Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ağustos '16

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
196
 

Siyaset, Halkın Refahını İyileştirmek İçin Vardır. Ekonomi, Siyasetin Önünde Olmalıdır.

Siyaset,  Halkın Refahını İyileştirmek İçin Vardır.  Ekonomi, Siyasetin Önünde Olmalıdır.
 

Ülke Başarısı İçin Ekonomi Siyasetin Önünde Olmalıdır.


Mevcut Durum Nedir? Darbe teşebbüsü bastırıldı. Kalkışmanın başladığı ancak çoğunluğunun katılmayarak, teşebbüsü önleyen Ordu büyük yara aldı. Darbeyi önleyen kahraman olarak Cumhurbaşkanı  Erdoğan ve Halk seçildi.

Şimdi tüm devlet kuruluşları ve çalışanlar KHK'ler ile denetleniyor, aranıyor ve bazı yaptırımlara maruz kalıyor. Üç aylık geçici rejim süresince Ordu güç kaybedecek, savaş gücü belirsizlikler sebebiyle oldukça azalacaktır. PKK nefes alıp kendine moral sağlayarak güçlenme çabasındadır. Yenilme noktasına gelen PKK'ya, FETO Örgütü yardım etmiş ve Orduya kara bir leke sürmüştür. 

Geçmişte kendi öz eleştirisini yapamayan, kendisine düzen vermekte geciken Ordu, karargahında, hastanesinde, kışlasında, uçağında %50 düzeyinde komutayı maalesef  Fetullahçı'lara kaptırdığını üzülerek görmüştür. Ordu şimdi yeniden yapılanma bahanesiyle istemediği ilaçları yutmak zorunda kalmaktadır. Bu ilaçların faydasının olmadığı ileride görülecektir.

Parlamento gücü sıfırlanmıştır. Üç ay süre ile Cumhurbaşkanı  Erdoğan ne derse o olacaktır.

Hükümetin Hedefi Nedir? FETÖ'nün tüm devlet ve sosyal yapılanmadan temizlenmesi hedeflenmektedir. Nakavt olan boksörü (FETÖ), kendisine getirip iyice sorgulamak, O'nun yapılanmasını çökertecek tedbirleri zaman içinde almak ve sabırla uygulamak daha iyidir. FETÖ darbe teşebbüsü ile en büyük silahını kullanmış, yumruğunu atmış ama nakavt olmuştur. Darbe teşebbüsünden daha büyük etkili bir teşebbüste artık bulunamaz. 

Hükümet önündeki zamanı daha iyi bir planlamayla ve toplumu yanına alarak daha iyi değerlendirebilirdi. Bu yol seçilmedi. Kararlar aceleye getirilmekte ve karşılıklı mutabakata değil önyargılara dayanmaktadır. Hükümet asker Ankara'dan uzak olsun yaklaşımını sergilemektedir. Değişimin ve yeni organizasyon yapılanmasının aceleye getirilmesi sakıncalıdır. Hükümetin daha sakin ve vizyoner hareket etmesi gereklidir. Makro düzeyde kararı verip,  işi sahibine uygulatacağına yanlış yapmaktadır. İşin olmadığı görülünce kusur kendinde kalacaktır.

Orduya  "Siyasi güce itaat eden, yüzde otuz (%30) küçülen, harekat gücü yüksek, uzman, teknik bir ordu istiyorum. Objektif bir terfi, tayin sistemi, fırsat eşitliğine dayalı, demokrasiyi özümseyen, uzmanlığa dayalı eğitim kurumları istiyorum. Geçmişteki hatalardan alınan derslere dayalı organizasyon istiyorum. Hükümete altı (6) ayda ilk taslak eylem planını getirin, mutabık olacağımız çözümü 1 yılda geliştirelim ve takiben uygulayalım" deseydi daha iyiydi. Bu davranış siyasi direktif niteliğinde olurdu.

Hükümet  şu an önceden zihinlerde olan ordu karşıtı bazı çözümleri dikkate alarak Orduyu yeniden yapılandırmaya, organizasyon yapısını değiştirmeye çalışıyor. Bunu yaparken "Darbeye teşebbüs etmeyecek bir Ordu" dışında, güçlü bir ordu vizyonu halka sunamıyor. İnşaat kamyonlarını kışla nizamiyesinde tutuyor. "Güçlü bir demokrasi ve güçlü bir Ordu vazgeçilmez ihtiyaçtır" diyemiyor. MSB'lığına daha yeni bakan olan kişi mevcut mekanizmayı yeterince algılamadan, yeni yapılanmaya yön vermek için rol alıyor.

MSB'lığı Karargahının, Genelkurmayın ve Kuvvetlerin yer almadığı,  mevcut durumun analizine katkıda bulunmadığı, Hükümetin doğrudan empoze ettiği kararlar uygulamada misliyle hatalara ve ekonomik zararlara yol açacaktır. Bu hususta en azından 6 ay veya 1 yıllık süreçte ortak görüşte mutabık olarak hareket edilmelidir.

Ordu son sözü "İktidarın söylediğini bilecek kadar olgun"dur. Bunu kendisine sızan örgüte rağmen darbeyi önleyecek sağduyuyu göstererek ispatlamıştır.

İktidarın da kaş yapayım derken göz çıkartmamak açıkçası "Orduya zarar vermemek" gibi bir sorumluluğu vardır. Hem "Başkomutan Olmak" komuta edeceğin orduyu korumayı, güçlü tutmayı" gerektirmektedir. Örneğin "Askeri tesisler Eylüle kadar taşınsın"  ve "Askeri Okullar kapansın" sözleri akılcı değildir, zaman boyutuna aykırıdır.

Gerçek Durum Aşağıdaki Gibidir.

Hükümet, ekonominin yara almadığını belirtmektedir. Öyle olsa bile ekonomi bundan sonra yara alacaktır. Hukuka dayalı yatırım ortamı yok olmuştur. Ülke KHK'larla yönetilmektedir.

Avrupa Birliği geçmiş yıllardan geldiği şekliyle siyasi iktidarın tek lidere odaklandığını, kollektif aklın karar yapamadığını, parlamentonun rolünün azaldığını, hukuk sisteminin yürütme emrine girdiğini, medyanın iktidardan emir aldığını 15 Temmuz öncesi gördüğünden dolayı  Türkiye'de demokrasi ürünü olduğunu belirten iktidara karşı yeterli sıcak ilgiyi, desteği göstermemektedir. Mevcut Yöneticilerin daha otoriterci demokrasiye aykırı davranışları, Avrupa'ya, Amerika'ya kafa tutan diplomatik olgunluk içermeyen söylemleri bu kapsamdadır. Dün kafa tuttuklarının, bu gün hemen geçmiş olsun demesini beklemek uygun mudur? Batıyı darbe taraftarı göstermek haksızlıktır.

Tek cümleyle a. Hızlı fakat belirsiz sonuçlar verecek yapılanma b. Hızlı, kuru ve yaşın olabildiği FETÖ temizliği c. Açıklanmış hedef ve stratejiye dayanmayan ve rasyonel olmayan KHK kararları d. Uygulanan siyasetin ekonomiyi asgari etkileyeceği yaklaşımı yapılan hatalar kapsamındadır.

En büyük hata Parlamento kollektif aklının katkısından uzak karar ve eylemlerdir.

Bu kadar siyasi hata ekonomiyi fazlasıyla etkileyecektir. Bunlar Rusya'ya ihracat ve iş yapamamaktan daha fazla zarar verici olacaktır.

Çare yok mu? Var. Parlamento devrede olup, yapılanmalar ilgili kuruluşların görüşü alınıp zamana  yayılsaydı daha iyi olurdu. Üstelik daha önce darbe yapanların bile yeni anayasa hazırlama ve siyasi temizlik işini 2-3 yıla yaydıkları bilinmektedir.

Demek istediğim şudur. "Devlette yapılanmaların hızı için bir saniyeyi, bir yıl sayalım. Mevcut iktidar 14 yılda devlet hızıyla 14 saniyede ne yaptıysa, gelecekte de aynı hızla çalışmalıdır". Şimdiye kadar tüm yaptıklarının doğru olduğunu varsayalım şimdi bu süreyi kısalttığında hataları daha da artacaktır. Hepimiz biliyoruz ki seçimlerde oy sağlasa bile uzun dönem AB siyaseti, Gerilim ve kutuplaşma politikası, Suriye ve Rusya politikası, FETÖ ortaklığı açık hatalardır. Hatalar için "Halkımız ve Tanrı Bizi affetsin" demek iyidir ama yetmez olduğu belirtilmektedir. Aracın kaza yapmasında virajda çıkan engel kadar süratli, önceden dikkatsiz girişin rolü de açıktır.

Ekonomik alanda belirsizlikler oluşmuştur.  Belirsizlik geleceği planlamakta önemli engellerdendir. Avrupa Birliği ve ABD'ye siyaseten kafa tutarak yatırım alamazsınız. Yatırım ortamı, yatırımı teşvik edici ve yanlış söz edilmeyen huzurlu bir ortam olmalıdır. Hukuki ve finansal güvence olmalıdır.Yatırım işsizliğin çaresidir. 

İşte İngiltere belirsizlik örneğini inceleyelim. AB'den halkın kararıyla ayrılmak istemesi ileride İngiltere'ye fırsatlar sunabilir ama şimdi ekonomi geriye gitmektedir. İş veren, okur yazar, uluslararası çalışan, Dünya'yı iyi algılayanlar dışında kalan aklı kıt, okur yazarlığı az İngilizler dolduruşa gelmiş ve kıta entegrasyonuna çok para veriyoruz, zarar ediyoruz diye yanlış karara yelken açmıştır. Halkın kararını ikiletmeden Hükümet uygulayacaktır. Ama bu yanlış kararın faturasını halk ödeyecektir. Brexit, UK birliğine siyasi bir darbedir. Zararı ileride daha net görülecektir. Ancak, İngiltere, Türkiye'den avantajlı durumdadır.

Avantajları: İngiltere demokrasidir. İngiltere hukuk sistemi örnek sistemlerdendir. Ordusu yerindedir. İçinde FETÖ yoktur. Düşmanı PKK terörü yoktur. Siyaseten seçime endeksli gerilim politikası yoktur. Bürokrasisi ve finansal sistemi sağlamdır. AB tezini yeterince savunamayan, halkı ikna edemeyen Cameron istifa etmiştir. İşi yapacak hanım başbakan Theresa May acele etmemektedir.

İngiltere'de ve Türkiye'de aileler, işadamları ve yatırımcılar temel ekonomi sorularını sormaktadır. İşim devam edecek mi? Geleceğimiz nasıl olacak? Enflasyon kontrol altında olacak mı? Yatırım için hangi güvenceler olacak ve yatırım yapmak akıllıca mı?

Siyasiler halkla temasa geçip önce bu dört  soruyu cevaplamalıdır. Aksi halde FETÖ'yü yenen, Orduyu kafasına göre yapılandıran AKP; gerilime yelken açtığından, suni düşmanlar (AB ve ABD) yarattığından, adil bir hukuk sistemi kuramadığından, medyayı kendi taraftarı yapıp akıllı geri bildirim alamadığından, yarattığı mağdur olma hissi bıkkınlık getireceğinden ekonomik bir krizle  iktidarı kaybedebilecektir.

Ülkelerde siyasi başarılar, AKP'nin seçim kazanma başarısı 14 yıldır önemli, ekonomik başarılara dönüştürülmezse, Türkiye uzun yıllardır 18. ekonomidir ve ilerleme yok, sonuçta bir gün iktidar kaybedilecektir. Kağıtların, zarların atıldığında hep istenen kağıt veya rakam gelmesi, hile yoksa, olasılık teorisine karşıdır.

İktidar seçimi kaybetmek istemiyorsa, doğrudan ekonomiye odaklanmalıdır. Normal bir doktor gibi önce "Hastaya (ekonomiye) zarar vermemelidir". Ayrıca, uygun çareler geliştirerek, üreterek "Ekonomiye zararlı duruma getirdiği siyasi durumu" ve dolayısıyla "Ekonomiyi" düzeltmelidir.

Şu an empoze edilen "Demokrasi Başarısı, 15 Temmuz Demokrasi Bayramı" gündemi bir ay süreyle işgal etmiştir ama "Ekonomi İçin" yeterli değildir, faydası yoktur. Son söz; "İktidar, doğru gündemle,  Ekonomiyi düzeltmek için  haydi iş başına. Arbeit".

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1796
Kayıt tarihi
: 14.10.12
 
 

Elektronik Y.Mühendisiyim. Teknik alan dışında Tasarruf ve tutumlu yaşam, Kişisel Finans Yönetimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster