Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
371
 

Siyasetin Pi “P" sayısı faktörü

Siyasetin Pi “P" sayısı faktörü
 

Üstün değerlerle bezenmiş olan adâlet; yeryüzünü ısıtan ve aydınlatan güneşe benzer


Başlangıç notu: Pi sayısının bilinen standart sembolünü, yazı metni içine yansıtamadım. Yazı panoya yapıştırılınca standart sembol kayboluyor ve "p" şekline dönüşüyor. Hoşgörmenizi rica ediyorum.

-------------------------------------------

Siyasetin "Pi" Sayısı Faktörü  

Öğrenebilmedeki kabiliyetini  henüz yeterli seviyeye  getirememiş, belki de sınıf atlayamayacak konumda olan öğrencilere muhtelif konulara ait problem çözümleri öğretilirken, çözüm için kullanılan formül içinde bulunması gerekiyor olsa dahi, bazen “p” pî sayısı alınmaz, göz ardı edilir. Veya en fazla; “ p(pî)  değerini «3 veya 3.14 » olarak alalım” denir. Çünkü, sabit sayının küsuratlarını da dikkate alarak hesabını yapmaya kalksa, hakiki olan değerleri bulmadaki hassas nüanslar  kendini göstereceği, bu ince farklılıkları, nüansları dikkate almanın da her öğrencinin üstesinden gelebileceği bir şey olmadığından, öğrenci; problemini çözemeyecek, karıştırabilecektir.

Nasıl ki, kimi mühim problemlerin çözümünde 22/7 sayısı, yani  “p” pî  sayısı diye anılan bir sabit sayı faktörü var. Öyle ise, “p” pî  sabit sayısı faktörünü hesaba gerektiği gibi yansıtmadan, hesap doğru çıkar mı?

Bu özel sabit sayının (“p” pî sayısı = 22/7 = 3,14285714285714285714285714 28571)    asıl değeri problemin çözümünde değerlendirilmeden, yuvarlanarak alınıyor ve hesaba öylesine kaba değerlerle katılıyorsa, aslında herkesin malumu olduğu gibi problemin çözümü sulandırılıyor demektir. “Değer!” faktörünün inceliklerine dikkat edilmediği için elde edilen  sonuçlar da; “kabaca” elde edilen sonuçlar olmuş oluyor.

Hayat…Yani yaşanılan ömrün kendisi de; dosdoğru anlaşılması ve her ânı itina ile, dikkat ile çözümlenmesi gereken bir problemden ibarettir. Çözümde ki inceliklere özen gösterilmediği takdirde, siz bir hayat yaşamış olursunuz lakin, o hayat kaba saba yaşanmış bir hayat olur.

Hayat!… Şerefle, hem de dolu dolu, dosdoğru, güzellikler içinde geçirilmesi gereken bir süreç. Nice hayatlar vardır ki aslında başlangıç noktası ile bitiş noktası arasında  bir tabutun içinde geçer gibi geçer. O, adeta ölü bir hayattır. Ortada bir hayatın varlığından söz etmek teorik olarak mümkündür ancak hayat toprağını sürerek, güzelce hazırlayamamıştır.  Toprağı ekilir hale getirememiştir. Hayat toprağına bir tanecik bile tohum atmamıştır. Hayat filiz verememiş; dallarına, yapraklarına, en güzel renklerine ve başaklarına, meyvelerine ulaşamamıştır.

Kimi hayatlar da vardır ki, alemlere örnek abidesidir. Eş zaman da sürdürülmüş diğer hayat sahiplerinden kıymet bilenler, o hayatların hayranıdırlar. Onlar; O aleme örnek hayatların güzelliklerine, kendi devirlerinde şahit oldukları ile yetinmemişler, gelecek zamana, onların o güzellikler içinde geçen ve insanlara ilham verecek, örnek olacak hayatlarını, anlatarak gelecek nesillere taşımak istemişlerdir. Rasulullah Efendimiz’in (S.A.V.) hayatı bunların başında gelir. Diğer yaşanmış numune hayatlar  için de, ölçek-referans; O’nun (asm) örnek hayatıdır. O’nun (asm) hayatı: Ahkâm-ı Kur’an’iye den  zerre farklı bir şey değildir. Kur’an-ı Kerim ise; şüphesiz Ahkemü’l- Hâkimin olan Allah Teâlâ’nın sözleridir. Şimdi, Resul-i Ekrem Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem), hesaplarında, hesapların kendisine has incelikleri olan   Kur’an-ı Kerim değerlerine, gerektiği gibi önem vermediğinden söz edilebilinir mi? Yani bir bakıma, hesabın “p” pî sayı dikkate alınmamış olabilir mi? Biz bunun olamayacağına kati suretle iman eden mü’min kimseleriz. Elhamdülillah.

Siyaset erbabının ise, yönetimi üslenmesi halinde, masalarında ki çözüm bekleyen hesapları hukukla ilişkiliyse, o halde, onların hesaplarının “p” pî sayısı; iyi hazırlanmış, iyi yazılmış bir yasa- hukuk değildir. Hukuk kitabını iyi ezberlemiş, bilgili hukukçuların ve kanaatini hükmüne çok rahat mesnet ediveren, işini kolayca bitiriveren hakemlerin olması da değildir! “Pi” sayısı: adil olmak faktörüdür. Adil olamamak ihtimali karşısında, başları yastığa rahatça koydurmayan, gözlere uyku girmeyen,  kalplere ferahlık verdirmeyen, çok kritik bir özelliği bulunan “hassas hesap ayrıntısı” demektir.

Siyaset erbabının siyasetlerinde “p” pî sayısı faktörünü hesaba katarak proplem çözebilecek seviyeye gelebilmeleri için, öncelikle siyaseti değil, feraseti ve zehadet’i kazanmış olmaları, en azından, nasip almış olmaları gerekir. Feraset ve zehadet olmadan, “adillik…” mümkün olmaz. Adillik olmadan da, yasa yapıcı veya yaptırıcılarınca,  adil bir hukuk, üstün bir hukuk yazdırılamaz. Hasbelkader yazdırılmış olsa dahi, yazdırılan ile yaptırılan birbirine uymaz, tenakuz içinde olur.

Hukukun üstünlüğü ve adalet anlâyışı; bir toplumu en organize ve en moralize edecek, en elzem ve en üstün  ulvi  değerleri olan kavramlardandır. Hukukun üstünlük elbisesini giyebilmesi, üstünlük değerleri ile bezenmiş olmasına bağlıdır. Üstünlük değerleri ile bezenememiş bir hukuka, ne kadar üstün tutulması için  gayret gösterilmeye çalışılırsa çalışılsın, toplum gözünde hiçbir kâr etmez. Üstünlüğe bezenmişlik, işte; ancak adâlet anlayışının ruhundan gelir ki, onun kaynak adının; feraset ve zehadet’in ta kendisi olduğunu söylemeye çalıştık.

Doğrusunu, kusursuz olanı, ancak Allah Teâlâ’nın bileceğini dil ile ikrar, kalb ile tasdik ederken, biz acizane deriz ki: Adil  olan o ki, zalimin elinde zulümkarlık yapmaz. Dünyanın ağırlığı-tesiri üstüne gelse, Allah’ı (c.c.) bilir, adâletten, doğruluktan şaşmaz. İnşaAllah.

 İki Âyet-i Kerim’e ile sözlerimizi bağlayalım... Allah Teâlâ  buyuruyor:

Nahl-90 : “ Muhakkak ki Allah, adâleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl: 90)

 Mâide-42: “…Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adâletle hükmet. Allah adil olanları sever.”

 En güzel günler sizin olsun.

Selam ve duâ ile…

Duran Açıkgöz / 14.Şubat. 2012

Kaynak:

-Özbek, A., Karaman, H., Turgut, A., Çağrıcı, M., Dönmez, İ.K., Gümüş, S., 1992, Kur’an-ı Kerîm ve Türkçe Açıklamalı Meali, Hâdimü’l-harameyni’ş-şerîfeyn K.Fehd Mushaf-ı Şerif Basım Kurumu, Medine-i Münevvere

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 213
Kayıt tarihi
: 20.12.11
 
 

Hayata ilişkin keşfedebildiğim iyi, güzel ve faydalı olabilecek  bir şeyler varsa, onları  değerlen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster