Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
370
 

Siyasi ahlak sorgulaması

26.04.2007 tarihinde NTV'de yayınlanan Can Dündar'ın sunduğu Neden? adlı programı izleyen şanslı insanlardanım. Söz konusu programın sonlarına doğru Sayın Ali Bulaç'ın tesbiti çok yerindeydi bana göre. Ali Bulaç diyordu ki; "Bu seçmen heterojendir yani dinsel açıdan heterojendir, mezhep açısından heterojendir, sınıfsal açıdan, etnik açıdan da heterojendir. Çevre diyebileceğimiz şey bakın mesela 1950’de Menderes, 1965 Demirel, 1973 Ecevit, 1983 Özal, 1995 Erbakan ve 2002 Recep Tayyip Erdoğan. Bunlar çevrenin temsilcileri olarak çevreyi, o enerjiyi merkeze taşıma iddiasıyla ortaya çıkıyorlar. Çevre bunları destekliyor. Fakat bu çevrenin, bu heterojen olan çevrenin ve seçmenin sadakati de yoktur. İdeolojik sadakati yoktur, parti sadakati yoktur, lider sadakati yoktur."

Bu millet neden sadakat yoksunudur? Öncelikle bunu sorgulamak lazım. Tuttuğu takıma daha sadık iken, damarını kesseler takımının rengi akacak iken bu seçmen neden kendi ve çocuklarının geleceği, refahı, sosyo politik yapısı ve ekonomik koşulları ile ilgili kararları alırken, kendinden emin ve partizan bir tavır sergileyemiyor? Eksik nerede veya kimde?

Toplum olarak siyaset ve ahlak sorgulamasını yapmamız gerekiyor. İnsanoğlunun varoluşu ile alakalı olarak, onun yaşamında mutlaka bir "öteki"ve bir "ilişki" vardır. "Öteki" ve "ilişki" kavramlarının yaşama geçirilmesi sürecinde, ahlak ve siyaset tarisel ve toplumsal olarak hangi biçimde olursa olsun, kendiliğinden ortaya çıkar.

Ahlak ve siyaset, “öteki”ne ne yapacağımız, nasıl davranacağımızla ilgilidir. İnsan varsa, ahlak, siyaset ve devlet olacaktır. Tartışılacak olan onların varlıkları değil, nasıl olmaları gerektiğidir. İnsanız ve temelimizde sosyal yapılanmamızda bir "muhatap"ımız var.

Anavatan ve Doğru Yol Partisi cumhurbaşkanlığı seçiminin 1. tur oylamasına katılmama kararı aldı. Ancak her iki partiden de iki milletvekili Genel Kurul’daki oylamaya katıldı. DYP parti yönetimi, 2 milletvekili ile ilgili inceleme başlattı. Mehmet Ağar yaptığı basın toplantısında "Aldatan olmaktansa, aldatılan olmayı yeğlerim" gibi bir yorumda bulundu.

Muhataplarımız ile de etkileşim içindeyiz. İnsan bir birey, etkileştiği bireylerle oluşturduğu ise toplum. İşte bu yüzden "Hak ettiğiniz biçimde yönetilirsiniz" ve de "Sizin, ne kadar karşı çıkarsanız çıkın, yurttaşı olduğunuz devlet, sizin devletinizdir".

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=25948

Tecettin KIYICI 
 03.11.2008 18:59
Cevap :
çok enteresan, okudum ,teşekkür ederim.saygılar.  05.11.2008 19:48
 

"Balık baştan kokar" ı savunduğumu söylemeliyim. Yani size kesinlikle katılmıyorum.Bizde "ordu" siyasete karışır.Türkiye' de "siyaset" halktan gelmemiş, eğitimli subaylardan arz edilmiştir.Doğru tahlil için "tarafsız" bir gözle bakmanın ve tarihi iyi bilmenin son derece önemli olduğuna inanırım.İyi bir yargı vardır her şekilde sorunun tespitini yaptığına inandığım:"ABD' de iktidarı tüccarlar elde tutar zira orada demokrasiyi tüccarlar kurmuştur.Avrupa' da halk tutar zira orada demokrasiyi halk getirmiştir.Türkiye' de ise doğal olarak asker tutar ki, "demokrasi" asker tarafından "ithal" edilmiştir.O yüzden bizim "Magna Carta Libertatumumuz"(İng.) ya da "Bağımsızlık bildirgemiz"(ABD) veya "İnsan ve yurttaş hakları bildirimiz"(Fransa) yoktur da, "Misak-ı Millimiz" vardır.Bu belgeler arasındaki belirgin farkın nerede olduğunu biliyorsunuzdur.O yüzden, siyasi ahlakımız bugün silah satın aldığımız ülkelerin söyledikleri yönde şekillenmek durumundadır.Zaten konuşmaya da başladılar.Saygılar.

Lale Beşe 
 04.05.2007 12:26
Cevap :
Tesbitlerinize tamamiyle katılıyorum.Sonuçta iş başa düşmüyor mu? Saygılar  04.05.2007 13:58
 

Fakat "siyasi ahlak" olgusunu halk yerine siyasi partilerden başlatmak daha doğru gibime geliyor. Hangi siyasi parti istikrarlı bir çizgi izliyor ki seçmen istikrarlı olsun? Bizim memlekette "demokrasi" halk talebi ile gelmemiştir. Halk, Mustafa Kemal Atatürk tarafından uyandırılmıştır. Kendiliğinden bir demokrasi bilincine sahip olamamıştır Türk milleti. Bu yüzden de her zaman bocalayacaktır. İslam dininin de etkisi ile kadercilik bizim genlerimize işlemiştir. O yüzden birlik ve beraberlik kaygısı gütmeyiz, güdemeyiz. Her zaman bir "kurtarıcı" bekleriz. Bu beklenti de, "kurtarıcı" heveslilerini gayet de fırsatçı tavırlarla meydanlara çıkmaya teşvik eder. Siyasi ahlak sıkıntımız vardır elbet fakat bir de "medyatik ahlak" sıkıntımız var ki, bu magazinel anlam dışında henüz gündeme gelememiştir. Şahsen taşların yerine oturmaya başlayacağı bir zamanda, asıl "medyatik ahlak" sorununun tartışılacağına inanıyorum. Bunun siyasi ahlaktan daha önemli olduğuna da. Saygılarımla...

Lale Beşe 
 04.05.2007 10:05
Cevap :
Lale Hanım, Partiler sonuçta kendiliğinden oluşmıyor.Halkın içinden gelen halkın temsilcilerinden oluşuyor.Tabandan tavana görüşünü savunurum her zaman Her şey yükselerek görkemleşir küçülerek değil kendi öz eleştirimizi yapmadığımız sürece biz dahaaa çookkk kurtarıcı bekleriz biraz akıllı biraz kurnaz olanın da peşine takılırız hep.Saygılar.  04.05.2007 12:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 320
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1829
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

01/06/1967 Rize/fındıklı doğumlu olmama rağmen doğum yerimi hiç görmedim. Türkiye'nin hemen her ilin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster