Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
499
 

Siyaseti Nasıl Bilirdiniz ?

Siyaseti Nasıl Bilirdiniz ?
 

Bugün onlarca siyasi parti var kayıtlı olan. Ya gerçek olan ?


Benim, ülke yönetmenin, seçimlerin, Başbakanlık, vekillik, Türkiye Büyük Millet Meclisi, partiler, seçim meydanları, mitingler gibi siyasi kavramları kafama yerleştirip, bunların hepsinin “Siyaset-Politika” çatısı altında birleşip bir kavram oluşturduğunu anlamam, seksen öncesi bir zamana, siyasetin ne olduğunu anlamam seksen ihtilali, siyasetin havasını solumam da, çocuklukla gençliğe geçiş dönemlerinde spekülasyon olmasın diye adını vermeyeceğim bir siyasi partinin İzmir mitingine katılmakla oldu.

Türkiye’deki siyasi oluşumu ve gelişimi’de tanık olmadığımız dönemler hakkında yazılan yazılar ve kitaplardan, tank olduğumuz dönemlerdeki siyasi faaliyetleri ve eylemleri de görerek ve gözlemleyerek, fikir ve bilgi sahibi olduk. Zihnimizde, bir çok siyasi olayların izi, politik fotoğrafların silueti hala durur. Türk siyasetinin miladını 1923 olarak baz alırsak eğer –ki doğrusu bu olmalıdır- demokrasi adına atılan temellerin, bugünkü gelinen nokta da ne gibi bir gelişmelere yada duraklamalara sebebiyet verdiğini gözlemlemek zor olmaz.

Bilinen veya bilinmeyen gerçekler arasında seçme yaptığınız zaman demokrasinin olmazsa olmazı olan “çok partili siyaset” evresinin ne kadar da abartıldığını bugün görmememiz mümkün değil. Zira, siyaset kavramının Türk toplum yaşamana girdiği ilk yıllarda Cemiyet adı ile kurulan oluşumlar içinde ilk siyasi parti, 1859 yılında İstanbul’da “Fedailer Cemiyeti “ adı ile kurulmuş. Sonraki siyasi partinin kuruluşu 1865 ve kurucu listesine baktığınızda, Namık Kemal, Ebuziyya Tevfik, Ali Suavi gibi isimlerin yer aldığı “Yeni Osmanlılar Cemiyeti’ni” görüyoruz. Daha sonra hepimizin bildiği bir siyasi oluşum var. O da 1889 ylında genel başkanlığını Ali Rüstü bey’in yaptığı Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti. Bu cemiyet, öncekilere nazaran daha kalabalık bir kurucu listesiyle ve daha organize olmasının yanı sıra, yurt dışı oluşumlarını da (Yurt içindeki oluşumlarının yanı sıra Paris, Cenevre, Selanik gibi ) sağlamışlar. Günümüz siyasi yapılanmasına belki de en büyük katkıyı sağlayacak olan oluşum budur demek yanlış olmaz sanırım..

Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar Cemiyet, Fırka hatta Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri adı altında daha onlarca oluşum içerisine gidildi. Bunların pek çoğu kendini feshetti. Birçoğunun Kurtuluş Savaşı ve Milli Mücadele yıllarındaki kaoslu ortama ve kurtuluşa erişmede büyük katkıları oldu. Bugün hepimiz ilk siyasi partinin Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu zannetsek de, bu partinin kuruluş tarihinin tam olarak 1935 olduğunu hatırlatmak gerek. Ama evvela bu partinin 9.9.1923 günü Halk Fırkası, daha sonra 1924’te Cumhuriyet Halk Fırkası ve en son olarak da Cumhuriyet Halk Partisi olduğu bilgisini de vereyim.

Sonraki yıllarda ise adına aşina olduğumuz ve olmadığımız onlarca daha parti kuruldu. Bu partilerin kurulması da Atatürk’ün Cumhuriyetin ilk meclisindeki başta yakın arkadaşlarını cesaretlendirmesi ile gerçekleştiği bilgisi ilginçtir. Atatürk’ün <ı>“bu meclis içinde muhalefet partileri de olmalıdır” önerisi ile Kurulan partilerin birçoğu, gerçekten de çetin muhalefet yapmışlardır.

Geçmişten günümüze onlarca siyasi partinin gelip geçmiş olması, bugün günümüzde bile 50 küsür siyasi parti olması bize şunu gösteriyor ki, Türkiye Cumhuriyeti Demokrasi kavramını anlayabilmiştir. Bu kadar siyasi parti enflasyonunda, zaman zaman kırılma noktaları olsa da, askeri darbelerle demokrasiler delinse de halk siyasi parti ve siyaset kavramına yeterince aşina olmuşlar ve her seçim günü siyasi iradesini özgürce kullanabilmektedir. Her ne kadar, bu siyasi iradeyi belirleme yönünde hala şüpheler, yanılgılar, yanlış tespitler olduğu tartışılıyorsa da, yine de hür iradenin ürünü olarak oy barajını geçen partiler meclis’te ilgili yerlerini alıyorlar. Sonra da, hala anlayabilmiş olmadığım, içimize sindirsek de, sindirmesek de, kanunla belirlenmiş olan ve rakamsal boyutu, aldığı oy yüzdesine göre değişecek olan trilyonlara varan hazine yardımları alıyorlar. Siyasi partilere hazine yardımı ilk kez 1965 yılında verilmiş ve o günden bugüne verilmeye devam etmiş. Asıl amacı, siyaseti geliştirmek ve ülkeye yardımı dokunması gerken bu yardımın verilmesi 2005 yılında AKP ve CHP'nin ortak anlaşmasıyla kanunen sınırlanmışsa da yalnız 2007 yılında verilen yardım miktarı 385 milyon YTL tutarında. Siyasi partiler kanunda yer alan bu hazine yardımlarının kullanımı nasıl denetleniyor, denetleniyor mu tam olarak bilinmese de, geçtiğimiz senelerde verilen yardımların nasıl hiç edildiği zamanla ortaya çıkıyor. Bunlardan en önemlisi Refah Partisi'nin 5 trilyona varan hazine yardıkmını ne için kullandığı, ne yaptığı yada yapmadığı hala kanıtlanabilmiş ve adı geçenler yargılanabilmiş değil. Bu davanın zanlıları hala yurt dışında kaçak durumdadırlar. Bildiğiniz üzere de bu partinin lideri Sayın Erbakan'da Cumhurbaşkanı tarafından affedilmiştir. Benzer bir olay da CHP için söylenmekte olup, yaklaşık 4 trilyonluk bir kısmının bir tv kanalına aktarıldığı söylemi davada aklanacak mı bunu göreceğiz. Ama bu hazine yardımlarının yapılmasını bir Türk vatandaşı olarak hala sindiremediğimi belirtmek isterim. Zira, bu partilere verilen paralar, çok daha farklı alanlara, bilime, enerjiye, eğitime aktarılabilir. Üstelik bunları kimse hiç edemez. Bu paralar siyasi partilerce heba ediliyor ama bilim yuvalarında ve enerji santrallerinde, eğitim kurumlarında, ülkenin askeri yapısında, doğanın korunmasında gibi alanlarda kullanılsa, en azından ortada elle tutulur birşeyler olur. Dünyanın 17. ekonomisine sahip Türkiye bu paraları çarçur etmemelidir.


Demokrasinin gereği olan ve olmazsa olması olan siyasi partiler yaşamımızda hep var olacak, var olmalı. Ama, gerçek değerini, meclise soktuğu vekil sayısı ve hazineden alacakları trilyonlar değil, halkın gönlünde ve seçimlerde alacakları oylar olması gerektiğini ve partilerin gerçekten hizmet için var olması gerektiğini düşünüyorum.

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Siyaseti kendi acizane düşüncemle: Millet ve memleket meselelerini ele alan, bunlara içte ve dışta çözüm arayan, savunan, öneriler üreten bir meslek dalı olarak bilirdim. Fakat bu gün görüyorum ki siyaset: Yalanla dolanla iş başına gelip millet ve memleketi soyma ve dış ülkelere peşkeş çekme ilmi haline gelmiş bulunmakta. Onun için nefret etmekteyim siyasetten ve siyasi partilerden. Selam ve sevgilerimle.

Hilmi Polat 
 27.09.2008 15:45
Cevap :
Siyasetten ne kadar nefret etsek, karşı dursak da, binlerce yıl öncesinden gelen bir öğreti sistemi aslında siyaset. Dün nasıldıysa, bugün de öyle. İnsanları yönetme sanatı olarak anılsa da, aslında günümüzde iyiden iyiye insanları kandırma sanatı oldu gerçekten.. Ama "nasıl gelmişse öyle gider" demektense, bu sistemi değiştirmek için çaba sarf etmemiz gerekmez mi acaba ?  06.10.2008 10:14
 

siyaseti nasıl bilirdiniz isimli yazınızı okudum ben her zaman derim siyaseti hiç sevmedim siyasetin hiç bir yanında yöresinde olmadım ama siyaset denen bir olgu bir durum var umarım düzelir diyorum ama hiççç ümidim kalmadı bugünkü yapılan siyasetten. Hani bir temel fıkrası vardır yaaa diyeyim kısaca sizin yazınızın başlığı bana bu fıkrayı hatırlattı. Hoca cemaate sormuş falancayı nasıl bilirdiniz diye herkes bir şey söylemiş bakmış olacak gibi değil hoca öyle ise habu adami gömün gitsun demiş şimdi o hesap bu hesap derken siyaseti nasıl bilirdik mevzusunda nasıl olsa bunların düzeleceği yok seçimlerde hazır yaklaşıyor onların hepsini yaniii diyorumki ha bu siyaseti gömün gitsun :))))))) hayırlı ramazanlar saygı ile

güneşin kızı_firuze 
 25.09.2008 14:55
Cevap :
Yoruma eklediğiniz fıkra biraz olayı özetliyor gibi. Ama maalesef onlar gömülene kadar gömdüklerinin sayısı giderek çoğalıyor. Ayakta duran yine onlar oluyor. Selamlar...  25.09.2008 15:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2458
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster