Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ağustos '07

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
1327
 

Şişmanım ve mutluyum

Şişmanım ve mutluyum
 

İngiltere’de yapılan bir araştırmada, ince kalmak adına kadınların yaklaşık 31 yılını diyet yapmakla geçirdiği yazıyordu. Acaba bu 31 yıl kaç yaşından itibaren katlediliyor?

Kendi gözlemlerim sonucunda edindiğim birkaç ayrıntı var. Bundan 20-25 yıl öncesine gidersek güzellik kavramının ve ölçülerinin farklı olduğunu söyleyebilirim. Kadınların 1.65 ve üstü boylarında olması uzun boylu olarak algılanıyordu. Bununla birlikte ince bacaklı kızlar pek beğenilmezdi.

Türk insanına yapı olarak bakarsak, diğer ülkelere göre çok zayıf olamamakla birlikte aslında minyon tipli. Şimdi ki neslin uzun boylu ve ince olması yiyip içtikleri ile değil yiyip içemedikleri ile alakalı diye düşünüyorum. Ben bu kilo takıntısının 90’lı yıllardan sonra önem kazandığı kanısındayım. Çünkü Banu Alkan, Hülya Avşar vs ünlüleri baz alırsak hepsi balık etliymiş.

Eh o zamanlarda revaçta olmalarına bakılırsa demek ki kilo problemleri yokmuş ve beğeniliyorlarmış. Çekilen filmlerinde de kameranın sürekli bacaklarında dolaşması da selilüit dertleri olmadığını gösteriyor. Zaten halk arasındaki “kürdan bacak” tabiri artık kullanılmaz oldu. Eskiden yani o devirlerde diyet, bölgesel zayıflama ve bilumum saçma sapan alet henüz moda değildi.

Hatırlıyorum da okul zamanlarımda “kürdan bacaklı” dedikleri için (şimdinin tartıya çıkma takıntısı misali) üst bacak aralarındaki boşlukların kapanıp kapanmadığına bakardık. Ben ve benim kilomda olan arkadaşlarım inceydik ama mutlu değildik. Giydiğimiz her kıyafet terziden geçmek zorunda kalırdı. Tekstilcilerin daha ince insanları düşünmemiş olmamalarına kızardık. Diyet kelimesini ağzımıza almak bir yana kilo almak için her yolu denerdik. 20’li yaşlarda anne tarafıma benzediğim için narin ve zayıf bir yapım vardı. Ama 20’li yaşlar ilerlemeye ve ortalarına gelmeye başladığında baba tarafıma benzemeye başlamıştım. Yani hafif balık eti konumu.

Diyet ile o zaman tanıştım. Yani bu takıntı en azından benim 31 yılımı almadığını gösteriyor. Ünlü ünsüz her tür diyet listesini denedim. Ve sonunda bıraktım. Çünkü her yaptığım diyet sonrası ya vücut düzenimi bozuyordum. Ya da birkaç kilo fazlası ile geri dönüyordu. Bunca diyetin ardında, bana kalan sadece edindiğim fikirler oldu:

• Mutlu olmanın yolu ince yada şişman olmakla bağlantılı değil.
• Kilo vermenin amacı incecik mankenler gibi olmak yerine sağlıklı yaşam sürmek için olmalı.
• Sürekli yapılan sağlıksız diyet yapma çabaları, bölgesel zayıflama aletleri sadece kısa süreli heveslerden oluşuyor.
• Kendimizle barışık ve içinde bulunduğumuz kilodan memnun olmak gerekiyor.
• Kafamızı çözülmeyen havuz problemleri misali tartı ve kilo problemi ile yormamak gerekiyor.
• Ayrıca zayıf insanlarında pek çoğunun kilo problemi yok ama blumia yada anoreksia problemi var.
• Kilo koruma programları işkenceden başka bir işe yaramıyor.
• Spor aletleri mucizeler yaratıp tek başına asla kilo vermeye yaramıyor.
• İnsanın kendini vücudunu tanıması ve hangi yiyecekleri tüketmesi gerektiğini öğrenmesinin, diyet yapmaktan daha önemli olduğunu düşünüyorum.
• Kiloların sadece beslenme ile değil aslında yaş ile de bağlantılı olduğu kanısındayım.
• Kilo ve onunla bağlantılı olan mutluluğun, ailelerin çocuklarına düzenli beslenmeyi küçük yaşlarda öğretmesinden kaynaklandığı düşünüyorum.
• Zamanında ve kararında yemek, bazı yiyeceklerin tatlarını bile unutmamak için
en önemli unsur.

Ve eklemek istiyorum. Mutluluk diyet listelerinde değil. Mutluluk insanın beyninde kendimizi bulunduğumuz her halimiz ile sever ve kabul edersek hayatımızın en güzel zamanlarını takıntılarla doldurmamış oluruz. Zayıf olan insanların pek çoğunun , bir tabak mantının, böreğin, pasta yada kurabiyenin tatlarını bile hatırlamadığını aklımıza getirelim. Tabi cümlem yanlış yiyecekleri tüketmek anlamında algılanmasın. İngiltere’nin yaptığı istatistikleri çürütmek hiç fena olmaz değil mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kim çıkarıyor bu kilo sorununu...bir dirhem bin ayıp örtermiş derler...bence de yaşam kilo takıntısı yapacak kadar boş değil...sağlık ve mutluluk herşeyden önemli...sevgilerimle..

Sincap 
 22.08.2007 22:58
Cevap :
Teşekkür ederim.Valla aynen öyle yaşam çok kısa değermi kiloyla kafa yormaya:)  23.08.2007 16:46
 

Nihayet yeni yazı :))) SEVGİLER.

Lavinya 
 18.08.2007 14:52
Cevap :
Haklısının:)))Teşekkürler  18.08.2007 22:48
 

şişman olmak değil. Son paragrafta aktarılan düşünceler. Her şey bizim elimizde... Ayrıca beyaz tenli, balık etli hatunlar, her daim sevilmiş, sevilecektir.

karga 
 16.08.2007 13:44
Cevap :
Evet balıketli olanlar zayıf olmak için uğraşanlardan daha mutlu.Yorumunuz için teşekkür ederim. Sevgiler  18.08.2007 22:49
 

Ben de tombulum ve de mutluyum.Hahaha başka çarem yok,kendimi böyle kabullendim artık. Hem eskilein tabiriyle,bir dirhem et bin ayıp örtermiş.))

sessiz-çığlık 
 16.08.2007 11:07
Cevap :
:)Yapılacak en güzel davranış.Kendini olduğu gibi sevmek zira zayıflarda çok mutlu değil ki!Onlarda yiyememekten muzdaripler:)  16.08.2007 12:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 911
Kayıt tarihi
: 18.05.07
 
 

1971 İstanbul doğumluyum. Evliyim, dört yaşında bir oğlum var. Her ne kadar şu an ev hanımı olarak g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster