Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Nisan '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
982
 

Siyasetin bir raconu vardı!

Siyasetin bir raconu vardı!
 

Kaynak:İnternet


“İbo Show” başlıklı bir yazı yazmıştım; ne yalan söyleyeyim oğlum dahi kınamıştı!

Görüşüme destek de aldım, bu arada belirtmekte epey fayda var!

AKP’den liste dışı bırakılınca Şanlıurfa’dan bağımsız milletvekili adayı olduğunu avukatı aracılığı ile bildirmiş; hayret elbet!

Yani, sen kalk ölümden dön, tedavi gördüğün yerde milletvekilliğini dert et!

Cıksss…

Mantığa da, duyguya da oturmuyor!

******

Siyasetin de bir raconu vardı; hayran kitlesi ile oy toplamak değil de, seçimlerde öne konulan bazı değerler vardı!

Ne bileyim, eğitimi, becerileri, efendime söyleyeyim, vekil olmayı taahhüt eden kişilerin seçmenlerine sunacağı görüşleri, onlar adına koruyacağı hakları falan olurdu!

“Vaat” de denilebilir; lakin vaatleri de değerlendirecek seçmenler vardı; seçmenler de değişti mirim!

Ciddi ciddi seçerlerdi, seçmen haklarını iyi-kötü yerine getirirlerdi; bağnaz CHP ve DYP yanlıları da vardı; lakin kahvede bağrış çağrış tartışırlardı!

Hükümet de çatır çatır eleştirilirdi!

Zira, hükümet seçmenleri tarafından seçildiğini gayet iyi bilirdi!

Seçmenlere baskı da uygulanmadı zaten bu yüzden!

Yazarlar da yazdı, çizerler de çizdi…

******

O arada yavaş yavaş, alttan alttan… Çaktırmadan… “Allah” adı ile bir yapılanma başladı; üniversite öğrencisiydik bizler o zaman, farkındaydık ama inanın yine de olabileceğine ihtimal vermiyorduk!

Kondurmak mı istemiyorduk, eğitim alan kişilerin medeniyetten uzaklaşacağına mı akıl-sır erdiremiyorduk; Atatürk ve kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne olan inanç ve güvenimizle asla zeval gelemeyeceğini mi düşünüyorduk?

******

Hiç yabancı değil, bir uzak akrabamız anlatmıştı, yıllar önce… Teyze kızı mıydı, hatırlamıyorum, Bursa’ya evlerine gidiyor.

Ne enişte, ne evin delikanlıları ile yüz yüze geliyor!

Yer sofrasında yemek yiyorlar…

Köy değil efendim, bir profesörün evi burası, haremlik-selamlık olarak yaşanan, masada yemek yemek günah sayılan, falan!

******

Yok futbolcular, yok sanatçılar falan milletvekili olmak istiyorlar ya, onlar mı ister, oy toplama potansiyelleri yüzünden partiler mi fiştekler, bilinmez!

Hayır yani, bir de öyle yüksek bir maddi bedel söz konusu ki; “Çekilin ayol, o futbolcuya, bu sanatçıya kalana kadar ben varım ortada!” diyemiyor insan!

Hayır yani, ne hayranlarım vardır oy verecek, ne de yeterli param aday adayı olacak; lakin Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için pek güzel fikirlerim vardır, ne para ne pul etmez!

Hatta, susmamız hayrımıza olur diye bir Ergenekon, Balyoz, falan feşmekan dikilmiştir karşımıza; bunlardan içeri girenin çıktığı pek vaki değildir!

******

Çenem açıldı bir kere, tutmak olmaz!

Bir şeylere, yani hani anlattım ya; alttan alta enjekte edilen bir şeylere güvenmese bir insan, seçmeni nasıl bu kadar hafife alır?

Seçmeni hafife almasa, nasıl bu kadar otokrasiye soyunur?

Hani İbo dedim ya, “İmparator” diye tapanları vardır, hangi derdimize derman olur, mecliste ne şekilde sesimiz olur diye düşünmeksizin, hele ki ölümden dönmüş(!) biri olarak destekçileri pek çok olur!

(!) Bu işaret “İbo Show” başlıklı yazımdan kaynaklanmaktadır; bilginize…

******

“İbo” bir örnek elbette, siyasetin gelmiş olduğu noktayı anlatmak adına…

Şimdi, İtalya örneğinden falan yola çıkıp yazdıklarımı “çamur” diye niteleyecek olanlar da olacaktır; “Şekerim; örnek verirken Avrupa’dan veriyorsun da, zihnin Arap kültürü ile dolu!” diye peşinen söyleyeyim; neme lazım!

******

Neyse…

Benim derdim minareyi kılıfına uydurma kültürü yerine samimi vatanseverlerin olması!

Bu kadar basit!

Yalansız, dolansız…

Riyasız!

Şeffaf! Çıplak!

Dokunulmazlıklar kaldırılsın, mesela, önce!

“Türkiye Cumhuriyeti” dokunulmaz olsun; bu önemli bir mesele!

Öyle, delik deşik edilmesin de amaca yönelik olarak yasalar, hani, kandırılmadan; ki kimi kandırdıklarını sanıyorlarsa artık!

Kanmayanların soluklarını kesmekle bitmiyor bu işler!

******

Yani, toparlarsam, seçmenler de değişti, siyaset de!

İktidar seçildiğinin ya ayırdında değil, ya güvendiği bir şeyler var!

Yoksa, otokrasiye bu kadar meyilli olması normal değil!

Seçmen bu kadar mı şapşırır, inanması zor!

“Olamaz” diye düşündüklerimiz gerçek olduğuna göre, toplumsal ciddi bir problem var demek!

******

“Allah” ile korkutulan toplumların “Allah” ile yola çıkanları mantık ile değerlendirmesi ne ölçüde olabilir, bir düşünelim diyeceğim ama, diyemiyorum…

Korku öyle illet bir şey ki; kişi kendini yer bitirir, bundan birileri nemalanır, falan, umuru duymaz!

Korkuları ile cebelleşmekten, garibim, başını kumdan dışarı çıkaramaz!..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Karaoğlu, gene pek bi güzel yazı yazmışsınız.Ha keşke eleştirdiğiniz konular yazdıklarınızdan daha güzel olsaydı da bizler de sana ağzımıza geleni söyleseydik.Ne yazık ki; bu bir özlem olarak kalacaktır.İlgi ve alaka yetmiyor; fidanın büyümesi ve hep yeşil kalabilmesi için sulanması, bakılması,budanması,dibinin eşelenmesi, gübrelenmesi… gibi işlemlerin de yapılması gerekir.Ne yazık ki; bizler Aydınlık Cumhuriyetimiz için 1950 yılından itibaren bunları esirgedik… Sonuçta bu oldu.İyi niyetle; insanlardan iyilik beklemek,insanlardan görevlerini bi hakkın yapmalarını istemek,yetim hakkı yememelerini söylemek… artık lakırdı muamelesi görmektedir. Çok istiyorsan gel de önele diyenlerin sesleri hala kulaklarımdadır.Bunu bilelim ve buna göre yol ve yöntem izleyelim derim.Yoksa, Tatlıses’in, kendisi dururken; imparator diye çağrılan İbrahim’i milletvekili seçmesi bizleri hiç şaşırtmamalıdır.Göle çalınan maya tutmuştur. Sevgilerimle…

Süleyman Alkan 
 12.04.2011 17:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1337
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster