Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
123
 

Siyasal hakları ve kadınlarımız…

Siyasal hakları ve kadınlarımız…
 

akıntarıh


Kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkının tanınmasının 78. yılındayız.

1934 yılında daha Fransa ve İsviçre’de bile bu hak tanınmamıştı.

Ne ki, Atatürk’ün ölümünden sonra ve çok partili dönemde daha hızlı olmak üzere, kadınlarımız siyasal temsilde giderek geriledi… Kota, kontenjan ne yapıldıysa bu geri gidiş durdurulamadı.

Çünkü, sorun toplumsal zemindedir...

Kız çocuklarının yüksek öğrenim görme oranları ile kadın akademisyen oranı arasında kurulabilecek bir bağın benzeri; kadın belediye başkanları, milletvekilleri ile kadın kaymakam ve valiler arasında da kurulabilir. Bu açıdan doğrusal oranda artan nicelik, toplumsal özgüvenin belirtisi olduğu kadar nitelikli toplumsal terbiyenin de belirtisidir...

Bugün bu anlamdaki “Toplum Terbiyesi”, Devlet geleneği hiçe sayılarak bozuluyor; kadının özgürleşmesi “türbana” sabitlenirken, mülki ve idari alanda kadınların sorumluluk üstlenmesi çok fazla da önemsenmiyor.

1980’lerde Türk-İslam sentezi, 90’larda “Ilımlı İslam”ın artan etkisi ve nihayet 2000’li yıllarda dinimizn skolastik yorumlarının ivme kazanmasının yarattığı ortam, kadınlarımızın yalnız siyasette değil mesleki anlamda da "gerilemesine" yol açmıştır.

İşte bu ortamda, hayat pratiği içinde daha çok kadınla anılan kimi saygın mesleklerin geçerliğine de yeterince iltifat edilmiyor, öğretmenlik gibi bir meslek dahi yeterince korunmuyor…

Oysa bir zamanlar, Öğretmen Okullarına yönelen kızlar, kardeşlerimiz, aileleri için birer kıvanç vesilesi idi...

O arada, Türk kadını her mesleğin hemen hemen dörtte birini teşkil etmeye başlamıştı ve bu yapımızla Dünya'ya (özellikle de Müslüman ülkelere) örnek oluyorduk...

Fakat artık öğretmenlik de dahil kadınların meslek hayatı içinde yer almaları çok da önemsenmiyor… Böyle olunca da kadınların çalışma alanı doğal olarak daha da daralmış oluyor.

Bu 'taassup kültürü, hem Cumhuriyet’in ilkelerine tabanından zıttır hem de bizim çağdaşlaşma öykümüzle çelişmektedir, fakat çok ilginç olarak, kadını metalaştıran ve şov dünyasına iten yozlaşma ortamıyla da büyük bir uyumluluk içindedir.

Dinselleştirme ve dekolteleştirme kadın üzerinden kitlelerin avlanmasında ve bütün bir toplumun pasifize edilerek ortaçağsal karanlığa sürüklenmesinde bir paranın iki yüzü gibidirler.

Bütün bu yaşananların bir amacı olsa gerekir… Ve kadınları daha az özgür olan toplumların hali meydandadır…

Oysa, laik, demokratik Cumhuriyet’in bilinçli kadınları, halklarını da sömürtmezler, kolay kolay ülkelerini de savaşa sürüklemezler…

Bunu bilen bildiği için “kadın eli” yaşamdan çekilmekte; siyasette ise etkisizleştirilmektedir.

Buna karşılık, kadının siyasal hakları ve elbette genel hakları, Atatürk devrimlerinin her adımında olduğu gibi, planlı bir sürecin eseridir…

1930’da “belediye seçimlerinde seçme” ve “33’te muhtar ve köy heyetlerine seçilme” hakkıyla ilk naif adımları başlayan bu yoldaki gelişme, büyük Anadolu Devriminin en değerli yapı taşlarından biri olarak tanımlanabilir.

1934’e gelindiğinde, seçme ödevi ve seçilebilme (sorumluluğu) bölünmeden, bir kerede ve işte bu “arasız devrimci” anlayışıyla Türk Kadınına tanındı... Aslında, Kurutuluş savaşındaki özverisiyle Türk Kadınının bu hakkı bir yerde fiilen kazandığı varsayımı da geçerlidir...

Bu gelişme hiç kuşku yok ki asıl olarak, Büyük Atatürk'ün insancıl, hakkaniyete dayalı, öz-güvenli kişiliğinin bir yansımasıdır... O arada, Atatürk'ün gerçek bir demokrasiyi ta başından beri düşlediğinin, istediğinin, bize yakıştırdığının çok somut bir kanıtıdır...

Ve bu gelişmeyle kadınlarımız yaşamsal bir hakkı bütün ve tam olarak kazanmakla kalmamış, aynı zamanda, "bağımsızlığı öz-yapısı / karakteri" bilen anlayışın izleğinde, Cumhuriyet kazanımları, kadınlarımıza da emanet edilmiştir...

Kadınlarla hakları, toplumla kadınlar, devrimle demokrasi bütünleştirilmiştir...

Bugün bir çok alanda geriye gidiş; özellikle kadınların özgürlüğü ve siyasal kazanımları konusunda yoğunlaştığı için, bunu durdurmak da, yine kadınların özverisine ve büyük ölçüde öncülüğüne bağlıdır.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 475
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster