Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
125
 

Sirenler Çalarken

Sirenler Çalarken
 

Bundan 80 Kasım önce biz, ülkesine sevdalı yetenekli bir komutanı, öngörülü ve donanımlı bir devlet adamını ve emperyalizmin gölgesinde yaşamayı asla kabul etmemiş, halkının gönlünde ilelebet yerini koruyacak olan, dünyada onu seven ve sevmeyen pek çok kişinin hayranlığını kazanmış bir insanı yitirdik.

İlkokul sıralarından üniversite kürsülerine kadar eğitimin her aşamasında ezber ettiğimiz bir mücadelenin zeka, öngörü ve inanç sahibi önderi Atatürk,

Her ders kitabının baş sayfası,
Her şehirde bir heykel,
Resmi daire koltuklarının arkasında, yazı tahtalarının üzerinde bir fotoğraf
Ve yüzlerce şiir,
Ve adımlarımızı uydurarak söylediğimiz marş
Tiyatro oyunlarında, sinema filmlerinde başrol,
Yazılmış binlerce kitaptaki özne,
Yakalarımızda rozet, sosyal ağ hesaplarında profil resmi,
Askerlikte yemin, otomobil camlarında imza
Ve anayasada kanun, televizyonda reklam,
Tartışma programlarında taraf,
Bir tarih, bir gelenek, bir aşk, bir özlem ve bazen bir tabu.

Bunları küçümsemiyoruz elbette. Tüm bu şeyler bir değeri yeni nesillere anlatmanın ve aktarmanın kaçınılmaz araçları olarak karşımıza çıkıyor. Ancak, dünü, bugünü ve geleceği okuma yeteneği olan herkes bilmelidir ki, Atatürk bir çıkış yoludur, varış değil. Sesini duyduğumuzda, görüntülerini izlediğimizde duygulandığımız ve istemsizce hüzünlendiğimiz doğrudur. Fakat onu umutsuzca hapsettiğimiz duygularımızdan öteye, yani kendini sürekli yenileyen bir akla oturttuğumuz gün bize işaret ettiği yolu daha iyi kavrayacağız. Anlamakla yetinmeyecek, daha çok çalışacağız. Eyleme geçmeyen düşünce kendini ne kadar var edebilir?

Atatürk bir ilk adımdır.
Bu adım, koşullar gereği çarçabuk ve iyi ki atılmıştır. Belki, bir yüzyıl kadar zaman alacak olan değişimler birkaç yıla sığdırılmıştır.  Tüm bunlar olurken doğrudur ki, kimsenin fikri alınmamıştır.

Ancak, yatakta ölümle pençeleşen ve zamanı az kalan bir hasta vardır. Vücuda bir ilaç zerk edilecektir. İlacı deneylere sokmaya, yan etkilerini azaltmaya vakit yoktur. Ya istiklal ya ölümdür yani. Bu yüzden Atatürk, bir stratejinin adıdır. Unutulmaması gereken taraf, zamanın tüm ahval ve şeraiti içinde, her şeyin değişebileceğine inanan, bu yolda kararlar alan, bu yola başını koyan ve başarıya ulaşan başka da biri çıkmadığıdır. Yani o, Anadolu halkı için mucizevi bir şanstır.

Hz. Mevlana’ya atfedilen o muhteşem beyitte geçtiği gibi,
“Düne ait ne varsa dünde kaldı cancağzım
Artık yeni şeyler söylemek lazım”


    Kasımlar bir yas günü değildir ve böyle anlaşılmamalıdır.  Mustafa Kemal Atatürk bize her şeyden öte “ilham” olmalıdır. Sürekli geçmişe dönük yaşayan bir aklın kimseye bir faydası olamaz. O bize daima yüzümüzü ışığa dönmemizi salık vermiştir .”Medeniyet öyle bir ışıktır ki, ona kayıtsız olanları yakar, mahveder “ya da“Medeni olmayan milletler, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdur.” sözleri bize yürüyeceğimiz yönü işaret etmektedir.Atatürk-çü düşünmekten çıkıp Atatürk-çe düşünmeye yol almamız gerekmektedir.

Bugün hala, bazılarımız sürekli onun gölgesinden seslenirken, bazılarımız adını kullanmaktan itinayla kaçınıyor. Onu, tartışılmaz, eleştirilmez, uygulamaları sorgulanmaz bir tabu haline getirenler ile, neredeyse tarihten çıkarılması ve unutturulması gerektiğini düşünen uçlar arasında bir çekişme malzemesi olarak görmek canımızı yakıyor.

Atatürk bir değerdir.
Hiçbir zümrenin tekelinde değil, bayrak gibi hepimizindir.

Atatürk bir onurdur. Bir şekilde ayaklar altına alınmaya çalışıldığında, bu ülkenin onurlu insanlarının buna verilecek cevabı hep olacaktır.

Yanlışlar, yapıldığı yerde ve zamanda tekrarlanmamak üzere kalmalıdır. Doğrular ise yüzyıl sonra olsa bile mutlaka alkışını alır.

Aksak ritimli bu coğrafyada her yeni gün beklenmedik şeyler olur. Bu ülkenin insanları ne kadar şanslıdır ki mavi gözlü bir dev gelip aleyhimize işleyen bir çarka çomak sokmuştur. Bundan sonrasında bize düşen anmanın ötesinde, anlamaktır. 21. Yüzyıl dünyanın hızını bu derece artırmışken, ayakta durmann tek yolu ona sıkı tutunmaktır. Bu yüzden makul olan. Atatürk’ü geçmişe ait bir ikon olmaktan kurtarıp onu geleceğin  cevap anahtarı yapmaktır.
 

Kenan ışık bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 267
Kayıt tarihi
: 16.11.08
 
 

Eğitimci ve tiyatro oyuncusu. Yaşadığım Dünya'ya saygım vardır benim.  Ağacına, suyuna, havasına ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster