Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
285
 

Siyah Beyaz Aşk

    Vücudumda bağımsızlığını ilan eden garip şişlikler gibi, insanları bölen ayrıştıran dünya ülkeleri. Sevmiyorum sizi, yönetimlerinizi, cumhuriyetlerinizi. Her organ ayrı bir ülke fakat bütüne hizmette çekinmiyor, hiç bir hücre. Egosuna yenilip ayrı bir bağımsızlık gözetince hastalık beliriyor vücudun bir köşelerinde. Hey garip şişlik çekil geriye, bütün olmayı seç her seferinde.

   Oysa baştan beyin yönetimini öğrenseydi düşermiydi ego peşine? Verim için nadasa bıraksaydı bedeni, minnet duysaydı tek bir kılına bile, onu evcilleştirmelerine izin verirmiydi, yüzlerce yıldır seksen metre karede?  Lahana' nın her bir yaprağı gibi olmazmıydı? Kendi açtıkça yine kendi, yine kendi doğmazmıydı her bir yaprakta? Ama siyah ama beyaz.

   Gerçi şimdi toprak bile nadasa hasret, hayvanlar büyümeye. Çekirgeler öyle sarmış ki etrafı. Büyümek için bu kadar acele etmeyin demek istedim onlara bugün. Yürürlerken üstüme üstüme zıplamaları. Aman tanrım nede hoş, zıplayın zıplayın dostlar benim içinde. Rüyamda dev karıncaların insanları yemelerine şahid olmanın korkusu sarsada bünyemi, dünyanın kendini iyileştirmesi için dinazorların bile geri dönüşüne razıyım bu sefer. 

   Henüz sekiz yaşındaydım işaret parmağımı ortadan  kaybettiğimde. Kayalıklarda oynarken, büyük bir kaya parçasının üzerine düşmesiyle kopuvermişti, oracıkta. Annem bağırışlarıma koşarken, babam beni kucakladığı gibi koşmaya başlamıştı. Annem kopan parmağımı avuçlamıştı acıyla. Taksiye atladığımız gibi kasabaya varmıştık demek isterdim ama, yol çok uzun gelmişti. Babam yol boyunca annemi azarlarken, annemde çatmıştı o güzelim kara kaşlarını. İçi kan ağlıyordu benim gözyaşlarımla biliyordum. Doktora vardığımızda geç kalındığı için kopan parmağımı dikmediler, yerine. Eğer dikerlerse bunun bir risk olacağını ve kolumu tamamen kaybetme olasılığım olduğunu söyleyerek,  kopan kısmı hızlıca diktiler bağırışlarım eşliğinde. 

   Ben büyüdükçe askerlik yapamaz nidaları dolaşıyordu, insanların dillerinde. "Silah kullanamazsın" dediklerinde, zaten hiç kullanmak istemediğimi haykırmak isterdim dalkavuk suratlarına. Şansızlığım hep kendimden on yaş büyük kişileri arkadaş edinmemdi. Küçük yaşta cinselliğin esiri oluşumda tamda bu arkadaşlarla ilintiliydi. Ve büyüdükçe soruyordum aşk neydi?

    Yoklama zamanı gelince tercihi bana bıraktılar desem, tabi ki asla. Babam asker olmayacaksan eve dönemezsin dediğinde onun için bunu yapmam gerektiğine karar vermiştim. Tıpkı üst düzey bir okulu kazandığımda " okuyupta ne yapacaksın, dükkanların başında kim duracak " dediğinde okumaktan vazgeçmem gibiydi. Yine kendimden habersiz kendimden vazgeçmiştim.

   Kütahya' dan Adana İncirlik Hava üssüne gidince hayatımın ilk masum aşkını tadacağımı nerden bilirdim. Onu ilk gördüğümde kalın dudakları, kıvırcık saçları ve gülümsediğinde parlayan dişleriyle beni büyülemişti. Evet o bir siyahi başka bir tabirle zenciydi. Hergün onu görebilmek için onların bölgeye bizim bölgeden geçen çöp arabalarına takılır, konteynerlara gizlenir ona bir kerecik "l love you"  demenin derdine düşerdim. Ne dertmiş ama...Atık kılığına giren garip bir neferdim işte.

   O gün şapkasını çıkararak saçlarını bir savuruşu vardı ki nutkum tutulmuştu. Oda benim farkımdaydı artık. Ben onun üst rütbe oluşuna aldırmadan söylemek istediklerimi sıralardım geceleri. Söylemek istediklerim o kadar çoktu ki oysa tek bildiğimin ingilizce cümle " l love you" dan ibaretti. Ve oda bir türlü ağzımdan nüksetmedi. 

    Ben paşa postasıydım. Komutanım çok iyi biriydi. Alkolüde çok severdi. O gün benide salyangoz partisine davet etti. Sende gel dediğinde kalbim duracak gibiydi. Depoya girdiğimizde onun üzerinde ki dökümlü tişörtle sol omzunun güzelliğine kitlenip kalmışım. Komutanım enseme vurunca irkildim bir anda. Ona en yakın olduğum ve aşkı hissettiğim nasıl bir şey olabileceğine dair ilk ip uçlarını aldığım anlardı o anlar. 

   Hayatın bir gün karşıma onun gibi gülen ve içinde siyah beyaz tüm aşkları yaşayan birini karşıma çıkarmasını istemiştim. Hayatımın en samimi duasını etmişim meğer, Metallica' dan the unforgiven dinlerken. 

   Nefrete bulaşmayanlara..Hikayemden kesitler...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aşkın evrenselliğini ne güzel anlatmışsınız.Erkek bir karakterin ağzınızdan yazmanız ilginç olmuş.Güzeldi.Sevgiler Jale hanım...

fisun gökduman kökcü 
 18.08.2020 15:12
Cevap :
çok teşekkürler   18.08.2020 18:13
 

Değişik bir yazı, farklı yani. Önce şaşırdım, anlayamadım, anlamaya çalıştım. Yorumları okuyunca çözdüm. Birisinden dinlediniz demek ki. Güzeldi, kalemine ve yüreğine sağlık.

Dr Atanur Yıldız 
 07.07.2020 13:26
Cevap :
Birinden dinlediğim bir hikayeye kendi hikayemden derleme yaptım..teşekkür ediyorum   07.07.2020 17:04
 

Ben de hep benden büyüklere aşık olurdum. E ben de 60 lara geldim benden büyükler toprak olunca aşk da bitti. Kleopatra'nın ruhuna aşık olamazdım herhalde. Müthiş güzel bir hikaye ama sanki biraz da gerçek.

Kerim Korkut 
 01.07.2020 7:11
Cevap :
Teşekkür ediyorum Kerim Korkut doğru tespit ..Burada yazdıklarımın neredeyse tamamı öyle..uyduruk hikayeleri sevmiyorum ve yazamıyorumda..Ama aralarında çok fazla yaş yokmuş,en fazla on..Neyse siyahi aşkın gücü beni bulamazdı yoksa :)  02.07.2020 8:01
 

bir kadının bir erkek karakteri yazması ilginç olmuş. 10 yaş büyüklerle arkadaşlık zaten ilginç ve ucunda aşk. Kime?...))) güzeldi siyah beyaz aşk... Bakı selam

Metin TOPÇU 
 30.06.2020 19:37
Cevap :
Çok teşekkür ediyorum..Gizli taraflarıda bende kalsın :))  01.07.2020 0:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 91
Toplam yorum
: 428
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 255
Kayıt tarihi
: 28.04.17
 
 

Lise mezunu bir öğrenme aşığı, fotoğraf hastası , yazma sevdalısı, sevgi yanlısı, bir dünya insan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster