekseniz, yemek siparişinizin de; baharat soslu kırmızı etler, ızgara av etleri ve özellikle keçi peyniri ağırlıklı ve pek tabi ki İzmir tulumu eksik olmayan bir peynir tabağından oluşmasına dikkat etmelisiniz.


* http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=39324

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aydın bey, Güzel yazınıza teşekkür ederim. Edirne'de evlerde şarap yapılır.Bölge itibariylede eski yıllarda bağcılık çok yaygınmış.Rumlardan devir alınmış pek çok bağ varmış.Günümüzde durum pek parlak değil. Şıra burda üzümden çıkan suyun şaraplaşmadan önceki ,bir nevi şerbet haline denir.Sormak istediğim syrah ile şıranın köken bağlantısı konusunda fikriniz. Şarap ve bağ yazılarınızı takip edeceğim. Selam ve sevgiler

DUYGU GÜRGEN 
 16.05.2007 11:07
Cevap :
Duygu Hanım çok teşekkür ederim. Şıra ile siyrah arasında etimoljik bir bağlantı var mı yok mu bilemiyorum ama ben de merak ettim ve araştıracağım bu konuyu. İyi dilekleriniz için çok mutlu oldum, paylaşım ve katılımınızın devamını dilerim. Sevgi ve saygılarımla.  17.05.2007 22:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 920
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3642
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster