Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
39
 

Sivas’a mı, yoksa şu adalete mi yanalım!?

Dün ülkede 14 Mart Tıp Bayramı yeterince kutlanamadı. Çoğu yerde hatırlanmadı bile. Neden?

Çünkü bir gün önce, yani 13 Mart 2012 Salı günü; 02 Temmuz 1993 yılında Sivas - Madımak Oteli’nde “Sivas Pir Sultan Abdal Şenlikleri”ne katılan ve bu ülkenin yetiştirdiği çok değerli 35 aydın, şair, yazar ve halk ozanları, binlerce geri kafalı zorba tarafından yakılmış, rahmetli Aziz Nesin son anda kurtulmuş, güvenlik güçleri görev ihmali yapmışlardı…

Zaman içinde gerici katillerin kimlikleri tespit edilmiş, zamanın Başbakan Yardımcısı merhum Erdal İnönü, bunların yakalanması ve cezalandırılması için “devlet sözü” vermiş, fakat zaman içinde ne olduysa olmuş, bu katillerin elebaşılarına bir türlü o söz verilen cezalar verilememişti…

Bu katillerin kimisi tebdili kıyafetle aramızda kaybolmuş, kimisi Avrupa ülkelerinin yardımlarıyla yurt dışına tüymüş, oralarda himaye görmüş ve zamanın iktidarlarının - bilerek ve isteyerek - eksik evraklar göndermeleri sonucu, bu dava bugünlere gelmişti…

Onurlu basın mensupları ve hukuk adamları görevlerini yapmışlar; bu davanın “ZAMAN AŞIMI”na uğramaması için, defalarca uyarılarda bulunmuşlardı…

Ne yazık ki dün, tam da 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde, tam da “insana saygı, insanı her halükarda yaşatma günü”nde, tüm bu uyarı ve kanıtlara rağmen, ölen aydın ve sanatçıların gözü yaşlı yakınlarının yalvarışlarına rağmen, ülke çapındaki ciddi tepki ve eylemlere rağmen, dün, yani 13 Mart 2012 Salı günü mahkeme kararını açıkladı ve davanın düştüğünü bildirdi…

Bu dava mı düştü, hukukun ayağı mı kaydı, yoksa “ADALET” damdan mı düştü, doğrusu kimseler anlayamadı!?

Bizler hukukçu değiliz! Ama biliriz ki, mahkemenin sona erdiği anda, en son kararlar, Yüce Yargıçların vicdanları ile verilir değil mi? Buna hukukta “Takdir Hakkı” diyorlar!.. Yoksa biz yanlış mı biliyoruz!?

Eğer bu düşüncemiz doğru ise; bu karara imza atan Yüce Yargıçlar; bu suçu işleyenlerin amaçlarını, nasıl bir araya geliverdiklerini ve neler yaptıklarını, bu suçluların nasıl ve neden korunduklarını, bu suçluları savunanların ise nasıl ödüllendirildiklerini hiç okumadılar, TV görüntülerini hiç izlemediler, ağlaşan dul kadınların ve öksüz çocuklarının seslerini hiç duymadılar mı?

Sevgili Nedim Şener 375 gün hapiste yatıp, suçsuz bulunup da aynı gün dışarı çıktığı gün şu önemli sözü söyledi: “Boşu boşuna bir yıl hapiste yattığımız sürede, bizim ceza almamızı yürekten isteyen, köşe yazılarında ısrarla bizi “Ergenekonculukla, teröristlikle” suçlayan, sözümona “gazeteci” geçinen bazı arkadaşlar şimdi ne düşünüyorlar acaba? Ama hiç merak etmesinler, onların başına da böyle bir iş gelirse eğer, biz onları sonuna kadar savunacağız! Çünkü, bizim anladığımız meslektaşlık ve gazetecilik budur…” dedi…

Şu hoşgörüyü, şu efendiliği ve şu insan sevgisini görüyor musunuz?

Umarız, Madımak Yangını Davası’nda görev ihmali yapanlarla, takipsizlik kararı veren yargıçlar bir haksızlığa uğramazlar; başlarına da, o 35 aydının başına gelenler asla gelmez!.. Bir talihsizlik olur da gelirse eğer, onların haklarını da bizlerin sonuna kadar savunacağımızı şimdiden taahhüt ediyor, söz veriyoruz…

14 Mart 2012/ Sakin KOŞAR…

Mediha Kubali bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 698
Kayıt tarihi
: 09.08.08
 
 

16/07/1951 Bozüyük / Yatağan / Muğla doğumlu, 1970 Isparta - Gönen mezunu, 1986 Anadolu Üniversit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster