Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
381
 

Sis marmarayı

Sis marmarayı
 

Son yıllarda bu denli bir sis görülmemişti. Sabahın çok erken saatlerinden itibaren başta Boğaz olmak üzere İstanbul'un üzerine çöreklenen yoğun sisten adeta göz gözü görmüyordu. Bütün hava ve deniz ulaşımı durmuş, kara ulaşımı da durma noktasına gelmişti. Şehrin bütün ana arterleri kilitlenmiş, köprüler sıkışıklıktan adeta otopark haline gelmişti.

Bu durumda hiçbir şekilde Anadolu yakasından karşıya geçemeyenler soluğu Marmaray'ın Ayrılık Çeşmesi ve Üsküdar istasyonlarında almışlardı.

Daha saat 7.00 olmadan Ayrılık Çeşme'ye gelen Ahmet Bey istasyon çevresindeki kalabalıktan adeta şaşkına dönmüştü. Ta Sarayardı Caddesi girişinden İbrahimağa Camii'ne kadar, Tepe Natilius'un önü dahil tepeleme insan doluydu. Artık aşağıya kimse inip çıkamadağından yürüyen merdivenler boşuna çalışıp duruyordu. Trenler devamlı gidip gelmesine rağmen kalabalıkta kayda değer bir azalma olmuyordu.

Uzun bir süre bekledikten sonra nihayet yürüyen merdivenlerden değil  gerçekten yürüyerek aşağı inen Ahmet Bey, aşağıda da bir hayli zaman geçirdikten sonra saat 8.00 gibi trene kapağı atabilmişti. Bir an içindeki insan istifinden trenin kalkamıyacağını sandı ama korktuğu gerçekleşmedi. Tepeleme insan dolu tren Üsküdar'a doğru yola çıkarken ordakilerin boşuna beklediğine adı gibi emindi. Gerçekten de ana-baba gününe dönen Üsküdar istasyonundan çok az şanslı kişi trene binebilmeyi başarmıştı. Kapıya yaslananlar yüzünden bir hayli geç kalkan tren, nihayet boğazın altına doğru süzüldüğünde Ahmet Bey geniş bir nefes aldı. Ancak Sirkeci İstasyonu'nda onu büyük bir sürpriz bekliyordu.

Bu istasyonda trenden indiğinde de büyük bir kalabalıkla karşılaştı. Aslında trenden inenler yukarı çıkacağından burası nisbeten boş olmalıydı ama insanların şuursuzca hücüm etmesi yüzünden yürüyen yürüyen merdivenler arızalanarak hareketsiz kalmıştı.

Ahmet Bey zorlukla merdivenin dibine ulaştığında adeta yüksek bir gökdelenin tepesine bakıyormuş gibi yukarı baktı. Yolculardan bazıları yavaş yavaş tırmanmaya başlamıştı ama " Benim bunu yapmam imkânsız" diye geçirdi içinden. Çünkü amcak ilaçla düşürebildiği yüksek tansiyonu buna asla izin vermezdi. Bir an işine de geç kalacağını düşündü ama " Merdivenin ortasında düşer kalırım " diye vazgeçti.

Yine binbir zorlukla geri dönüp, Yenikapı yönüne giden trenleri beklemeye başladı. "Varsın işe geç kalayım. Yukarlarda bir yerlerde düşüp kalmaktan iyidir" diye söylendi. Evden çıkmadan sanki olacakları tahmin etmiş, " B planı nedir?" diye kendi kendine sormuştu. İşte Ahmet Bey şimdi B planını tatbik ediyordu.

..........................................   ............................................................................

Marmaray faaliyete geçeli yaklaşık 1,5 ay oldu. Maşallah her gün vızır vızır sefer yapıp  binlerce insanı iki kıta arasında taşıyıp duruyor.

Çok şükür şimdiye kadar çok önemli bir olay zuhur etmedi ama yoğun bir siste neler olacağını henüz tecrübe etmedik.

Böyle  bir durumda yetkililere yardımcı olur diye yukarıdaki küçük hikâyeyi yazdık. İnşallah faydalı olur...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Mustafa Bey, bloğunuzu okudum ve hayal gücünüzün ne kadar zengin olduğunu bir kez daha fark ettim. Yazarlık için sadece edebiyat değil, aynı zamanda yüksek bir kurgu gücü de gerekiyor ki o da sizde fazlasıyla mevcut. Bu çıkan kitabımı çok önemsemiyorum. Diğerleri gibi çünkü. Büyük ihtimalle tanıtımsız olduğundan dikkati bile çekmeyecek. Fakat oğlumun önerilerini dinleyerek bıkmadan usanmadan üç aydır internetten kitaplarımı göndermenin sonucunu aldım. Büyük bir yayınevi olumlu cevapla geri döndü ve katkı parasız başka bir kitabımı (iki bin adet)yayınlamayı kabul etti. Henüz çok yeni ama sabırla beklerim. Ben de size oğlumun önerisini tekrarlamıştım sadece. Galiba pes etmemek gerekiyormuş. Selamlar, saygılar.

Sema Bekmez 
 12.12.2013 22:16
Cevap :
Güzel cevabınıza çok teşekkürler..Benim için bir teşvik nedeni olacak..Kurgu konusunda haklısınız.Özellikle bilim- kurgu ve fütüroloji için..Vaktiyle A.Clarke uyduları hayal edip kurguya geçirmeseydi dünyamıza bu kadar erken girmeyebilirlerdi..Kitap konusuna gelince, artık yorulduğumu hissediyorum.Çok hevesli olmayacağım bundan böyle. Kalemimin ucunda daha yazılacak çok şey olmasına rağmen olduğu kadar diyeceğim..Galiba böylesi daha iyi olacak..selam ve saygılar..  14.12.2013 20:37
 

Merhaba, aslında sis bazen iyidir! Her şeyin gün ışığına çıkmasını önler. Selamlar...

Mesut KARİP 
 10.12.2013 14:43
Cevap :
İşe yetişmek gibi bir zorunluluğunuz yoksa sis tabiatın resmettiği en güzel tablolardan biridir..Ancak görene tabii.Selamlar...  10.12.2013 21:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 323
Toplam yorum
: 165
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 417
Kayıt tarihi
: 19.02.11
 
 

Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi mezunuyum. Teknoloji Yönetimi dalında mast..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster