Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
205
 

Siyasetin İklimi

Siyasetin İklimi
 

CHP'ye tuzak mı hazırlandı?


Türkiye’de siyasetin iklimi, iyice bozuldu son günlerde. 

Adı fazlaca duyulmamış bir bayan gazeteci -her nasılsa- Deniz Baykal’dan randevu alıp röportaj yapmak için TBMM’deki odasına gidiyor. Sözünü ettiğim gazeteci İklim Bayraktar… Bizim bilmediğimiz nedenlerden ötürü, çok kısa sürüyor bu görüşme. 

İklim Bayraktar’a göre, Baykal, kendisini taciz ediyor. Baykal’a göre ise İklim Bayraktar, kendisine –deyim yerindeyse- sırnaşıyor. Hangisinin doğruyu söylediğini bilemeyiz. Tahmin üzerine düşünce belirtebiliriz ancak. 

Buradan sonra yazacaklarım, tahminlerimdir. 

Deniz Baykal’ın, İklim Bayraktar’ı taciz ettiğine inanmıyorum. Böyle bir niyeti olsaydı, daha uygun bir yerde görüşürdü bence. Kaldı ki böyle bir taciz olayı varsa Baykal’ı bu davranışa iten İklim Bayraktar’ın tutumudur büyük olasılıkla. Görüşme sırasında; karşısındakini yüreklendirici davranışlar sergilemiş, sözleriyle böyle bir hava yaratmıştır bence. Amaç Baykal’ı tuzağa düşürmektir. Ve onun üzerinden CHP’yi yıpratmak… 

Baykal, İklim Bayraktar’dan daha çekici ve daha güzel bayan gazetecilerle görüşmüştür mutlaka. Şimdiye dek böyle bir şeyin yaşanmaması, Baykal’ın lehine düşünülmesini sağlayan bir etkendir en azından. 

** 

“Teke Tek" programında dinledim İklim Bayraktar’ı. Muharrem İnce’nin aymazca davranışını da kullanarak başka bir yandan çamur atma girişiminde bulunuyor. AKP’li üst düzey birisi için Kılıçdaroğlu’na söylediklerini ise inkâr ediyor. Demek ki Kılıçdaroğlu’na kasıtlı olarak söylediği bir şey var. Kılıçdaroğlu bunu açıklayacak, o da yalan olduğunu söyleyerek açık düşürecek. 

Bu olayların tam da seçim öncesine denk düşmesi rastlantı olamaz. Hangi coğrafyadan kaynaklandığı bilinmeyen iklimin, Dünya Kadınlar Gününde çıkıp havayı bozması kuşku uyandıran bir durum… CHP ile ilgili konuşmaları, tümüyle, "sever gibi görünüp dövme" üzerine kurgulanmış. Özet olarak, İklim Bayraktar’ın, hangi coğrafyadan kaynaklanan iklimin sarmaşığı olduğu aşağı yukarı belli... Büyük olasılıkla da iktidar coğrafyasından kaynaklanan bir iklimin sarmaşığı… 

*** 

Böyle düşünmemin nedenleri var elbette. Tacize uğrayan bir kadın; durumdan rahatsız olduysa anında tepki gösterir. Duyulmasını istemiyorsa da tacize uğradığı yerden ve tacizciden uzaklaşıp susar. Hiç kimseyle paylaşmaz yaşadıklarını. İklim Bayraktar, hiçbirini yapmıyor. Ne tepki gösteriyor ne de susuyor. Elinde hiçbir kanıtı olmamasına karşın; Gürsel Tekin’le ve Kılıçdaroğlu’yla paylaşıyor taciz savını. 

 

İklim Bayraktar doğru söylüyorsa Gürsel Tekin, oltayı yutuyor. Hemen Soner Yalçın’ı arıyor ve durumu anlatıyor. Hem de telefon aracılığı ile… Telefon dinlemelerinin ayyuka çıktığı bir dönemde, böylesine özensiz davranması –kasıt olmasa da- affedilmez bir hata… Ülkemizin dar boğazdan geçtiği bir dönemde, CHP gibi bir partinin yönetim kadrosunda olanlar, daha özenli olmak zorundadırlar çünkü. 

 

Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan; İklim Bayraktar'ın durumu kendisine e-posta ile bildirdiğini; kendisinin de Soner Yalçın'ı, telefonla arayarak haberdar ettiğini söylüyor. Dinlemeye takılan konuşmanın, bu konuşma olduğunu açıklıyor. 

 

Peki, İklim Bayraktar; neden Soner Yalçın'a durumu bildirenin, Gürsel Tekin olduğunu söylüyor? Ortada bir art niyet mi var yoksa? 

*** 

Konunun başka bir boyutu da var. Ve bu boyutu çok önemli… Taciz, yasalarımıza göre suçtur. Ancak, takibi mağdurun –çocuk ya da zekâ engelli değilse- şikâyetini gerektirir bildiğim kadarıyla. 

 

İklim Bayraktar çocuk değil… Zekâ engelli değil… Şikâyetçi olmadığını da söylüyor. Taciz olayının, Ergenekon Davası ile ilişkisi de yok üstelik. Peki, savcı İklim Bayraktar’ı neden gözaltına alıyor ve tacizle ilgili soruları neden soruyor? Üstelik bu olay; hangi amaçla, nasıl ve kim tarafından medyaya sızdırılıyor? Davayı ilgilendirmeyen bir telefon görüşmesi, tutanaklara neden yazılıyor? Bu durumda savcı, hukuku çiğnemiyor mu? Yoksa savcıların, “muhalefeti yıpratmak” gibi bir görevi var da biz mi bilmiyoruz? 

*** 

Ülkemizde; siyasetin ikliminin bozulduğunu biliyoruz. Hukukun iklimi de mi bozuldu dersiniz?

Haydar Bibinoğlu

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 90
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 739
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Emekli Öğretmenim. Anadolu Üniversitesi, AÖF, Eğitim Önlisans Programı mezunuyum. İlgi Alanım: Si..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster