Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
134
 

Siyasetçiden beklentiler

Siyasetçiden beklentiler
 

Başarılı bir siyasetçi fakir fukaradan yana olan ve empati yapabilendir.

Bence, rahmetli Turgut Özal'ı sonun başlangıcına getiren ve partiyi çökerten zamanın Hürriyet gazetesinde "Sayın Başbakan" diye başlayan açık bir mektuptu. Orada Turgut Özal'ın basına karşı almış olduğu olumsuz tavırlar sertçe  eleştiriliyor ve O'nun seçildikten sonra çok acımasız  olduğundan bahsediliyordu. Bu yazı neredeyse bomba etkisi yarattı.

Tabii rahmetli Özal kendisini eleştiren tüm köşe yazarlarını "Kalemşör" olarak niteledi ve onlara karşı tavrını hiç de değiştirmedi. Böylece Cumhurbaşkanı olunca da partideki hakimiyeti sona erdi ve Anap denilen parti kalmadı.

Kendi kendime soruyorum. Acaba bu siyasiler hiç empati yapmıyor mu ? Bu gazeteciler geçimini nasıl sağlıyor ? Tüm gazetecilerin bir lideri savunması mümkün mü ? Yoksa onlar da belli bir okuyucu kitlesine karşı sorumluluklarını yerine getirerek mi yazılarıyla geçimlerini sağlıyorlar ?

Siyasette hep karşısındakine hakaret eden lider mi başarılı sayılıyor, yoksa plan ve projeleriyle öne çıkan nezaketli ve dürüst siyasetçi mi ?

Hep karşısındakine "Yalancı, yalan makinesi, tiyniyetsiz, senin maskeni düşüreceğim, ben sizin cemaziyülevvelinizi bilirim vs." türünden hakaretler iyi ve halk nezdinde muteber sözler mi ? Bence hiç de değil.

Hele gazetecilerle uğraşmak, onları belli bir çizgiye getirme çabaları, emirle atılan manşetler  çok olumsuz davranışlardır.

"Ben olsaydım şöyle yapardım." demek kolay ama ben lider olsam hep fakirlere koşardım. Çünkü nüfusumuzun ezici çoğunluğu fakir fukaradan oluşmaktadır  ve fakirlik  belli bir etnik köken veya mezhebe bağlı bir olgu da değildir. Bu nedenle oturun fakirin sofrasına, onları onurlandırın ve çaylarını için.

Bir diğer iddiam da gidin fabrikalara, tarlalara işçilerle bir olun. Oturun, onlarla birlikte karavanalarından yiyin. Sohbet edin, sorunlarını dinleyin ve onlar için yapacak birşeyleriniz varsa açıklayın. Yani sahaya inin. Siyasette şuna inanırım ki, çalışan kazanır.

Türkiye'nin en büyük ili İstanbul ve tüm siyasiler oraya ağırlık verir. Bence sadece İstanbulla ilgilenmek eksik ve yetersiz. Öyle ama Türkiye sadece İstanbuldan oluşmuş değil ki !

Batıdan oy isteyen, bence Doğuyu ihmal etmemeli. Gidin Doğuya her gün bir yoksulun kapısını rastgele çalın. Dinleyin derdini bakalım bir dokunup kaç ah işiteceksiniz ! Varsın şaşıran şaşırsın, eleştirsin, aldırmayın.

Türkiye'de yaşayıp bazı illere gidememek, yarışı baştan kaybetmek demektir. Çünkü sizin o Doğulu dediğiniz her evden en az bir iki oğul, kız ya Batıda büyük şehirlerde çalışmakta veya teröre bulaşmış dağdadır öyle değil mi ?

Öyleyse Doğuyu niçin ihmal ediyorsunuz ? Halbuki o Doğuluların evlatları hep Batıda. İnadına inadına Doğuya, Güneydoğuya giden lider bence çok şey kazanır. Çünkü siz meselenin köküne inmiş oluyorsunuz. Bence babanın ananın oyunu alan, evladın nasıl olsa oyunu alır.

İnadına inadına ezilen, horlanan,  etnik kimliği nedeniyle şimdiye kadar kendini dışlanmış hisseden Kürt vatandaşın da evine gidin. Size nefret dolu bakışları görmezden gelerek onların elini sıkın. Çünkü dokunmak, konuşmak, dinlemek tüm insanların ihtiyaç duyduğu şeylerdir.

Sözgelimi, adamın evladı teröre bulaşmıştır, hatta dağda öldürülmüştür. "Olabilir." demesini bilmelisiniz. Çünkü bunlar memleketin gerçekleridir. Önemli olan çare aramak ve bulmaktır.Götürün mütevazi birşeyler, oturun şehit asker babasının sofrasına, acılarını paylaşın, onları dinleyin. Oturun evladı dağda ölen ailenin sofrasına acılarını paylaşın, varsın birileri sizi eleştirsin. Dokunun omuzlarına ve sıkın ellerini. Bakalım insanların size karşı olan bakışları değişmiyor mu ?

Ben bir ziraatçiyim, ağaçlardan anlarım ama empati bugün tüm insanların ihtiyaç duyduğu bir şey. Ağaca bakarsan, yüzünü güldürür. bakmazsan solgun ve üzgün yapraklarıyla seni dışlar.

Bir de anlamadığım şey, siyasiler niçin yurdun ağaçlanması, her yerin ormanlarla kaplanması gibi bir projeye odaklanmaz ? Her gittiğiniz ilde alın partililerinizi, çıkın dağlara, hazine arazilerine sizi seven her partili bir ağaç dikse kötü mü olur ? Bu sizin yurda bakışınızı yansıtmaz mı ?

Ben şahsen kendime şiar edindim. Her gittiğim cenazenin ardından toprağa bir fidan dikiyorum. "Her ölenin ardından yaşatılan bir fidan " acaba kötü bir kampanya mı ?

Öte yandan gelişmiş ülkelerde  kimse kimsenin dinini, mezhebini sormuyor. Bu gün Avrupa'da memleketi kalkındırmaya mı yoksa liderin dini inancına, mezhebine mi bakılıyor ? 

Liderlerin mezhebine, dinine, ırkına bakma dönemi zaten eski çağlarda kaldı.  Bu gün Avrupa'daBbbbBu bbbbBBBBBBbbbbBu gün    Bu gün Avrupa'da memleketi kalkındırmaya mı yoksa liderin dini inancına, mezhebine mi bakılıyor ? 

Sonuçta  söyleyeceğim şudur ki, halkın sırtından geçinmek isteyen, emredici, hakaret eden lider değil; iletişimi çok iyi kullanan, empatik ve geleceğe yönelik vizyonu olan lider başarılı olacaktır.

Kalın sağlıcakla.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 122
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1624
Kayıt tarihi
: 02.07.12
 
 

68 kuşağındakileri iyi bilirim. Çalışmam ziraat üzerine. İnsanların ana dilleri ile konuşmalarını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster