Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '10

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1123
 

Siyah Beyaz

Siyah Beyaz
 

"Siyah Beyaz". Güçlü oyuncu kadrosuyla özlemi çekilen bir başkent filmi.


Tuncel Kurtiz, Taner Birsel, Erkan Can, Şevval Sam ile Nejat İşler'in deneyimli oyunculuklarını sakince ve tadına vararak paylaştıkları, ne zamandır özlemi çekilen bir Ankara filmi "Siyah Beyaz" . Bu sinema filmine Derya Alabora'nın da az ama öz ve yetkin bir katkısı var. Filmin yönetmeni ise; başarıyla yürüttüğü Ankara Sinema Derneği başkanlığı yanısıra, çok yönlü ve değerli bir insan, asil meslegi de tıp doktorluğu olan Ahmet Boyacıoğlu.

Film, bozkırın bu modern başkentinin eğitimli, çağdaş, biraz şansız ve oldukça yalnız insanlarından ilginç, çarpıcı anekdot ve diyaloglarla bezenmiş güzel bir kesit sunmakta... Azınlıktaki benzer bir toplumsal kesimle derin bir duygu bağı kurmakta...

Yaşadığı zorlu hayata ve 70'li yaşların ortasına yaklaşmasına karşın halâ genç ve idealist, Nazım Hikmet'in dediği gibi o yaşlarda da "zeytin ağacı dikebilen" kızıl bir ressam... Kalp krizi geçirdikten sonra işini bırakan, sakin bir yaşam sürmeye çalışan bir avukat... Hakkını vererek sürdürse de, mesleğini yapmaktan sıkılmış ve karısı tarafından terk edilmiş bir doktor... Hayata karşı tek başına direnen, yalnızlığı bir yaşam tarzı haline getirmiş zarif bir iş kadını... Siyah Beyaz adlı bar da onların sığınabilecekleri son liman. Barın sahibiyse, yumuşak kalbine rağmen dış kabuğu itibariyle kimseye taviz vermeyen, sinirli, alıngan bir yapıyı barındıran güzel bir insan olan Faruk.

Film, orta yaşların çeşitli basamaklarındaki kahramanların yaşamlarından verilen toplu ve ayrışan kesitlerle, esasında, modern ve yalnız yaşam formatında, yaşlanmak, dostluk ve duyarlılık temaları üzerine kurulu.

Filmin bir özelliği de "açık uçlu" oluşu... Alışılmışın dışında, başlangıçda ve aralarda verilen bazı ip uçları bir sonuca bağlanmadan, açık bırakılmakta... Final sahnesi de benzer bir şekilde, devam edecekmiş hissi vererek sonlanmakta...

Filmin kahramanları için, gerek gerçek yaşamlarından edindiğimiz izlenimler gerekse filmin başındaki konumları açısından "Ne alâkâ?" dedirten birliktelikleri, bitimde "İçlerinden birisi dahi olmasa, olmazmış!.." dedirtmekte. Bence bu durum bile film için tek başına önemli bir başarı.

Mekân başkent. Bar, gerçek ve çeyrek asıdır yaşayan bir bar. Çok sık olmasa da, zaman zaman gitme ve o hoş ambiyansını yakalama şansını bulduğum(uz) bir bar. Duvarları 1120 adet siyah-bayaz fotoğrafla donanmış bir bar. Üst katı da zaten sanat galerisi. Yaşananlar ve diyaloglar da o derece ilginç ve gerçekçi.

Çağdaş bir başkenlinin bana göre izlemekten keyif alabileceği bir film "Siyah Beyaz".

Hayat çoğu kez grinin tonlarında sürüp gitse de...

İ.Ersin KABAOĞLU,

8 Mayıs 2010, Ankara

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Üniversite yıllarımızda ne çok giderdik ... ah eski günler ... bir dönebilsem ....

Deniz Gülen 
 02.06.2010 10:07
Cevap :
Evet, "ah eski günler ... bir dönebilsem ....". Bu benim de hissettiğim bir duyguydu Deniz hanım. Ama maalesef dönemiyoruz. Dönülemiyor! Sadece bir aynada geçmişi izler gibi anımsayabiliyoruz bazı anıları, filmlerle, videolar, tv ve pc'lerle... İçten teşekkürlerimle. Esen kalasınız.  02.06.2010 12:04
 

İzleyeceğim ilk fırsatta. Teşekkürler Ersin Bey.

Özlem Akaydın 
 20.05.2010 8:25
Cevap :
Siz de -aynı zamanda- değerli bir film yorumcumuzsunuz Özlem hanım. Bakalım, sizin gözünüzde bu film nasıl bir anlam kazanacak? İçten teşekkürlerimle...  20.05.2010 8:53
 

İzledim ve çok beğendim. Bi grup yalnız insanın, bi barda pekişen dostlukları, çok samimi ve doğal bi şekilde işlenmiş. Siz de çok güzel anlatmışsınız. Elinize sağlık, selamlarımla...

n. 
 10.05.2010 20:38
Cevap :
Destek veren bu sade ve içten yorumunuz için teşekkürlerimle... Esen kalın.  11.05.2010 8:09
 

1970'lerde öyle barlar marlar pek yoktu sanki Ankara'da...1980 sonrası işleridir sanımca... Ben 70'lerde, kulupçülüğe de merak saran cumhuriyetin gazi subaylarından Hayrettin Enişte'min oğlu Alpaslan Oktay'ın Maltepe Mustafa Kemal Bulvarı'ndaki evine halamı ziyarete giderken, o yol üzerinde alt katta iddialı pavyonlar hatırlarım, bir de üniversiteli arkadaşlarla takıldığımız Bulut'u ve bir de gene Maltepe'de ''köpek öldüren'' şaraplar içtiğimiz Baba'yı!... Filme gelince, sizin bu güzel yorumunuz dışında,etkileyici olduğu fragmalardan da belli oluyor ki, izlenmesi gereken bir film!... Beni etkileyen bir sahnede, anımsadığımca, ihtiyar delikanlı şöyle söylüyordu: ''Biz dünyayı değiştirmek için yola çıktık, ama değiştiremedik, olmadı!... Ama dünya da bizi değiştiremedi!...'' Dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 09.05.2010 16:39
Cevap :
Benim başkent kıdemim 1978'de başladığı için daha öncesini-kısa süreli çocukluk izlenimleri dışında- pek bilemiyorum doğrusu dost blogdaş! Siz o mekan ve ortamları, döneminin duygusal ağırlıklarıyla -bu blog karesi içinde bile- hoşca dile getirmişsiniz. İçten teşekkürler. Eğlence mekanları bağlamında 80 sonrasına dair tesbitiniz de doğru. Ayrıca "Siyah Beyaz" da yorumunuzda bahsettiğiniz türden bir iki çarpıcı diyalog ve anekdot daha var. Ben yazımda yer vermedim. Eksikliğini de hissettim ama filmin "büyüsü" de bozulsun istemedim. Siz yorumunuzda, Şahin bey'de bloğunda yer vermişsiniz. Bu anlamda da -belki de gerekli olan- bir tamamlayıcılık sağlanmış oldu. Dostça sevgi ve selamlarımla. Esen -ve hep üretken- kalın. Sağlıcakla.  09.05.2010 18:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 342
Toplam yorum
: 3269
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2367
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster