Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '06

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
500
 

Siyaset artık evimin içinde!

Siyaset artık evimin içinde!
 

Başlığa bakıp da “yok nerede olacaktı?” diyorsunuz demek... Yuvamı bile siyaset ile kuruyorum. Gelen nikah memuru “....Belediyesi’nin Başkanı .....’nın verdiği yetki ile” kıyıyor nikahımı. Üstelik bahsi geçen belediye başkanı, vatandaşına harcaması gereken paralarla tebrik mesajı yolluyor bana ve eşime. Bazıları da ideolojisine uygun bir kitap hediye etmeyi tercih ediyor.

Başlığa bakıp da “yok nerede olacaktı?” diyorsunuz demek... Elbette evimin içinde olacak. Kitle iletişim araçlarının belki de en etkilisi olan televizyon[1] evlerimizin baş köşesinde olduğu sürece aksini düşünmek imkansız. Ancak sulandırılmış rakı gibi magazine katılmış bir siyaset temaşa ediyoruz 80’lerden bu yana.

Kaçımız oy verdiğimiz partinin peşine düşüp, seçim dönemi vaat ettiklerini yerine getirip getirmediğini denetliyoruz? Ya da kaç tane parti tüzüğü okuduk oy vermeden önce? Neye göre oy veriyoruz? Islatılarak terlemiş imajı verilen gömleklere, kararlı ve asık suratlara, daha çok bağırarak yumruğunu havaya kaldıranlara bakarak mı? Kaç tanesinin ülkeye yönelik planlarını sıralayabiliyoruz. Yaptığı icraatlara hakim miyiz hükümetlerin?

Söylemin imaja yenik düştüğü bir çağda görsel ikonlara bırakıyoruz yönetim işlevini. Görüntü sözü yedi yuttu adeta. Parti amblemleri ve sloganlarının partilerin yönetim kurullarında yer alan kişilerden, onların “ne dediklerinden” ve partilerin çalışmalarından daha önemli olması size de ilginç gelmiyor mu?

Siyaset artık evimin içinde... Ama yalnızca kitle iletişim araçları nedeniyle değil. Yuvamı bile siyaset ile kuruyorum. Gelen nikah memuru “....Belediyesi’nin Başkanı .....’nın verdiği yetki ile” kıyıyor nikahımı. Üstelik bahsi geçen belediye başkanı, vatandaşına harcaması gereken paralarla tebrik mesajı yolluyor bana ve eşime. Bazıları da ideolojisine uygun bir kitap hediye etmeyi tercih ediyor. Bir hediye olarak kitabın saflığının ardına sığınıp, aferin bekliyor!

Keşke bana gönderdiğiniz telefon mesajını parasıyla şehrimde, ilçemde yaşayan, ihtiyacı olan bir aileye ekmek alsaydınız; hediyeniz olan kitabın paralarıyla çocuklara bir park yapsaydınız... Daha iyi olmaz mıydı Sayın Başkanım?

[1] Televizyonun olumsuz etkilerini ve nasıl bir “akıl tutulması” yarattığını ayrıntılarıyla görmek adına lütfen bakınız: Televizyon Öldüren Eğlence. Neil Postman. Ayrıntı Yayınları

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İktisat teorisinin temelinde tüketicinin rasyonel olması yatar. Rasyonel insan en doğru olanı bilir ve tercihlerinde en doğru kararı verir. Bu karar ise faydasını maksimize edecek olan karardır. Bu meyanda yaptığınız yorumlar belli bireyler için geçerli olsa dahi, benim de dahil olduğum gruba dahil bireyler için geçerli olmayabilir. Şöyle ki yazınızda bahsettiğiniz hizmetlerin sağlayacağı faydadan ziyade birey olarak mutluluğumun paylaşılması ve önemseniyor olma düşüncesi bana daha fazla miktarda fayda sağlayabilir. Bu itibarla belediyelerin kaynaklarının kıt olduğu düşünüldüğünde bu kıt kaynakların kullanımında bahsettiğiniz hizmetler yanında bana daha fazla fayda sağlayan telefon ile mesaj gönderme ve/veya kitap hediye etme davranışının rasyonel bir davranış olarak değerlendirilebilir. Netice itibariyle bardağı dolu tarafından bakmanın da önemli olduğu kanaatindeyim. Saygılarımla…

Kapagan 
 25.07.2006 17:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 477
Kayıt tarihi
: 24.06.06
 
 

İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunudur. Aynı alanda yüksek lisans yapmıştır. Bir kamu kurul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster