Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mayıs '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
264
 

Siyasi partiler ve iki yüzlü nüfus planlamaları

Merhaba dostlarım,

Yıllardır söyleyip dururum. Neden nüfus palanlaması yapmayız ya da yapar görünürüz ? diye.
Şimdi sormalıyım ?
Dünyaya gelen mi suçlu yoksa getiren mi ?
Hadi gelinde çıkın işin içinden.
Bir TV programında sunucu soruyor vatandaşa ?

-Kaç çocuğunuz var ?
-ne bilem bacı sanırem ki 25 olsa gerek.
-peki adlarını biliyormusunuz ?
-bazılarını
-say desem kaçını sayarsınız ?
-pek fazla değil ama istersen deneyim ?

-neyse , neden yaptınız ki bukadar çocuğu ?
-Allah verdi bacım, karşımı gelseydik ki ?
Zaten peygamber efendimiz dememiş mi ki -Ben müslüman nüfusun artmasıile övünürüm- diye?
-işte bizde müslüman nüfusun artmasından dolayı gayette memnunuz.

Spiker güzel bir cevap verir.
Tabii ki anlayan için çok güzel bir cevaptır.

-siz daha çocuklarınızın adını bilmiyorsunuz.onlara dinlerini nasıl öğreteceksiniz ki ?

İşte zurnanın zart dediği yer tabiri vardır ya, işte orasıda burasıdır zaten.

Gerçekten de merakıma muciptir, nasıl olurda adını bilmediği kendi çocuğuna dinini öğretecektir ki bu kişiler ?
Onu da izninizle ben cevaplayım istedim.
Ta Osmanlı'dan beri içimize giren gayrı müslümler öyle tezgâhlanıp öylesine örgütlenmişler ki anlamak için arif'in de ötesi olmak gerek. Yani eski Çarlık Rusya'sından Osmanlı'nın içine sokulan imamlar vardır. Hem de öyle bir yetiştirilmişlerdir ki, bizlerden daha iyi Kur'an-î Kerim ilmini alıp hatta hatim edip daha iyi yorumlamaktadırlar.

Tabii ki yorumları da kendi menffatlerince olacağı aşikardır.

İşte bu tip kişiler mükemmel derecede yetiştirilip osmanlıdan beri içimize duhul etmekle kalmamış birde islam dışı olan şeyleri bize kutsal kitabımızın emriymiş gibi açıkça yutturmuşlardır. Hatta öylesine pervasızca içimize duhul ettirmişler ki bu fikirleri, bazı durumlarda direkt Kur'an-î Kerim'in emirlerini değil peygamber efendimizin hadislerini ön plana çıkarır olmuşuz.

Bu kısım çok önemlidir.

Adeta kutsal kitabımız ikinci sıraya düşürülmeye çalışılmış, Peygamberimiz ile Kur'an-î Kerim arasında sanki tercihe zorlanır bir tutum izlenmiştir. BUNA EN GÜZEL ÖRNEK İSE UYDURUK SÖYLEMLERİN HADİS'MİŞ GİBİ ALGILATTIRILMASIDIR.

Oysa yapılması gereken gayet basittir.Mihenk olarak kabul ettiğimiz Kur'an açılıp bakıldığında uyduruk olanlar açığa çıkacaktır.

Çünki Peygamber dahi olsa Kur'an a açıkça muhalif olan şeyleri söyleyemez ki zaten Hz.Muhammed de böyle birşey yapmamıştır.
Tabii ki bu bilinçli olarak hazırlanan bir tezgahın parçasıdır.

Peygamber efendimiz hiç Kur'an-î Kerim'in dışına çıkar mı ?
Elbet ki hayır.zira Kur'an-î Kerim'i en iyi yorumlayan insandır. Ancak din düşmanları için bu kısım hep bir açık kapı olarak kalmalı ve her İslâm ülkesinde istediği tezgâhı yapabilmenin yolunun buradan , bu hurafe ile doldurulan hadis adı altında uydurmalarla işlenebileceği gerçeğini elbet ki bizler farkındayız.İyi niyetli inanç sahipleri değilse bile , siyaseten bizleri, ülkeyi etkileyecek olanlar bu oyunları hiç hesaba katmadılar, yada onların bu emellerine alet olmayı ısrarla sürdürdüler, hemde yıllarca.

Tabii ki Peygamber efendimize hadi gidipte soralım , sen bu sözü söyledin mi ?diye bir imkanımızın olmamasıda bu tez sahiplerini gayet cüretkâr kılmaktadır. Ancak bilinmesi gerek bir şey daha var ki o da, peygamber de olsa hiç bir yaratılmış bizzat Allah'ın kelâmı olarak kabul ettiğimiz kur'an-î Kerim'den daha üstün değil ya da daha doğrusunu veya daha farklısını iddia edecek konumda değildir.

Ve bunlar bizlerin hayatında sayın Yaşar Nuri Öztürk ün tesbiti ile sokaktaki İslâm ile Kur'an daki İslâm ayrımını iyi yapmaya zorlar hale getirmiştir Az evvel ki bahsettiğim nüfus artışı gibi. Oysa nüfus artışının nitelikli olmasını hiçte önemsememişler, önemsetmemişler sadece artın, arttırın diye fetvalarda bulunmuşlardır. Zira Sayın Başbakan da aynı gaflet içerisinde imişcesine, Başbakan olur olmaz aynı kelimeleri sarf edince adeta tüylerimin diken, diken olduğunu hissetmiştim.

Neyse ki son günlerde nitelikli nüfustan bahsetmeye başladı.

Neden acaba ?
Gerçekten müslüman nüfusun artışının onlara ne gibi bir faydası olabilir ki ?
Ya da niteliksiz kuru kalabalık tabir edilen nüfus artışından ne gibi çıkarları olabilir ki ?
Onu da belirteyim.Gayet basit bir gerekçe ile, ucuz insan gücü, ve bu tür kalabalıklardan (ben ona bataklılar diyorum), beslenen terör odakları, cahiliye ile beslenen işgüzarlar aynen bataklık tan beslenen hayvanlar gibiler.Ha bire kanımızı emmenin hesaplarını yapıyorlar.

Ancak unutulmaması gereken birşeyi de hemen hatırlatayım.

Şu an ülkenin varlığını paylaşan yada paylaşmayı kafasına koyan çıkar çeteleri, işte bu niteliksiz ve vasıfsız kuru kalabalıktan beslenmekte, açıkça nemalanmaktadırlar. Demek ki dış güçler diye tabir ettiğimiz gerçek islam düşmanları ve de ülke düşmanları da işte bu bataklıktan beslenmekte ve bataklığın sineklerini her daim canlı tutmanın hesaplarını kendince haklı olarak yapmaktadırlar.

Hemde yıllardan beri.

Peki bizi yönetenler aptal falan mı ?
Bunu bilmiyorlar yada istihbari bilgilere değer vermiyorlar mı ?

Yok sa gerçekten de üzerinde yaşadığımız topraklarmı verimsiz de biz kendimizi aldatıyoruz ? Neden acaba habire sömürülen durumundayız da bu durum hiç değişmiyor, birilerini rahatsız etmiyor ? Neden acaba gelişmiş ülkeler seviyesini bir türlü yakalayamadık ?

Neden ?
Neden?

Bir düşünürsek bulacağımıza eminim.

Yoksa , dilim varmıyor söylemeye ancak bizmi gaflet içerisindeyiz yoksa, yıllardır bizi yönetmeye talip olanlar ihanet içinde mi ?
Umarım ki ben yanılıyorum dur.Umarım ki kendi kendine halüsünasyon görüyorumdur.
Ancak bizleri yönetmeye talip olan ve hatta yıllardır yöneten bir çok profesör, bilim adamı, dekan, doçent, vs. gibi benzer vasıfı ile birçok insan da geldi.Yukarıda bahsettiğim vasıfsız insan kitlelerini yöneten sözde vasıflı insan müsvetteleri de bizleri yıllardır yönetme sevdası ile yanıp tutuştu.

Ancak bizleri yönetmeye ne yazık ki birtek vasıf sahibi talip ve muvaffak olmadı. Yani birtek vasıf sahibine ihtiyacımız olduğu da tescillendi. Ne Prof. lara ne Dr.lara ne de başkalarına.tek bir vasıfa ihtiyacımız var. O vasıf sahibinin adı da VATAN SEVER'dir.

Diğer ünvanlar sonra seçilmelidir.
İlk Ünvan Ya da vasıf VATANSEVER'mi olmalıdır.

İllaki tenzih edilecek birçok bazı ünvan sahibi yani vatan severler de var içlerinde hemde birçok miktarda.Lakin ya yetkisiz yada sorumsuz düzeylerde kaldılar.Yada bilinçli olarak suçlandı siyasetten uzaklaştırıldı. Daha eline verilen kağıtta ki metni okumaktan aciz insanlar yıllardır bakanlık koltuklarını bile işgal etmişti.Fazla uzun değil hafızalarını az zorlayanlar orman bakanını , radyasyonlu çay içenleri, bazı kalı uçukların asbest i yüzüne sürecek kadar cahil olduğunu ve cehaletini isbatlama yarışında olduğu günleri ne çabuk unuttuk.Örtülü ödeneklerin özel çıkarlara alet edildiğini unuttuk mu?Peki göz göre göre bunlara nasıl pirim veriyoruz ki?Yarın yine sahneye çıksalar oy vermeyeceğimizi kim iddia edebilir ki ?

İşte bataklıktan beslenmeye birkaç örnektir bunlar..

İşte bu nedenlede bu bataklığı kurutmak kimsenin işine gelmiyor.

İki hurafe yi hadis yada bir safsatayı din diye yutturmanın yolu bu bataklığın her daim var olmasından geçiyor.Birde anlamayı kendi lisanımızdan yapmaya karşı çıkmazlar mı?Elbet haklılar, ya yanlışlıkla uyanacak, yazılanları anlayacak olursak.Vay hallerine değil mi ?

Sorumlular yetkisiz, yetkililer de sorumsuz oldu yıllarca.

Herhangi bir siyasi parti ya da kişiyi, direkt hedef almadığımı da sanırım ki görmektesiniz. Amacım, Büyük Türk Milletin'in makuz talihini yenme çabalarının tarih boyunca devam ettiğini belirtmektir. Demem odur ki , bizlere yıllardır empoze edilmeye kalkışılan dogma lar, dikte ler, dış mihraklı gösterilen hedefler ve doldurma din hurafeleri ile bu yüce milleti tarih sahnesinden silmek isteyenlerin emellerini su üzerine çıkartmaktan başkaca bir amacım yoktur.

Ben yıllardır bu milletin ne başı açık, nede af buyurun bilmem nesi açık diye sınıflandırıldığını duymamış görmemiştim.Ta ki bir süre , hemde uzunca bir süre evveline kadar.Hani şu arka bahçe diyenler, o bajçede oynamayı sevenlar var ya onlar sahneye çıkana kadar.

Biz biz olalım, böylesine iğrenç emellere alet olmaktan vaz geçelim.

İçinizde eski Türk filmlerini izleyenleriniz vardır elbet.Bakıyorum da oradaki kılık kıyafetler bile şimdilerde ulaşamadığımız, şimdilerde hasretle izlediğimiz bir modernlikte gözümüzün önünde duruyor. Orada da örtülü insanlar var, oradada normal giyimli insanlar var, ancak şimdilerde bir hurafenin eşiğinde kısır çekişmelerde olduğu gibi bir tartışma yok.Şimdi neden bu saçmalıkları tartışıyoruz sanırım ki anladık.....

Artık başkaları gibi olmak yerine biz olalım.Ne elin bilmem ne medeniyetini ne de başka bir şeyi, sadece kendimiz olalım.
Bize ne şam'ın şekeri, nede arab'ın yüzü vesvesesi yakışmaz. Unutmayalım ki hep bir Adem den ve Havva dan geldik.
Öyle ise nedir bu düşmanlık ?
Nedir bu kin ?
Kim ne götürdü de biz ne götüreceğiz ki ?

Bize yakışan, ecdadımızın ruhunu incitmek değil yüceltmektir.

Çanakkale'de, Kürt, Laz, Çerkez, Abhaz, aslı, etnik kökeni ne olursa olsun her Türk vatandaşımız , vs... , niceleri bu topraklar uğruna şehit düşerken , bize bağışlarken, hovarda mirasyediler gibi tüketelim diyemi bağışladı ? Üstelik biz bu toprakları miras olarak almadık. Gelecek neslimizden borç aldık.

Öyle ise geleneğimizde olan bir sözü asla unutmayalım.

-Borç namustur.
Namus ise, haysiyet sahibi olan bu milletin bir üyesi olarak bu vatanı borç aldığımız çocuklarımıza düsturlu ve edebiyle bırakma vazifemizi ifa edelim ve kimseyi düşünce yada kılık kıyafet konusunda yargılamayalım. Unutmayalım ki dengesiz olan herşey hem insana hemde insanlığa bir yük tür.Zorla kabul ettirilen hiçbirşey insan doğasına uymaz.

Ne örtü, ne çarşaf, ne inanç, ne de zorla ÖZGÜR düşünmeye çaba sarfetmek.

Nüfus planlamasını da, yani dengesiz ve amaçsız çoğalma politikasını bize siyonizm düşmanlığı yapıyormuş gibi yutturmaya kalkanları da, inanç tüccarlığını yapmak isteyenlerin de oyununa gelmeyide artık bırakalım ve bu ülkede insan gibi yaşayalım.Bu ülke hepimize yeter.

Başka Türkiye yok.....

Saygılar.

Ahmet Dursun

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 673
Kayıt tarihi
: 14.02.07
 
 

Bazı konular vardır ki, tartışarak, yazışarak da fikir edinilebilir. Bazı konula ise özel çaba sarfe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster