Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ağustos '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
387
 

Sit alanlarımız yağmaya mı açılıyor?

Sit alanlarımız yağmaya mı açılıyor?
 

15.03.2011 tarihinde, "Yenilenebilir varken neden nükleer" başlıklı yazımda, iktidarın yeni uygulamalar ile sit alanlarını talana açabileceğini yazmıştım, nitekim haklı çıktım... 

Milliyet internet sitesinde okuduğum habere göre Çevre Bakanlığı yayınladığı bir kararname ile, Cumhuriyet kuruluşundan bu yana doğal sit alanı kararlarının tamamını yeniden inceleme yolu açarken, sit alanları hakkında tek yetkili olan "koruma kurulu" üyelerinin de görevlerine son verdi. 

Bakanlık uzmanlardan(!) oluşturacağı bir heyetle, daha önceki tüm sit alanlarının statüsünün devamına veya iptaline karar verecek. Peki bunun sonucu ne olacak? 

Bakın Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Murat Taşdemir ne diyor; ""Bakanlık, doğal sit alanlarını yeniden değerlendirecek. Bu değerlendirmeyi de bakanlığın 'uygun' gördüğü 'konunun uzmanları' yapacak. Artık gerisini siz hesap edin. Bu değişiklik ile doğal sit alanları içinde kalan derelere de HES yapılabilecek. Bugüne kadar ilan edilen tüm doğal sit alanları, tekrar değerlendirilecek. Bugüne kadar ilan edilen tüm doğal sit alanları, tekrar değerlendirilecek. Belli ki yetmemiş, belli ki işi kökten çözmek gerekmiş. İşin aslı biz buna havuduyla götürmek diyoruz." 

Yani olay gayet açık arkadaşlar. Ülkede satacak bir şey bırakmayan iktidar, önce ormanları, şimdi de doğal sit alanlarını talana açıyor gibi görünüyor. Benim güzel halkım tatlı uykularında güzel rüyalar görürken, memleketinin atalarından yadigar tarihi ve coğrafi mirasları satışa çıkıyor. Tüm bunlar, sessizce ve tıkır tıkır yürüyor. Halkımın %50'si "bunda da bir hayır var" diyor heralde... 

Örneğin bundan sonra güzelim Karadeniz'in doğasının orta yerinde koca bir baraj derelerini kurutursa şaşırmayın. Peri bacalarının dibine 15 katlı İngiliz otelleri dikilirse aman demeyin. Akdeniz sahilleri ve kumsalları, yabancı firmaların kamp alanlarına dönerse irkilmeyin. Nemrutta ki baş figürleri ucube diye sökülüp, yerine tesis inşaa edilirse apışmayın... 

Malum memlekette hizmette sınır yok değil mi? 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Maalesef toplum derin bir uyku halinde sadece yaşadığı anı ve sadece kendisini düşünüyor. Uyandırmak için yapılan çabalar ki bende toplumda çaba sarf etmeye çalışıyorum lakin uykudan uyandırmaya yetmiyor.Allah (c.c) sonumuzu hayır etsin...

hssensoz 
 27.08.2011 15:52
Cevap :
Görüşlerinize katılıyorum. Bengican hanımın hedefi de eminim İslam değil. Dincilerdir. Ben dindar ve dinci diye ikiye ayırıyorum. Kalben inananlar dindar iken, dini kullanarak rant sağlayanlar dinci sınıfını oluşturuyor. Bugün yaşanan kızgınlık, dincilerin her fırsatta Allah kelamını kullanarak rantlarına devam etmeleri. Katkınızdan dolayı teşekkürler... Saygılarımla...  05.09.2011 11:53
 

Yazınızı ve Bengican Hanımefendinin yorumlarını okudum. Yazınızda bazı gerçekleri anlatmaya çalışmışsınız. Ülkemde tek erk oluşturma isteği zaten mevcuttu ve bu aşikar hale geldi. Tabi ki Demokrasi açısından oldukça tehlikeli. Tabi bu evrede muhalefet ne yapıyor. Bence uyku konumuna devam ediyor. İç çekişmeleri bırakıp ne olur diye bakmaları gerekirken. Kayıkçı kavgası gidiyor. Topluma da bir gündem oluşturuluyor toplumda seyret baba seyret. Sorgulayamayan Allah(c.c) ın verdiği akıl melekesini kullanamayan bir toplumda daha fazla bir gelişme beklenmez. Maalesef rant kavramı önde olan insan denen en değerli varlığı ikinci plana iten düşüncelerde olumlu gelişme beklemek mümkün değil. Yazınızda inanç konusuna değinmediğiniz halde Bengican Hanımın yine büyük İslami bilgisi ile ortaya çıkmasını ise yadırgadım amma hep yapıyor. Yapılan çirkinliklerin İslamiyetle yakından ve uzaktan ilgisi yok. Geri kalmış toplum yapısı İslamiyete maalesef zarar veriyor. Devamı var..

hssensoz 
 27.08.2011 15:49
 

yazınızı okuyunca aklıma unakıtan'ın orman arazisinde yaptırdığı villasının duvarındaki "mülk allah'ındır" yazısını hatırladım. yani,dindarlar bırakılıp gidilecek mal mülk servet peşinde koşmazlar. onlar için ahiret önemlidir. bunlar hep dinsizlerin hayalidir. ama en azından siyasileri izlediğimizde tamamen tersi söz konusu: sezer köşte oturdu.oğlu için verdiği davetin elektriğini bile cebinden ödedi. gül ailesi köşkü beğenmiyor ve oturmuyor bile. ailece safarilere gidiliyor. ecevit, perinçek, baykal aklınıza kim gelirse sade gösterişsiz giyim kuşam, üç beş emlak. ama dini,dindarlığı söylem edinen muhafazakarlar demirel, erbakan, yılmaz, çiller, erdoğan vd. gösteriş,villa, araba,uçak,gemi,bin yıl yaşasa yetecek servet sahibi. yine dinsiz olduğu ileri sürülen solcular allah'ın yarattığının korunması,temiz hava-su-toprak için çalışıp,gdo,nükleere karşı çıkarken "dindar"lar kısa sürede kar getirecek her şeye bayılıyorlar. allah katında kimin makbul olduğunu gerçekten sadece allah biliyor!

bengican 
 24.08.2011 3:39
Cevap :
Paranın dini imanı, ırkı milleti olmadığını bizzat Başbakan söylemişti zaten. İslam dininin temelinde gösteriş ve şatafattan ari bir yaşam tarzı makbul iken, bu zatlar en gösterişli villaları, arabaları vb. tercih ederek, dindarlık seviyelerini ortaya koyuyorlar zaten. Villa duvarına yazı yazmak ise gösterişçiliğin ayrı bir delaletidir. Yazıklar olsun ne diyeyim... Teşekkürler...  24.08.2011 11:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 109
Toplam yorum
: 205
Toplam mesaj
: 53
Ort. okunma sayısı
: 1259
Kayıt tarihi
: 07.07.06
 
 

Yorum yapmaktan ve metin yazmaktan zevk alıyorum. Her insanın yorum yapması kişisel görüşlerini beli..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster