Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '13

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
8180
 

Siyaset çirkin kadının işi!

Siyaset çirkin kadının işi!
 

Erkekler kendi nefislerine hakim olamamalarının bedelini  yine bir kadına ödetmeyi başardı. Dünyanın neresinde olursa olsun, zulmün, baskının, eziyetin, zorbalığın, hiçe sayılmanın adresi yine bir  kadın. Bütün dünya ülkelerinde bir çok konuda, bir çok sebeple, kadının sosyal hayatının kısıtlandığı durumlar yaşanmış ve yaşanmakta. Fakat kadının güzel ve seksi görünmesi sebep gösterilerek siyasetten uzaklaştırılması insan aklının tahayyül gücünü zorluyor doğrusu.

Birçok ülkede, yaşanılan coğrafyanın dini ritüelleri veya  kültürü neden gösterilerek, giyim kuşam, yaşam tarzı gibi konularda kadının hayatına her an bir müdahale söz konusu. Kadının statüsü her ne olursa olsun erkek egemen toplumun yarattığı cinsiyetçi yaklaşım, kadının sosyal hayattan izole edilmesine sebebiyet veriyor.

Geçtiğimiz günlerde internetteki bir haberde şunlar yazılıydı;

İran'ın Kazvin kentinde yapılan yerel seçimler sonucu Belediye Meclisi'ne girmeye hak kazanan bir kadın kara çarşaflar içinde bile çok seksi göründüğü gerekçesiyle meclise alınmadı.

El Arabiya'nın haberine göre, Nina Siakhali Muradi adlı 27 yaşındaki kadın yerel seçimlerde rekor oylardan birini alarak yerel meclise girme hakkı elde etti.

Ancak Siakhali Meclis Başkanı'nın "Biz burada podyum modelleri istemiyoruz." sözleriyle meclise girmesi engellendi. (DHA)

Toplumsal hayatı düzenleyen maddi ve manevi yaptırımı olan normları vardır elbette. Bu normların arasında, insanların kendi aralarında ve tanrı ile ilişkilerini düzenleyen dini kuralları önemli bir yer tutar. Kadınların siyasetin içinde olması yada olmaması, olur ise şayet almaları uygun görülen görevler, kılık kıyafetleri vb. özetle ifade edebileceğimiz düzenlemelerin yapılabilirliğini dini ritüeller ve kültürün gerekliliği gibi sebepler nedeni ile üzerinde konuşulabilecek değerler olarak görelim. Fakat bir kadının güzelliği ve çekiciliği sebep gösterilerek meclise girmesinin engellenmesini hangi kültürün veya dinin içine sokulabiliriz.

Bu düpedüz, kadını kendi dini yaşantısında bir tehdit olarak algılayan erkek egemen bir zihniyetin, aklı yoluyla terbiye edemedikleri nefislerinden, kadını bulundukları ortamdan uzaklaştırarak kurtulmaya çalışmasından başka bir şey değildir. Günahlardan uzak durmak önce kendi nefsini terbiye etmekten geçer... "Kaç kurtul" mantığı bile bundan daha onurlu bir davranıştır. En azından o, insanın kendine ve nefsine hükmetmesi demektir.

Ama bu çok daha kolay tabi ki... "Kaçır, kurtul".

İslamiyet kadını hiçbir zaman dört duvar arasına hapsetmiyor. Kadınında erkeğinde iffetli olmasına yönelik uyarılarda bulunuyor. İslam tarihine baktığımızda kadının sosyal hayatın içinde var olduğunu görürüz. Peki bu kadınlar güzellikleri ya da çirkinlikleri ile mi toplum içinde yer aldılar? Kadınlar İslâm ordusu ile birlikte savaşlara katılırlar, hastalara su verirler, yaralılara hizmet ederler ve tedavi uygularlardı. O günün koşullarında kadınların sosyal hayatın içinde bulundukları yerler sınırlı idi elbette, yine de bütün bunların yanı sıra ticari ve siyasi hayatta bile kadını görmek mümkün. Fakat bu kadınların hiçbiri  güzelliği öne sürülerek üstlendiği görevden veya toplumsal hayattan soyutlanmamıştır.

Üstelik güzellik ya da çirkinlik kime göre yada neye göre. Böyle bir karar nasıl alınabilir anlamak mümkün değil. Bu kadın haklarının değil, insan haklarının ihlalidir.

Bugün bu haber, neredeyse bütün haber kaynaklarında "Güzellik Başa Bela" başlığı ile verilmişti. Bence "güzellik" değil bu dünyada "kadın olmak" başa bela.

Sanırım İran'da bu olayla birlikte, belediye meclis üyesi olmak için, kadınlarda aranan şartlara yeni bir madde daha eklenecek ve "çirkin olmak" ilk sırada yer alacak.

 

Keriman KESER

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu tarz olayların yaşanmasına ne yazık ki biz kadınlar izin veriyoruz. Geçmişe baktığımızda ne kadar anaerkil toplumlar meydana getirilmiş. Şimdi ise her şey ataerkil ve kadınlar saraydan, demokrasiye, cumhuriyete her alanda yine ne yazık ki sadece ortalık karıştıran, fitne fücur tipler ya da bir et parçası olarak görülüyorlar. İslam ülkelerinin de gerçek İslamiyet'le kesinlikle alakaları yok. Buna bizim ülkemizde dahil. Çünkü neden vay efendim kadın regl döneminde eline Kuran alamaz. Günahmış. Vay efendim Kuran'ı Kerim'i Arapça okuyacakmışız. Neden???*Türkçesini okuyup, anlayıp kavramak varken. Sahte şeyhlerin ve hocaların foyalarını ortaya çıkarmak varken. Yok günah bakma, yok günah okuma. Öyle evde yüksek yerlerde ya da duvarlarda süs olarak duruyor kitabımız. uzun lafın kısası çoğu toplum, yönetici ya da her ne ise kafasına göre kararlar alıyor, kendi gemisini işine ne gelirse ona göre yapıyor. Kadınlar da seçimlerde haklarını arasınlar...Bilinçlensinler!!!Çok okumalıyız.

Bukelemun  
 01.11.2013 23:14
Cevap :
Ne yazıkki ataerkil toplum zihniyeti birde dinle birleşince ortaya bu tür durumlar çıkıyor. Bunların önüne geçmek çok kolay değil tabi ama imkansızda değil. Dininizi doğru öğreniniz, yoksa yaşadığınızı dininiz zannedersiniz der Hz.Ömer... Eminim bu uygulamaları yapanlarda yaptıklarının dinin gerekliliği olduğunu sanıyorlardır yada işlerine öyle geliyordur. İşte buda ayrı bir tartışma konusu. Hz. Mevlana'nın da çok önemli bir sözü vardır konuya dair. Der ki; İslamı yobazlardan koruyun,aksi halde dünyayı İslamdan koruyun...Tabi bu sözler düşünebilen insanlar için...Sevgiler  03.11.2013 1:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4112
Kayıt tarihi
: 11.05.13
 
 

Aile Danışmanı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster