Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
944
 

Sırf birileri tatmin olsun diye…

Sırf birileri tatmin olsun diye…
 

Resim: Millliyet


Evet! ... Sırf birileri tatmin olsun diye sürekli atalarımızın Ermenilere zulüm yaptığını, göçe zorladığını, kılıçtan geçirdiğini söyleyenler ve Ermenilerin önünde diz çöküp, el açıp, af dilememiz gerektiğini söyleyenler…

Lütfen ama lütfen!..

Bilmek istiyorum. Öğrenmek istiyorum.. Yıllarca yan yana beraber yaşadığı Ermenileri niye göçe zorlamış atalarımız. Canı sıkılmışta, su savaşı yapalım derken yanlışlıkla kurşun mu yağdırmışlar Ermenilerin üstüne.

Lütfen bilmek istiyorum. İstatistiklerle. Neden benim atalarımdan kaç kişi öldüğünden hiç bahsedilmiyor. Kaç şehit vermiş benim atalarım. Tacizlerden, tecavüzlerden, yakılanlardan, yıkılanlardan, ölümlerden bahsedilmiyor da… Sürekli atalarımın Ermenilere yaptığı zulüm işleniyor.

Eğer benden özür dilememi bekliyorsanız her iki tarafın bilançosunu belgeleriyle aktarın. Yoksa biri veya birileri mutlu olacak diye ben nenemim kemiklerini sızlatamam mezarında. Tüüüüü der. Ben seni böyle mi yetiştirdiydim, bunun için mi sırtımda mermi taşıdıydım, bunun için mi aç biilaç, uykusuz kaldıydım, anlatmadı mı anan sana der. Yüzüme tükürür.

Dedemin aksakalları yol yol buz olur. Sızlar ciğerleri içten içe, içi göçer, kavrulur. Leşini dağlarda kurt parçalayan boz eşek eşekliğinden utanır.

Dili olsaydı da konuşsaydı der gecenin karanlığında duvardaki taşları çatlatan kadın çığlıkları. Dağlar tuz buz olurda devrilir. Köz olur yanar kavak ağaçları. Rüzgar dile gelir savrulur.

Gözleri oyulan, karnı deşilen, dili koparılan, kör Seyit mezarında konuşur.

Biz bu vatan için can vermiştik. Bilmezdik bir gün gelip de bir de mezarımızda vurulacağımızı der.

Beni vurup gittiğinden beri ah be vefa derim,

Vefa göstermen bu kadar zormu,

Bu kadar zormu.

Hiç bir şey koymadı bana,

Yedi cihan üzerimde kainat,

Hiç bir şey acıtmadı yüreğimi senin kadar,

Vefasızlığın kadar.

Hiç bir şeye ağlamadım ben,

Sana ağladığım kadar.

Toprağımdaki hercaiyi geleceksin diye diktirmişim,

Vefasızlığının, hayırsızlığının anısına.

Sakın dokunma sevdiğim, Sakın dokunma hercaiye

Hercailer insanın yüreğini yakar.

Gürsel Pal

Ya özür. Özür dilemekle her şeyin çözüleceğini sanan, iddia eden sözde aydınlar. Ya, bir zamanlar, Ayşe’ye Fatma’ya tecavüz edenler (!) siz bi geçin kenara işimiz yarım kalmıştı zaten, biz işimize bakalım derse… Atacak mısınız bizi birilerinin kucağına…

Diyecek misiniz? Hanım benim de kahvede okeyim yarım kalmıştı. Konuklarımıza iyi davran. Çaylarını kahvelerini eksik etme. Ben bi saate kadar dönerim diye…

Bu mudur aydın olmak? Bu mudur bilinçli olmak? Bu mudur tarihi okumak, çözümlemek.

Benim gönlüm elvermiyor, benim ruhum elvermiyor, benim vidanım elvermiyor.

Bir savaşın, bir kıyımın, bir vahşetin birilerinin sırf canı sıkıldı diye diğer tarafa zulüm yaptığını, işkence yaptığını düşünmüyorum. Mantığım bunun böyle olmayacağını söylüyor bana. Ve bir gün bir savaş çıkarsa korkudan nereye sineceğini şaşıracağından emin olduğum sözde aydınlar kendilerine kucak açacak kaçacak ülkeler bulabilirler. Her zaman bulmuşlardır.

Ama benim Mehmedim, benim Ahmedim, ama benim Hüseyinim atmaz yavuklusunu, anasını, karısını birilerinin kucağına. Son damlasına kadar savaşır, müdafaa eder dokunulmazlarını. Bir zamanlar çanağında yemek yedirdiği kapı komşusunun, karısına, kızına, kızanına göz koymasına razı gelmez, gelemez gönlü. Al senin olsun tepe tepe kullan diyemez. Çeker mızrağını, çeker silahını, alır gardını. Ya vurur, ya vurulur.

Ama arkasından değil. Ama dolandıraraktan değil. Vurur alnının (!) ortasından.

Bekleyin Bir Dakika

yanlışlar parkında

yalnız dolaşmayı yeğlerken

yine de sordunuz

herkesin nerde olduğunu

önce pişpişlediklerinizi

siz değil miydiniz şimdi didikleyen

aramadınız sormadınız kimseyi

ne hastaya gittiniz

ne cenaze gördünüz

vefalı adam isteyen

vefalı adam olmalı

demiş İbnüemin

bu sözü biraz düşünelim

gitmeyin bir yere

bekleyin bir dakika

vefa deyince aklıma geldi

mutfakta vefa bozası var

vefa

getireyim içelim

Alaaddin Emre

Bu gün sabah dört otuz itibari ile Soner Yalçın' ın bir yazısına ratladım. Başlık:

Türk soykırımı için özür dileyen Fransız solcu lider öldürüldü... İdi.

Ermeni sorunu ile ilgili olduğu için yeni bir blog açmak yerinie linkini vermeyi uygun gördüm. Amacım olabildiğince farklı bakış açısından bu konu ile ilgili yorumlar okumak, özellikle tarih konusunda kim ne diyor, kim yalan, kim doğru söylüyor yakalamaya çalışmak. Ve bu yazıyı okumadan önce şöyle bir şey gelmişti aklıma. Dünyadaki tüm ülkelere biz vize ile girebiliyorken, hem de bin dereden su getirilerek, Türkiyeye herkes girebiliyor elini kolunu sallayarak. Ya da çok daha kolay giriyor. Neden diye düşündüm. Siz de düşünün isterseniz. İşte Soner Yalçın' ın duyurduğu haber ya da yazı. Sevgiler

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/10613718.asp?yazarid=218&gid=229

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizim asıl sorunumuz galiba fazlaca insan-la-ş-mak! Hayvanlara bir bakalım! Onlar, birbirlerini yalnızca yemek ve hayatlarını devam ettirebilmek için öldürürler. Birbirlerinden nefret ettikleri için ya da bazı gizli planlarını gerçekleştirmek için değil! Ben kimseyi öldürmem, kimseye işkence etmem ve kimseyi aşağılamam! Dolayısıyla bunları yapanlar adına da kimseden özür dilemem. Irkçı ve milliyetçi değilim. Ama ülkemi ve ülkemin emekçi insanlarını seviyorum. Başka uluslardan emekçi insanları da... Üç yanı denizle çevrili ülkemdeki balıkların kökünü kurutanlarla, kuş gribi bahanesiyle ülkemde öldürmedik kümes hayvanı bırakmayan "soykırımcıları" da kınıyorum. Sırf üç beş kişi nemalansın diye yapılıyor bunlar! Birileri emrediyor, birileri uyguluyor! Hormonlu gıdalarla ülke dolusu insan yavaş yavaş insanlıktan çıkarılıyor! Özür dilemesin bunlar bizden! Hesap versinler! Sevgideğer Aynur, Mertsin, coşkulusun... hayvanlaşırız diye korkma!...daha da "insanlaşmayalım", yeter! Seni seviyorum.

zelinartug 
 21.12.2008 23:52
Cevap :
Teşekkür ederim hepsinin farkındayım. Kimisi Atatürk der, Atatük' ümüzü pazarlar, "Ata ruhundan habersiz", kimi din der dini pazarlar, göstermelik cami ziyaretleri yapar, bir yandan da eski motorları boyayıp yeni diye pazarlar, oruç tutuyorum der yemek yerken arabanın bajında yakalanır , kimi Kürt vatandaşlarımızda gelir, hiç bir art niyet, kötü niyet taşımazsın evini, sofranı, yolunu, sokağını paylaşırsın, başta melek gibidirler, yalakadırlar hatta, bir gün bir bakarsın ekmek yedikleri tekneye ..çar. Sen onları ayırmazsın ama onlar kendini böylelikle ayırır. Dedim ya çıkar hesaplarına endekslenmiş her şey. İçine edim böyle dünyanın ben. Sevgiler  22.12.2008 11:53
 

O, siyasi ve maksatlı verilen Eurovision ödülünden bize de verdiler biliyorsunuz. Sanıyorum Sertap Erener almıştı. Hani Türiye'den katılıpta Türkçe söylenmeyen bir şarkıyla. Bizim, bugün çok tekili milliyetçilerimiz ise hayli gurur duymuşlardı bu olaydan. Bir bloumda sanırım var. Esasen siz noktayı koyuyorsunuz. Sınırlar kalksın. Aynen onaylıyorum ama kendiliğinden kalkmayacağını sizde ben de biliyoruz. O halde bu çizgide düşünebilenler ayağa kalksın diyorum. Sevgi ve saygılar

Birkan Can 
 21.12.2008 19:40
Cevap :
Bazı sanatçılarımız isyan etmişti hatırlıyorum. Ne kadar sevinmiştik ulusça değil mi? Evet. Sıkıyorsa, adilseler, herkes sınırları kaldırsın.  22.12.2008 11:42
 

Soner Yalçın konusundaki açılımınıza ya da bilgilendirmenize de teşekkür ediyorum. Yine Özdemir Asaf’ la devam edecek olursak. Diyor ki Yuvarlağın Köşeleri’nde… (.. Köpek kızdırılırsa ısırır. Köpek neye kızar? Bunu o bilmez; bunu bilmek bize düşüyor. Ben biliyorum. Köpeğin bilmediğini benim nasıl bildiğimi ben ne köpeği anlatabilirim ne de sizlere. Ama beni bu konuda çürütemezsiniz de. Buyurun, işte köpek. Atılın üstüne doğru...) Olaya bu perspektiften bakacak olursak sanırım tehlikenin boyutunun farkına daha çok varırız. Bazılarını kızdırabilir örneklemem ama sonuçta Darvin teorisi diye de bir teori var önümüzde ki; bu tür boş çıkışlar, gerginlikler ve savaşlar hayvani yanımızı ortaya çıkarabilir, dikkat çektiğiniz radikal gurupları tetikleyebilir. Böyle bir girişim ise hiç kimsenin yararına olmaz. Dikkat etmek lazım kısaca. Aslında sınırlara ne gerek var diyeceği geliyor insanın. Sınırlar olmasa bütün sorunlar çözülür. Fakat bu Büyük Britanya' nın işine gelmez değil mi? Sevgiler

Ayrıntıda gezinmek 
 21.12.2008 17:22
 

Yazınızda Fransız Sosyalist Jean Jaures'in "özür" üne ve sanki bu özürden dolayı öldürüldüğü anlamında S. Yalçın'dan bir aktarma yapmışsınız. J. Jaures, evet bir Marsist idi ve Fransız solunun önemli şahsiyetlerindendir. Öldürülme olayı ise, Fransa henüz Birinci Paylaşım Savaşı'na gireceğini deklere etmeden ülkede aşırı milliyetçilerle sosyalıistler arasındaki kavganın sertleşmesi sonucu plamlanan bir suikast sonucunda olmuştur. O dönemim Fransa sı üstelik sağ sol çatışmasının bir eşik noktasında olan Dreyfus Olayı ile çalkalanmakta ve Jean Jaures bu çatışmanın ortasında bulunuyordu. Özür dilemesi ise Dr. Nazım, İzmir Suikastı Davası sonucu idam edilen, ile olan yakın dostluğunun da etkisiyle, Balkanlardaki müslüman nufüs üzerinde Bulgar ve Sırp çetelerinin yaptığı kıyımı zamanında görememiş olması üzerinedir. Bu tür zamanlarda bilgi kirlenmelerinin oluşması kanıuksanmış bir gerçektir. İzninizle dikkat çekmek istedim. Saygı ve sevgilerimle.

Birkan Can 
 21.12.2008 10:54
Cevap :
Selam. Öncelikle Özdemir Asftan bir alıntı yaparak başlamak istiyorum. “Özür dilemekle bir yanlışınızı düzeltebildinizse bilin ki o yanlışınız küçük bir şeydir” diyor Özdemir Asaf. Ben ce de öyle. Bu öyle bir tarafın özür dilemesi ile çözülebilecek bir sorun olmadığının özürcülerin yanında olanlar dahil. hatta özürcülerde dahil biliyor. Olaya çözüm bulmak için öncelikle, siyasi ve çıkarcı boyutu bir kenara itmekte fayda vardır diyorsunuz. Katılıyorum. Fakat… Eurovision şarkı yarışmasının bile siyasi ve çıkarcı biçimde puanlandığı bir iklimde bunun olamayacağını siz de farkındasınız. Hal böyle olunca bu fazla iyimserlikten, ya da dilekten öte gitmeyen bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Bazı endişelerinizden söz etmişsiniz ki hepimizin endişesinin temelinde yatan da o zaten. “Nobel ödülü almak ve bazı yabancı üniversitelerde kariyer yapmak” Yani... Bu özür kampanyasını başlatanları samimi bulmuyoruz demektir. Oluşum, zamalama ve bakış açısından tehlikeli bulduğunuz konuda da.. devam  21.12.2008 16:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1466
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster