Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
24
 

Siyasette değişim beklentileri

Siyasette değişim beklentileri
 

tahmin


CHP’de  yönetimsel felaketler,  MHP yönetimindeki çalkantılar HDP li eşbaşkanların söylemlerindeki değişiklikler, ABD ve batıda oluşturulmaya çalışılan saldırganTürkiye algısını üst üste koyduğumuzda önümüzdeki yıllarda  Türkiye ve bağlantılı dünya siyaseti nasıl evrilecek diye insan düşünmeden edemiyor?  Bu siyasetin ana hatlarında ne gibi değişikilikler olacak biraz fikir jimnastiği yapalım?

Şöyleki;

Öncelikle CHP’de  genel başkanın  değişebileceğini  rahatlıkla söyleyebiliriz. Siyaset’e “Gandi  Kemal”  “mülayim adam”, “dürüst lider” pozları ile sokulan KK alttan alta gaz verilerek basit bir küfürbaza dönüştürüldü. Lideri yönlendirenler siyasi muarızlarını da  aynı seviyeye çekmeye çalışıyor başardıkları zaman sanki KK'ya yol verilecek. Fakat ne Erdoğan ne de Davutoğlu henüz  çıtayı bu derece düşürmediler. Şimdilik pek bir kazançları yok ellerinde sadece “küfürbaz” bir lider var. Olası bir değişimde CHP nin başına gelme konusunda en şanslı isim Böke, neden derseniz daha önceki dönemlerde Yılmazı, Eceviti , Çilleri parlatarak Başbakan olmalarına katkıda bulunan Candaş medyadan alınan sinyallerin yönü bu doğrultuda da o yüzden. Hemen hemen aynı  lider parlatma stratejisi uygulanıyor.

MHP açısından durum bu kadar net görünmüyor. Bahçeli pozisyonunu korur ise pek sorun çıkmayacak gibi. Fakat Özdağ ya da Vural genel başkan olursa bu durum bir kısım millici ve gerçekten milliyetçi  MHP tabanının canını sıkacak. Hatta bu aynı kısım tarafından kabullenilmeyecek bir MHP tablosu anlamınada gelebilir. Böyle bir gelişmede parçalanma kaçınılmaz olur. Batıda ki kısmen seküler  MHP oyları yeni yönetime veya CHP ye, orta ve doğudaki  muhafazakar tabiatlı MHP oyları ise Bahçelinin yeni oluşumuna  ya da Akpartiye yönelebilir. Etnik oyların oranı azalacağı için hayırlı bir sonuçta verebilir. Buradaki en kötü senaryo parçalanma olmaksızın paralel yapının MHP de etkin olmasıdır. Böylesi bu durumda geleceğimiz çok kararabilir. Şöyle ki;  sonrasında MHP li isimlere, kurumlara, hedeflere yapılacak olası saldırılar Türkçülere meşru müdafaa hakkını doğuruyor kisvesi altında  tersinden  kürt vatandaşlara yönelebilir.  Bu iç savaş denemesi anlamına gelir. Bu senaryo başarıya ulaşırsa milletimizi zihinsel ve siyasi bölünmeye hazır hale getirir. Paralel kafalar ve hesaplar muhtemelen bütün mesaisini bu plan üzerine kuruyor fakat zor çünkü deşifre haldeler ve millet onların sandığından daha akıllı.

HDP ise batının ve içerdeki yardakçılarını verdiği gazla çözüm sürecini sonlandırarak kilitlendiği bölgede bir PKK devleti kurma hayalini sert askeri tepki sonrasında geçici bir süre askıya almak zorunda kaldı. Çözüm süreci bütün handikapları bir tarafa bölgede vatandaşla PKK yı baş başa bırakarak vatandaşın PKK’nın gerçek yüzünü görmesini sağlamıştı. Ardından iyi hazırlanan devletin gücünü göstermesi ve PKK nın halkın güvenliğini öncelememesi sonucu PKK’ya duyulan sempati yerini kopuşa bıraktı. Bu Türkiye için sanılandan çok daha büyük bir kazanım oldu. Bu gelişmeyle birlikte batıda hesaplar sil baştan yenilendi.  Hesaplar nasıl değişti? Batı bir defa Türkiye’yi yok farz ederek, sindirerek, korkutarak bölgede düzenleme yapamayacağını anladı. Ne kadar zor ederse etsin bize maddi ve manevi kayıplar verdirirse verdirsin daha fazla taviz alamayacağını nihayetinde kendinin de bir şey kazanamayacağını idrak etti. Artık çaresiz bir şekilde Türkiye ile uzlaşarak yola devam etmek zorundalar. Türkiye ile uzlaşma sağlandığı an Türkiye’nin önü çok fazla açılacak. Hem etki alanı açısından hem de ekonomik açıdan kontrolü zor bir bölgesel güç haline gelecek. Fakat bu uzlaşmayı Erdoğan ile yapmak istemiyorlar çünkü kısa ve orta vadede Erdoğan’a güvenmiyorlar. Bu güven batı çıkarları açısından bir güven yani bizdeki çapsız muhaliflerin saçmalıklarından oldukça farklı.  Bu yüzden son bir deneme yapmaları kaçınılmaz görünüyor. Bu deneme geniş kapsamlı bir kürt-türk çatışması ve sonuçta batıya mahkum olmuş kolu kanadı kırık bir Türkiye şeklinde olabileceği gibi Erdoğansız batıya yakın(gebe) hükümet formülleri şeklinde de olabilir. Türkiye bundan sonra kesinlikle daha güçlü daha zengin ve daha az sorunlu olacak. Bizim için asıl meselenin düğümlendiği yer "bu zenginlik ve gücün kullanımında Türk milleti söz sahibi olacak mı, olmayacak mı"? Ülkemizde ipleri batı yada batının taşeronları tutarsa varlık içinde yokluk çekmemizde olası bir sonuç.

Dünyanın önümüzdeki yüzyılda nasıl bir hal alacağı savaşının verildiği Suriye de çok zaman harcandı. Vakit herkes için çok daraldı, sıkıştı artık sona yaklaştık. Herkes iyi düşünmek safını iyi belirlemek zorunda. Bu ülkede yerel unsurlar yerel değerler söz sahibi olsun çevremizdeki acılara biraz müdahil olalım istiyorsanız işiniz zor. Batı ile gerilim bitse bile acılarla yokluklarla kavga devam edecek. Yok eğer ben dansımı edeyim rakımı yudumlayayım dünyanın geri kalanının çektiği acılardan bana ne ülkeyi de  kim yönetirse yönetsin, ben yaşam tarzım garanti altında olsun yeter diyorsanız sonuçtan bağımsız olarak her halükarda kazanacaksınız. Bodrumda ya da başka bir sahil kasabasında  içkinizi yudumlamaya devam edeceksiniz hiç  endişeniz olmasın. Çünkü mesele sizin çok çok üstünüzde ve siz ihmal edilebilir dönemsel bir sapmasınız. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 253
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp fakültesi mezunu.  Bir kamu kuruluşunda çalışıyorum. Futbol, siyaset..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster